Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Türkiye’de Yeni NATO Birlikleri: Fırtına Kopartılması Önlenebilirdi

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 3 Nisan 2026

 

23 Mart 2026 gününden itibaren Türkiye, ABD/İsrail-İran savaşı dışında, “Türkiye’de kurulacak yeni NATO birlikleri” gibi yeni bir gelişmeyle çalkalandı. Cevaplar gecikince neredeyse “Bir bardak suda fırtına!” dedirten gelişmeler yaşandı. Mart ayı sonlarına doğru muhalefet partileri Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından cevaplandırılması için yazılı soru önergesi bile verince konu ele alındı.

Konuyu Köpürten Gelişmelerin Özeti

23 Mart 2026’da Cumhuriyet gazetesinde Barış Terkoğlu’nun “Bakanlıktan doğrulattığım bilgiler…” başlıklı köşe yazısının “NATO’nun Yeni Türkiye Ordusu” ara başlığı altında, “Bir süredir, ‘Türkiye NATO’dan koptu mu kopuyor mu’ diye tartışıyoruz ya… Bir kaynaktan, NATO’nun Türkiye’de yeni bir kolordu kurduğunu öğrendim. Adı ‘MNC-TÜR: Multinational Corps Türkiye’ (Çokuluslu Kolordu Türkiye)” bilgisi yer aldı. Bunu takiben muhalif gazeteler ve siyasi partiler de haklı olarak konu üzerine eğildiler.

Olay bana sosyal medya üzerinden aynı gün intikal ettiğinde ilk tepkim; “Böyle bir şey gizli saklı kurulmaz. Çok uluslu kolordu, Türkiye açısından iyi bir gelişmedir. Öte yandan Yunanistan kabul eder mi?” şeklindeydi.  Bu cevabımı beğenmeyen mesajdaşım; “Ülkeyi işgal… İngiliz ve ABD tankları, füzeleri, yeni incirlik iyi demek. Bizim orduyu lav edelim onlar gelsin. Kürdistan ordusu. (…) Kürdistan barış gücü!” şeklinde anlaşılması mümkün olamayacak bir tepki verince cevabım şöyle oldu: “Ne alaka? Bir kere uluslararası güç. İçinde Amerikalı bile olmayabilir. İkincisi, bir kolorduyu gözünde o kadar büyütme. Üçüncüsü, biz hiç bir şey lağvetmeyiz…”

Daha sonra İstanbul’da yeni Deniz Unsur Komutanlığı (MCC)’nın konuşlanacağının ortaya çıkması üzerine bir yüksek lisans öğrencim, anılan birliğin Türkiye-Rusya arasında çatışma riskini arttıracağını, NATO Kolordusu ile de İran’a saldırı düzenleneceği şeklindeki endişelerini paylaştı. Cevabım “O kadar da değil!” olmuşsa da, öğrencim, mevcut Ak Parti hükümetini kasıtla “Zerre güvenmiyorum artık bunlara!” demeden edememişti.

Zira Medyadan öğrendiği kadarıyla, 6 Ocak 2026’da Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Fransa Devlet Başkanı Macron ve İngiltere Başbakanı Starmer tarafından imzalanan, Rusya ve Ukrayna arasında ateşkesin ardından hava, kara ve deniz unsurlarını içerecek bir barış gücü MNF-U’ ile MCC’nin aynı birlik olduğunu zannediyordu.

Konu üzerinde ayrıntılı bilgiler ilk kez 30 Mart’ta Emekli Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan tarafından “Sis Perdesiyle Örülü NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TÜR) ve Deniz Unsur Komutanlığı” başlığı altındaki yazıyla oldukça ayrıntılı şekilde paylaşıldı.

Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) ve NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TÜR)

Her iki birlik hakkında özet açıklamalar şöyledir:

Deniz Unsur Komutanlığı (MCC): Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti (MNF-U)’nun kurulması Rusya-Ukrayna savaşı çıktıktan sonra 2022’de 33 ülkenin katılma niyet beyanı sonrası “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu” adıyla yeşermiş, Rusya-Ukrayna ateşkesinin ardından olası bir barış sürecinin parçası olarak hava, kara ve deniz unsurlarından oluşan çok uluslu bir barış gücünün kurulması üzerinde yoğunlaşılmıştı.

Fransa ve İngiltere’nin özellikle sahiplendiği bu proje sonunda “Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti” (MNF-U) adıyla bir karargah kurulmasına karar verildi. Başlangıçta Paris’te kurulacak karargahın bir Fransız general tarafından, bir yıl sonra da Londra’da konuşlanmış bir İngiliz lidere devredilecek olan 30 ülke kuvvetini içerecekti.

MSB, 28 Mart 2026’da sosyal medya hesabından “Çok Uluslu Kuvvet -Ukrayna Operasyonel Karargâhı Komutanı Tümgeneral Jean-Pierre Fague ve Komutan Yardımcısı Tümgeneral Richard Stewart Charles Bell ile beraberindeki heyet tarafından, Anadolukavağı/Beykoz’da konuşlanması planlı Deniz Unsur Komutanlığı’na ziyaret gerçekleştirildi!” şeklinde bir paylaşım yapınca, konu farklı yerlere çekildi.

Oysa Nisan 2025’te Ankara’daki toplantıda “Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması” üzerinde mutabakat sağlanmıştı.

Bu MNF-U kuvvetinin, Deniz Unsur Komutanlığı (MCC)’nın “güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle tesis edilen dengenin muhafazası amacıylaTürkiye tarafından yürütülmesi kararı alındı.

Bu amaca uygun şekilde Ağustos 2025’te Türk personelle çekirdek kadro oluşturulurken, anılan komutanlığa deniz platformları ile katılmak için başvuran 14 ülke yerine, sadece Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerden Türkiye, Bulgaristan ve Romanya deniz unsurlarının katılabileceği kararı alındı.

Buradan da anlaşılacağı üzere, MCC’nin, NATO ile bağlantısı olmadığı gibi, Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi hilafına hareketi de söz konusu değildir.

NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TÜR): Yukarıda yazının ilk bölümünde adı ve yazısının başlığı açıklanan, 2013-2018 döneminde NATO Daimi Temsilcisi olarak görev yapmış olan ve 2019’da istekle emekli olan Büyükelçi Ceylan, konuya MSB’den çok daha önce açıklık getirdi. Meslek hayatında ayrıca çok önemli diğer hizmetlerde de bulunan Ceylan’ın konuyla ilgili aktardıkları, konuyu ilk duyduğumda verdiğim tepkiye uygundu.

Zira MNC-TÜR konusu Temmuz 2023’te NATO’nun Vilnius zirvesi sırasında alınmış olup, yeni bir karar değildi. Yani Adana’daki 6. Kolordu’yu MNC-TÜR adıyla NATO kolordusuna dönüştürme kararı ABD/İsrail’in İran saldırısından 2.5 yıl önce kararlaştırılmış olup, İran’a karşı alınmış bir önlem maksadını taşımamaktadır. Hatırlanacağı üzere aynı tarihlerde henüz İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki katliamları da başlamamıştı.

Bu iki olaya da Türk kamuoyunun tepkisi genelde olumsuzdu.

NATO Birliği Kurulmasına Duyulan Tepkilerin Sebebi

Hatırlanacağı üzere mevcut iktidar İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine başlangıçta olumsuz yaklaşmış, ancak ardından Kabul etmişti.

İsrail’in Gazze katliamlarına İspanya, K. İrlanda gibi bazı ülkeler dışında neredeyse tamamı destek veren veya ses çıkartmayan ülkeler arasında NATO üyeleri (ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya vb) başı çekmekteydi.

Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmasında ve Kıbrıs meselesinde Rum-Yunan ikilisinin yanında yer alan İsrail dışındaki ülkeler arasında da öne çıkanlar (Fransa, ABD, İtalya vb) gene NATO üyesiydiler.

2020 yılında 104 emekli amiralin Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve sarıklı amiral sebebiyle sosyal medya üzerinden endişelerini paylaşmaları üzerine bazılarının tutuklanıp, tamamının mahkemeye verilmesi de unutulmadı. Eğer bir asker emeklisine sorulsa “Bir subay/komutan emekli olduktan sonra silahlı kuvvetler üzerinde hiçbir emredici özelliğinin kalmayacağı” söylenebilecek iken, bunu yapmadan amiralleri darbe heveslisi gibi suçlayıp maaşlarının kesilmesini haykırarak talep eden Cumhur İttifakı üyesi siyasi parti genel başkanı olmuştu.

