2026 yılı itibarıyla küresel nükleer envanterlerdeki değişim korkutucu boyutlara ulaştı. Hangi ülkeler cephaneliğini gizlice genişletiyor ve nükleer savaş tehdidi ne kadar yakın? İşte devlerin nükleer karnesi hakkındaki tüm detaylar ve jeopolitik dengeleri sarsan son rakamlar.
Küresel Nükleer Dengeler Değişiyor Mu
Dünya genelinde nükleer silahların kontrolüne yönelik anlaşmaların zayıfladığı bir dönemden geçerken, 2026 yılı savunma sanayii verileri nükleer modernizasyonun hız kazandığını gösteriyor. Soğuk Savaş döneminden kalan stokların yerini daha teknolojik ve yıkıcı başlıklar alırken, nükleer kulübün üyeleri arasındaki rekabet kızışmaya devam ediyor. Uluslararası güvenlik raporlarına göre, nükleer silah sahibi ülkeler sadece mevcut kapasitelerini korumakla kalmıyor, aynı zamanda bu silahların menzilini ve isabet oranını artırmak için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyor.
Nükleer silahlanma yarışı, özellikle son birkaç yılda yaşanan bölgesel çatışmalar ve diplomatik krizlerle yeni bir evreye girdi. Stratejik caydırıcılık adı altında yürütülen bu süreç, küresel güvenliği bıçak sırtında bir dengeye hapsediyor. Uzmanlar, 2026 yılındaki bu artış trendinin, nükleer silahsızlanma çabalarını son otuz yılın en düşük seviyesine indirdiğini vurguluyor.
Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri Zirvedeki Yerini Koruyor
Dünyadaki toplam nükleer başlık kapasitesinin yaklaşık yüzde 90’ını elinde bulunduran Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri, 2026 yılında da listenin en başında yer alıyor. Rusya, yaklaşık 5 bin 500 nükleer başlık ile sayısal üstünlüğünü korurken, bu başlıkların önemli bir kısmını aktif ve konuşlandırılmış durumda tutuyor. Moskova yönetimi, hipersonik füzeler ve deniz altı nükleer sistemleri ile bu kapasiteyi modernize etmeyi sürdürüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ise yaklaşık 5 bin nükleer başlık ile Rusya’nın hemen ardından geliyor. Washington, envanterindeki eskiyen başlıkları yenilemek ve fırlatma platformlarını dijital çağa uyarlamak için kapsamlı bir bütçe ayırmış durumda. Her iki ülke de nükleer üçleme olarak adlandırılan kara, hava ve deniz unsurlarının her birinde mutlak bir hakimiyet kurma mücadelesi veriyor.
Çin Nükleer Kapasitesini Neden Hızla Artırıyor
2026 yılının en dikkat çekici gelişmesi ise Çin’in nükleer cephaneliğindeki devasa büyüme oldu. Pekin yönetimi, uzun yıllar boyunca uyguladığı minimum caydırıcılık politikasını terk ederek nükleer başlık sayısını 500’ün üzerine çıkardı. Uydu görüntülerinden elde edilen veriler, Çin’in yüzlerce yeni füze silosu inşa ettiğini ve kıtalararası balistik füze kapasitesini iki katına çıkarma yolunda ilerlediğini kanıtlıyor.
Asya’daki bu güç değişimi, sadece bölge ülkelerini değil, aynı zamanda küresel stratejileri de derinden etkiliyor. Çin’in 2030’lu yılların başında nükleer kapasite bakımından ABD ve Rusya ile aynı lige çıkma hedefi, 2026 rakamlarında açıkça görülmeye başlandı. Bu durum, Pasifik bölgesindeki askeri hareketliliği ve ittifak sistemlerini yeniden şekillendiriyor.
Diğer Nükleer Güçlerin Mevcut Durumu Nasıl
Fransa ve Birleşik Krallık, Avrupa’nın nükleer kalkanı olarak sabit kapasitelerini korumaya devam ediyor. Fransa yaklaşık 290, Birleşik Krallık ise 225 civarında nükleer başlığa sahip bulunuyor. Her iki ülke de nükleer silahlarını ağırlıklı olarak denizaltı platformlarında konuşlandırarak ikincil darbe kapasitesine odaklanıyor.
Güney Asya’da ise Hindistan ve Pakistan arasındaki nükleer rekabet hız kesmeden sürüyor. Her iki ülkenin de yaklaşık 170 ile 180 arasında başlığa sahip olduğu tahmin edilirken, fırlatma menzillerini artırma çalışmaları devam ediyor. Kuzey Kore ise tüm uluslararası yaptırımlara rağmen 2026 itibarıyla nükleer stokunu 50 başlığın üzerine çıkararak kapalı kutu olma özelliğini koruyor. İsrail’in ise resmi olarak kabul etmese de 90 civarında nükleer başlığa sahip olduğu savunma kulislerinde konuşulmaya devam ediyor.
