Ersoy DEDE – 26 Şubat 2026
Bloomberg Haberi, Yalanlama ve Jeopolitik Satranç Tahtası
Ortadoğu yeniden kaynıyor. İran merkezli gerilim, İsrail’in bölgesel hamleleri, ABD’nin askeri pozisyonlanışı, Körfez’in temkinli bekleyişi… Böyle bir atmosferde uluslararası bir ajansın attığı tek bir başlık bile sadece “haber” değildir. O, bir konumlandırmadır.
Geçtiğimiz günlerde Bloomberg, Türkiye’nin İran sınır hattında askeri önlemleri artırdığına dair bir haber yayımladı. İddia netti: Ankara sınırda hareketlilik içindeydi.
Kısa süre sonra Cumhurbaşkanlığı ilçe Başkanlığı devreye girdi. Açıklama açıktı: Haber gerçeği yansıtmıyordu.
Ve asıl soru tam burada başlıyor:
Bu sadece yanlış bir yorum muydu?
Yoksa Türkiye’yi bölgesel savaş denklemine çekme girişimi mi?
HABERİN ZAMANI: TAKVİM TESADÜF ETMEZ
Ortadoğu’da askeri tansiyon yükselmişken, İran dosyası yeniden ısınmışken, İsrail-İran hattı kırılgan bir denge üzerindeyken Türkiye’nin adı neden bu tabloya dahil edilir?
Türkiye bugün:
- İran’la doğrudan sıcak çatışma içinde değil.
- Diplomatik kanalları açık tutuyor.
- NATO üyesi olarak Batı sisteminde.
- Bölgesel denge politikası yürütüyor.
Ancak uluslararası kamuoyuna şu algı servis edilirse:
“Türkiye İran sınırında askeri hazırlık yapıyor”
Bu ne üretir?
- Finansal piyasalarda dalgalanma
- Diplomatik baskı
- Türkiye’yi fiilen taraf gibi gösteren algı
- İç kamuoyunda güvenlik endişesi
Bu, askeri bir haber değil; jeopolitik bir çerçeveleme.
TÜRKİYE-İRAN SINIRI: TARİHSEL ARKA PLAN
Türkiye ile İran arasındaki sınır, 1639’daki Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana büyük ölçüde değişmemiştir. Bu sınır, Ortadoğu’nun en istikrarlı sınırlarından biridir.
Osmanlı-Safevi çekişmesi sonrasında çizilen bu hat, yüzyıllar boyunca sıcak cepheye dönüşmemiştir.
Modern dönemde:
- 1980’ler: İran-Irak Savaşı
- 1990’lar: PKK’nın sınır hareketliliği
- 2000’ler sonrası: Kaçakçılık ve düzensiz göç
Türkiye zaten yıllardır bu sınırı tahkim ediyor.
Duvar inşa etti.
Elektronik gözetleme sistemleri kurdu.
Termal kameralar yerleştirdi.
Yani sınır güvenliği Türkiye için “yeni bir askeri alarm” değil, kronik bir güvenlik politikasıdır.
Peki bu rutin güvenlik mimarisi neden “askeri yığınak” gibi sunulur?
ALGI OPERASYONU MU, STRATEJİK MESAJ MI?
Uluslararası medya dilinde iki yöntem vardır.
- Bilgi vermek
- Pozisyonlamak
Bir ülkeyi savaş atmosferine dahil etmek için tank göndermeniz gerekmez. Başlık atmanız yeterlidir.
Bloomberg gibi küresel etkisi yüksek bir ajansın attığı bir başlık:
- Wall Street’i etkiler
- Avrupa başkentlerini etkiler
- Diplomatik kanalları etkiler
Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Türkiye’ye bir mesaj mı veriliyor?
TÜRKİYE’Yİ SAVAŞ DENKLEMİNE ÇEKME SENARYOSU
Bugün bölgede üç ana aktör var:
- İran
- İsrail
- ABD
Türkiye bu üçgenin tam ortasında.
Eğer Türkiye “İran’a karşı pozisyon alan ülke” gibi gösterilirse:
- İran kamuoyunda Türkiye’ye karşı şüphe oluşur.
- Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi zedelenir.
- Türkiye’nin denge siyaseti darbe alır.
Bu sadece askeri bir mesele değil. Bu, Türkiye’nin stratejik kimliğine müdahale girişimi olabilir.
DEVLETİN HIZLI REFLEKSİ
Burada kritik olan nokta şu:
DMM, hızlı şekilde devreye girdi.
Bu refleks şunu gösteriyor:
Türkiye artık algı savaşlarının farkında.
Çünkü modern savaş sadece cephede yapılmaz.
Manşetlerde yapılır.
Finansal raporlarda yapılır.
Diplomatik notalarda yapılır.
EKONOMİK BOYUT: PİYASA ETKİSİ
Bir ülkenin savaş ihtimali konuşulmaya başlandığında:
- CDS primleri yükselir
- Döviz dalgalanır
- Yatırımcı beklemeye geçer
Dolayısıyla bu tür haberler sadece güvenlik değil, ekonomik sonuç üretir.
Soru şu:
Türkiye’nin istikrarına zarar verebilecek bir algı neden oluşturulur?
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK POZİSYONU
Türkiye son yıllarda şu dengeyi kurmaya çalışıyor:
- NATO içinde kal
- Rusya ile ilişkiyi koparma
- İran’la doğrudan çatışmaya girme
- İsrail ile kontrollü diplomasi yürüt
Bu denge çok ince bir ip üzerinde.
Eğer Türkiye “askeri pozisyon alan taraf” gibi gösterilirse bu denge bozulur.
Ve dengeyi bozan her gelişme, Türkiye’yi istemediği bir cepheye sürükleyebilir.
SONUÇ: HABER Mİ, HAMLE Mİ?
Burada kesin bir yargı üretmek kolay değil.
Ancak şunu söylemek mümkün:
- Türkiye’nin İran sınırında rutin güvenlik tahkimi yeni değil.
- Bölgesel gerilim ortamında bu tür haberler sıradan değildir.
- Algı üretme potansiyeli yüksektir.
Ve en önemlisi:
Türkiye bugün sadece fiziki sınırlarını değil, bilgi sınırlarını da korumak zorunda.
Çünkü modern çağda sınır ihlali tankla değil, başlıkla başlar.
SON SORU
Türkiye gerçekten savaşa mı hazırlanıyor?
Yoksa Türkiye savaşa hazırlanıyormuş gibi mi gösterilmek isteniyor?
Ortadoğu’da her şey mümkündür.
Ama Türkiye’nin çıkarı bellidir:
Dengeyi korumak.
Cephe olmamak.
Masada kalmak.
Ve belki de asıl mücadele tam da burada başlıyor.


YORUMLAR