Bir başka siyasi parti genel başkanı da emekli amirallere “zevzekler” dema yanlışlığını yapmıştı. Oysa Rusya-Ukrayna savaşı çıktıktan sonra emekli amirallerin haklılığı ortaya çıkmış, zamanla hukuk kurumları da yargılama sonucu aklamıştı!

Tüm bunlar ile Reza Zarrap – Halk Bankası olayı ve Rahip Brunson olayını hatırlayanlar yeni bir yanlışlık olabileceği endişesine kapılmışlardı. Bu sebeple İsveç-Finlandiya’nın NATO üyeliği kararının alındığı NATO’nun Vilnius zirvesinde 6. Kolordu’nun MNC-TÜR adıyla NATO kolordusuna dönüştürülme kararının da alındığını hatırlayamamışlardı.

Aslında bu anlaşmazlıkta ülke içerisindeki kutuplaşmanın yarattığı bir güven bunalımının da etkisi büyüktür.

Sonuç

NATO’da tüm kararlar oy birliği ile alınır. MNC-TÜR’ün kuruluşuyla ilgili öneri, Türkiye kabul etmese mümkün olamazdı. Soğuk savaş sonrası NATO’daki çeşitli strateji değişiklikleri çerçevesinde bazı birlik/kurumlar söndürülürken, bazen de yeni birlikler kurulması için kararlar alınmaktadır. Bu bağlamda verilecek örneklerden biri NATO’nun 2002 Prag Zirvesi sırasında aldığı, Yüksek Hazırlık Seviyesindeki Kuvvet Karargâhları (High Readiness Forces-HRF) bağlamında almış olduğu karar uyarınca, İstanbul’daki 3. Kolordu bünyesinde çok uluslu bir (NRDC-T) karargah haline dönüştürülmüştür. NRDC-T’ye ilişkin karar Türkiye’nin isteği ve onayıyla gerçekleşmiştir.

Burada akla gelen soru, Yunanistan’ın olası itirazı nasıl aşılabildiğidir. Zira bu gelişmeyi Yunanistan ile NATO üyesi olmayan İsrail ile GKRY’nin kabullenmesi kolay değildir.

Boğaz’da kurulacak Deniz Unsur Komutanlığı (MCC)’nın kıyıdaş olmayan ülke unsurlarının dışarıda tutularak Montrö Sözleşmesine halel getirmeyecek şekilde teşkili de Türkiye açısından önemli bir hamledir.

Ancak bu konuda 2 Nisan 2026 sabahı Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından, 1936 tarihli Ulus gazetesindeki Montrö Boğazlar Sözleşmesinin kabulüyle ilgili küpürle birlikte “Rusya, Montrö Sözleşmesi’ne büyük önem vererek uluslararası ilişkilerde yer alan tüm taraflarca uygulanmasını kararlılıkla desteklemektedir!” şeklindeki üstü örtülü bir ihtarı hatırlatan açıklama geldi.

Aynı günün ilerleyen saatlerinde Milli Savunma Bakanlığı’nın ayrıntılı bir açıklama yapılmış olsa da, konuya yaklaşımdaki zafiyet anlaşılır gibi değildir. Keşke 10 gün süreyle tartışılan bu konuya daha önce açıklık getirebilseydi.

YORUMLAR

3 adet yorum var

  1. Komutanım selamlar saygılar peki Rusya niye böyle bir hatırlatmada veyahut da uyarıda bulunma zorunluluğu hissetti

  2. İçinde USA nın olmayacağı bır NATO birliği düşünmek yanlış olur. Örnekleri ülkemizde var.Kolordu olarak kurulacak birlik zamanla Rusya ve Çin’den çekinen batılı ülkeler birliği kat be kat büyültebilirler. Buda Ülkemizde yabancılardan oluşan bir güç haline gelir ve kontrolü bizden çıkar. NATO nun başını USA çekiyor ve bu hep böyle oldu, gelecektede böyle kalacak. USA işine gelmediği zaman anlaşmaları tanımayan bir ülke olduğundan, bizden uzak durmaları en hayırlısı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER