Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Türkiye’nin Somali Hamlesi Ne Anlama Geliyor? Körfez Rekabeti ve Türkiye-Suudi Arabistan Ekseninde Yeni Sayfa

Reşit Kemal AS – 12 Şubat 2026

 

Türkiye’nin Somali’de deniz üssü kuracağı bölge olarak Laasqoray’ın belirlenmesi sıradan bir askeri karar değil. Bu adım, Ankara’nın son yıllarda inşa ettiği Afrika stratejisinin yeni ve daha iddialı bir safhaya geçtiğini gösteriyor. Üstelik aynı bölgenin gelecekte Suudi Arabistan ve Türkiye askeri üsleri için resmi olarak tahsis edilmesi, bu hamleyi yalnızca iki ülke arasındaki bir savunma iş birliği olmaktan çıkarıyor; bölgesel güç dengelerini ilgilendiren bir jeopolitik hamleye dönüştürüyor.

Bu gelişme, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattında yeni bir sayfa açabilir.

📌Laasqoray: Haritada Küçük, Jeopolitikte Büyük Bir Nokta

Laasqoray, Somali’nin kuzeyinde, Aden Körfezi’ne açılan kritik bir noktada bulunuyor. Bu konum, Basra Körfezi’nden Süveyş Kanalı’na uzanan enerji ve ticaret koridorunun hemen yanı başı demek.

Bugün dünya petrol taşımacılığının önemli bir kısmı bu deniz hattından geçiyor. Aynı şekilde Asya-Avrupa ticaretinin de kalbi bu sularda atıyor. Böylesine stratejik bir hattın yakınında kalıcı askeri varlık göstermek, yalnızca bir üs kurmak değil; deniz güvenliği, enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde söz sahibi olmak anlamına geliyor.

Türkiye, Somali’de zaten uzun süredir askeri eğitim faaliyetleri yürütüyor. Ancak deniz üssü, oyunun seviyesini yükseltiyor. Bu artık kıyı güvenliği desteği değil, mavi sularda kalıcı güç projeksiyonu demek.

📌Körfez Rekabeti ve Türkiye-Suudi Arabistan Ekseninde Yeni Sayfa

Bölgenin aynı zamanda Suudi Arabistan ve Türkiye askeri üsleri için tahsis edilmesi dikkat çekici. Bu durum iki ihtimali beraberinde getiriyor:

Birincisi, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son dönemde normalleşen ilişkilerin savunma alanında da stratejik ortaklığa evrilmesi.

İkincisi ise Körfez ülkelerinin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu üzerindeki nüfuz mücadelesinde yeni bir denge arayışı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Eritre ve Somali’nin bazı bölgelerinde etkili olduğu biliniyor. Katar’ın da Somali yönetimiyle yakın ilişkileri var. Çin’in Cibuti’de askeri üssü bulunuyor. ABD ve Fransa zaten bölgede aktif. Şimdi tabloya Türkiye’nin güçlü bir deniz üssü hamlesi ekleniyor.

Bu, Afrika Boynuzu’nun küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri haline geldiğinin açık göstergesi.

📌Mavi Vatan Doktrininin Afrika Uzantısı mı?

Türkiye’nin son yıllarda deniz stratejisinde öne çıkan kavramlarından biri Mavi Vatan. Bu yaklaşım, deniz yetki alanlarının korunmasını ve denizlerde aktif varlığı savunuyor. Somali’de kurulacak bir deniz üssü, bu doktrinin yalnızca Akdeniz’le sınırlı olmadığını gösteriyor olabilir.

Ankara, Doğu Akdeniz’de yaşadığı gerilimlerin ardından deniz gücünü çeşitlendirme ve farklı coğrafyalarda kalıcı hale getirme arayışında. Somali hamlesi, Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, yarı küresel bir deniz gücü olma hedefinin işareti olarak da okunabilir.

📌Güvenlik mi, Ekonomi mi, Prestij mi?

Bu adım sadece askeri değil, ekonomik ve siyasi bir mesaj da taşıyor. Somali, uzun yıllar istikrarsızlıkla anılmış bir ülke. Türkiye ise burada insani yardım, altyapı yatırımları ve diplomatik destekle önemli bir etki alanı oluşturdu.

Deniz üssü kararı, bu etkinin güvenlik boyutuyla tahkim edilmesi anlamına geliyor. Ayrıca Türk savunma sanayii için yeni iş birlikleri, ortak tatbikatlar ve lojistik ağların genişlemesi demek.

Ama bir başka boyut daha var: Prestij.

Hint Okyanusu’nda bayrak göstermek, Türkiye’nin küresel ölçekte görünürlüğünü artırır. Bu, NATO üyesi bir ülkenin kendi jeopolitik inisiyatifini geliştirmesi anlamına gelir.

📌Riskler ve Olası Gerilimler

Elbette her stratejik hamle beraberinde riskler taşır. Afrika Boynuzu, etnik gerilimlerin, korsanlık faaliyetlerinin ve büyük güç rekabetinin iç içe geçtiği bir alan. Türkiye’nin kalıcı askeri varlığı, bazı aktörler tarafından nüfuz genişletme olarak algılanabilir.

Bu durum diplomatik baskıları artırabilir. Ayrıca Somali iç siyasetindeki kırılgan yapı da dikkatle yönetilmesi gereken bir faktör.

📌Sessiz Ama Derin Bir Jeopolitik Hamle

Laasqoray kararı, ilk bakışta teknik bir askeri planlama gibi görünebilir. Oysa satır aralarında çok daha büyük bir stratejik yönelim var.

Türkiye, Afrika Boynuzu’nda kalıcı deniz gücü kurarak hem ticaret yollarında hem enerji hatlarında hem de bölgesel güvenlik mimarisinde söz sahibi olma iddiasını güçlendiriyor.

 

Bu hamle, sadece Somali’de bir üs değil, Hint Okyanusu’na açılan bir kapıdır.

Ve o kapıdan içeri giren sadece donanma değil, yeni bir jeopolitik vizyondur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER