WOTTV E-DERGİ
DOLAR 33,1952 -0.11%
EURO 36,0226 -0.6%
ALTIN 2.548,96-1,98
BITCOIN 22199351,07%
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Ayşe ile Evlenmeleri

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Ayşe ile Evlenmeleri

9 Temmuz 2024 17:15
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Ayşe ile Evlenmeleri
0

BEĞENDİM

Fatih ÜNLÜ – 09 Temmuz 2024

 

Bir hafta önceki yazımızda Peygamberimize (s.a.v.) atılan en büyük iftiralardan olan O’nun Hz. Ayşe ile çocuk yaşta evlendiği iddiasını çürütmüştük.

Bu iftirayı çürüttük ama şöyle diyenler de çıkabilir: “Tamam, Peygamberimiz  aleyhisselam Hz. Ayşe’yle çocuk yaşta değil genç kız iken evlenmiş. Kabul ama Peygamberimiz neden kendisinden yaşça çok küçük birisiyle  evlenmiş?”

Önemli bir soru. Bu evliliğin hikmetini anlamak için ilk başta Peygamberimizin (s.a.v.) evlenmeye olan  yaklaşımını doğru anlamak  gerekir. Peygamberimizin tüm hayatında olduğu gibi evliliklerinde de Allah’a kulluk temelinde sevgi, güzel ahlak, eğitim,  ilim, hayır beklentisi ve iyilik çok önemli olmuştur.

Konunun detaylarına geçmezden önce, çoğu okuyucumuzun bildiği şu hususları öncelikle arz edelim. Hz. Ayşe annemiz hariç  Peygamberimizin (s.a.v.) diğer eşleri dul idi, bazıları da yaşça ileri idi.  O dönem Peygamberimiz aleyhisselamla evlenmeyi isteyen ve bunu kendi gelip  söyleyenler de olmuştu ama Peygamberimiz kırmadan bu teklifleri üslubunca reddetmişti.

Peygamberimiz aleyhisselamın çok büyük bir sevgiye dayanan Hz. Ayşe ile evliliğinin en büyük hikmetlerinden birisi bu izdivacın İslami mirasın sonraki nesillere aktarılmasındaki eşsiz rolü olmuştur.

Peygamber efendimiz buyurdular: “Dininizin üçte birini Humeyra’dan öğreniniz. Resulullah efendimiz, Hazret-i Aişe’yi çok sevdiği için, ona “Humeyra” derlerdi.

Son derece zeki ve ilme meraklı bir insan olan Hz. Ayşe annemiz Peygamberimiz aleyhisselamın yanında yetiştiği için çok derin bir ilme ve fıkıh bilgisine sahipti. Hz. Ayşe annemizin birçok çetrefilli ilmi hususun anlaşılmasına katkı sağladığı ve kendisi de olay yerinde olduğu için bazı hadis rivayetlerini tamamladığı, eksik yönlerini giderdiği ve açıklığa kavuşturduğu bilinmektedir. Bu konularda çok detaylı çalışmalar da yapılmıştır.

Aralarındaki Derin Sevgi ve Saygı

Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Ayşe ile evliliği diğer şartlar ne olursa olsun, inanç birlikteliği, sevgi ve saygının ideal  bir evlilik için yeterli olacağını göstermiştir.

Peygamberimizin (s.a.v.) imkanı olmadığından değil de diğergamlığı ve takva hayatından dolayı evlerinde lüks ve şatafat zaten hiç bir zaman olmamıştır. Ayrıca o mütevazı evde günlerce, bazen  aylarca yemek pişirmek için ateş yakılmadığı zamanlar olmuştur ve çoğu zaman -o da bulunabilirse- hurma süt gibi yiyeceklerle idare edilmiştir.

İşte birçok yokluğun yaşandığı bu yuvada Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hz. Ayşe annemiz çok mutluydular. Çünkü Hz. Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Ayşe’yi gerçekten çok severdi. Hz. Ayşe de Peygamberimize çok derin bir sevgiyle bağlıydı. Hz. Ayşe annemiz bir gün şöyle demişti:

“Mısırlı kadınlar Yusuf’un güzelliği karşısında ellerini kestiler. Benim Efendimi görselerdi, o bıçakları kalplerine saplarlardı.” 

Hz. Ayşe bir gün Peygamberimize sorar: “Ya Resulullah! Hz. Yusuf Senden de mi daha güzeldi?” Belki  buna ihtimal veremez. Peygamberimiz aleyhisselam da “Evet, kardeşim Yusuf benden de daha yakışıklıydı ama ben daha sevimliyim.” diye cevap verirler.

Yine Hazret-i Aişe anlatıyor:

“Birgün Resulullah efendimiz, nalınlarının kayışlarını çakıyordu. Ben de iplik eğiriyordum. Mübarek yüzüne baktım. Parlak alnından ter damlıyordu. Ter damlası, her tarafa nur saçıyor, gözlerimi kamaştırıyordu. Şaşakaldım. Bana doğru bakarak buyurdular ki:

– Sana ne oldu ki böyle dalgın duruyorsun?

Ben de, “Ya Resulallah! Mübarek yüzünüzdeki nurların parlaklığına ve mübarek alnınızdaki ter tanelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim.” dedim.

Bunun üzerine, Resulullah efendimiz kalkıp yanıma geldi. Alnımdan öptü ve buyurdular ki:

– Ya Aişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Senin beni sevindirdiğin gibi, ben seni sevindiremedim.” *1

Peygamberimiz  aleyhisselam ayrıca “Erkeğin güzelliği dilindedir.” ölçüsünü de getirmiş ve evlilikte güzel sözün, iyi ahlakın, eşi incitmemenin önemini yaşayarak göstermiştir.

İfk Hadisesi

Peygamberimizin Hz. Ayşe ile evliliğinin sınandığı en önemli olay İfk (İftira, Büyük Yalan) hadisesidir.

Olayı İslam ansiklopedisinden ve diğer kaynaklardan özetleyerek aktaralım:

Benî Mustaliḳ Gazvesi’nde Hz. Peygamber sefere çıkarken Hz. Âişe’yi de yanına almıştı.

Savaş sonrasında Medine’ye dönülürken ordunun konakladığı bir yerde Hz. Âişe devenin üzerine konulan kapalı oturaktan (mahfe – hedvec) inip bir ihtiyacını gidermek için ordugâhtan biraz uzaklaşmıştı. Dönüşünde boynundaki gerdanlığın düştüğünü fark edince onu aramak için geri döndü. Bu arada onun mahfede  olduğu düşünülerek mahfe deveye yüklendikten sonra kafileye hareket emri verildi.

Hz. Âişe geri dönünce konak yerinde kimseyi bulamayınca kendisini almaya gelecekleri ümidiyle beklemeye başladı. Bundan sonrasını Hz. Ayşe’nin kendisinden dinleyelim:

“Safvân b. Muattal es-Sülemî, ordunun arkasından gelirdi. Yanıma yaklaştığında beni görür görmez tanıdı. Çünkü beni örtünme âyetinin inmesinden önce görmüştü. Elbisemle yüzümü örttüm. Bana tek bir kelime bile söylemedi. Sadece “İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Râciun” ayetini okudu. Ardından “Allah’ın rahmeti üzerine olsun! Neden geride kaldınız?” diye sordu. Ancak ben bir kelime bile konuşmadım. Bundan başka hiç bir sözünü duymadım. Devesini çöktürdü, ben de bindim.” *3

Sonra Hz. Ayşe annemiz deve üstünde Hz. Safvân da yayan bir süre sonra kervana yetiştiler.

Fakat bu savaşa katılmış olan münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl bunu fırsat bilip, bu olayı bir iftiraya dönüştürdü. Çok az sayıdaki bazı Müslümanlar da ne yazık ki onun bu çirkin iftirasına alet oldular. Hz. Peygamber, Hz. Ebubekir ve eşi Hz. Ümmü Rûmân ve diğer Müslümanlar dedikodular sebebiyle çok üzülmekteydiler.

Savaş dönüşü bir ay kadar hastalanan Hz. Âişe ise kendisine yapılan bu iftirayı çok sonradan tesadüfen öğrendi. Sonra Hz. Peygamber’den izin alıp babasının evine gitti ve üzüntüsünden günlerce ağlayıp ıstırap çekti.

Nihayet Nûr sûresinin 11-21. âyetleri nâzil oldu ve Allah Teâlâ yapılan dedikoduların tamamen asılsız olduğunu ve Hz. Âyşe’ye iftira atıldığını bildirdi. Nur Suresinin 12. ayetinde mealen şöyle buyurulmaktadır:

“Ne olurdu, siz o iftirayı işittiğiniz zaman, erkek ve kadın müminler, kendi nefisleri adına hüsnü zan etselerdi de; “Bu açık bir iftiradır.” deselerdi!”

Bu âyetlerin nâzil olmasıyla çok sevinen Hz. Ebû Bekir ile hanımı Ümmü Rûmân, kızlarına Hz. Peygamber’e gidip teşekkür etmesini söyledilerse de Hz. Âişe, “Hayır! Vallahi gitmem! Ben yalnızca benim suçsuz olduğumu ortaya çıkaran Allah’a hamd ederim.” diye mukabele etti. (Buhârî, “Şehâdât”, 15)

İfk hadisesiyle ilgili zor fitne zamanlarında işlerin nasıl yürütülebileceğine dair birçok detay vardır. O olayda sahabe-i kiramın bir çoğu Hz. Ayşe hakkında hüsn-ü şehadette bulunmuşlardır. Örneğin, Hz. Ebu Eyyüp El-Ensari “Söylenenleri duydun mu?” diye soran karısına “Sen olsan, böyle bir şey yapar mısın?” diye sormuştu.  Karısı “Hayır” cevabını verince de “Ayşe senden daha hayırlıdır, o da yapmaz.” diye cevap vermişti.

Bu dönemde Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Ayşe’ye bazen mesafeli davranması da Allahualem ondan şüphelenmesinden değil onun tedbirsiz davranışı sonucu bu üzücü olayın meydana gelmiş olmasındandır.

Hz. Ayşe çok zeki bir insandı fakat aynı zamanda çok dalgın ve saf bir yönü de vardı, bu da bazen tedbirsizlikle neticelenebiliyordu. Ama niyet halis olduğu için bunlar Peygamberimiz zamanında hep hayırla neticelenmiştir. Burada iki küçük parantez açıp sonra da yazımızın sonuç kısmına geçelim:

Hz. Ayşe Mekke’nin fethi yahut Zâtürrikā‘ seferinde ablası Esmâ’dan ödünç aldığı gerdanlığı yine kaybetmişti. Hz. Peygamber gerdanlığın aranması için bazı kimseleri gönderdi. Kafile de susuz bir yerde bulunuyordu. Sabah namazı vakti yaklaştığı ve su da olmadığı için gerek Hz. Ebû Bekir gerekse diğer bazı müslümanlar Hz. Âişe’ye kızdılar. Bu esnada teyemmüm âyeti nâzil oldu. Bu kez de hayırlı bir işe vesile olduğu için babası ve diğer müslümanlar da Hz. Ayşe’ye dua ettiler. *2 Çöller diyarında su olmadığında teyemmümle abdest müminler için büyük bir imkandı hiç şüphesiz.

İkinci parantezimiz Peygamber efendimizin vefatlarından yıllar sonrasına dair… Cemel vakasından önce kafile yolda Hav’eb suyu denilen bir bölgede durmuştu. Bu sırada köpekler çok havlayınca,  Hz. Ayşe Hz. Resûlüllah’ın (sav) eşlerine hitaben “Acaba hanginize Hav’eb’in köpekleri havlayacak?” hadisini hatırladı ve bu yerin adını sordu. Rehber: “Hav’eb suyu” deyince, Hz. Ayşe hemen geri dönmek istedi. Ancak kafiledeki bazı kişiler ona o kişinin yanıldığını ve buranın Hav’eb suyu olmadığını söyleyerek Hz. Ayşe’nin yanıltılmasına ve yola devam edilmesine sebep oldular. Böylece Cemel vakasını önleyebilecek eşsiz bir fırsat da kaçırılmış oldu.

Sonuç

Peygamberimizin bütün eşlerinin, özellikle  Hz. Hatice’nin (r.anha)  ve Hz. Ayşe’nin (r.anha) İslam tarihinde eşsiz  bir yeri vardır.

Peygamberimiz aleyhisselam Hz. Hatice annemizle  evlendiğinde 25 yaşındaydı. Hz. Hatice’nin de o esnada 40  yaşında veya biraz daha genç olduğu rivayet ediliyor. Hz. Ayşe’ye olan derin sevgisine rağmen Peygamberimizin (s.a.v.) en sevdiği eşi fedakarlığı, ilmi, bağlılığı ve hikmetli duruşuyla Hz. Hatice annemizdi. Peygamberimiz bunu da belli ederlerdi. Hz. Ayşe Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice’ye olan sevgisini kıskandığı ifade eder.

Hz. Ayşe de (r.anha) bir genç kız olarak, Peygamber efendimizin evlilikteki örnek tavırlarını birçok farklı olayla  göstermiştir. Hz. Peygamberin evdeki tavırlarıyla ilgili birçok detay Hz. Ayşe vesilesiyle öğrenilmiştir. Bir örnek olarak, Hz. Ayşe ile evliliği olmasaydı, Hz. Peygamberin (s.a.v.) eşiyle müsait ortamlarda koşma yarışması yaptığını, çok şakalaştığını vs. bu detayıyla bilemeyecektik.

Peygamberimizin vefatından sonra çok uzun bir süre daha yaşayan Hz. Ayşe özellikle ilmi katkıları ve rivayetleriyle de eşsiz bir öneme sahiptir. Cemel vakasından sonra siyasetle de hiç ilgilenmeyen Hz. Ayşe annemiz -bir âlime olarak- İslam’ın ilmi mirasının gelecek nesillere aktarılmasında en öncü rolü üstlenen insanlardan birisi olmuştur.

Allah azimüşşan Hz. Peygamber’e ve O’nun aile ve ashabına sonsuz salat ve selam eylesin, onların aziz hatırasını rahmetiyle muhafaza buyursun.   

=====

Kaynaklar:

*1 www.dinimizislam.com
* 2 TDV, İslam Ansiklopedisi
* 3. İfk Olayı Üzerine bir Değerlendirme, Ali Aksu
www.sorularlarlaislamiyet.com

Fatih Ünlü

Fatih Ünlü 1965 Adana doğumludur. Adana Dumlupınar İlkokulu, Hürriyet Ortaokulu ve Anafartalar Lisesinden sonra 1987 yılında ODTÜ Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümü Uluslararası İlişkiler alt dalından mezun olmuştur.TBMM, TÜBİTAK, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Kalkınma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO)'nda çalışmıştır.Yayıncılık faaliyetlerine vakit ayırabilmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı SBB - İSEDAK ve Uluslararası Kalkınma İşbirliği Genel Müdürlüğünden 2022 yılında emekli olmuştur.Emeklilikten sonra, Güray Gümüş'le birlikte Abdullah Bera Yıldız'ın "Bir Soluk Dua - Çaresiz Anlarımıza Çare Olan Rahmetinle" ve "O'nu Bilmeden Hiçbir Vahada Hayat Yoktur" adlı kitaplarının editörlüğünü yapmıştır.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.