Dünyaca ünlü Chobani markasının kurucusu Hamdi Ulukaya, Forbes’un merakla beklenen 2026 yılı milyarderler listesindeki yerini alırken, hem güncel serveti hem de gıda sektöründeki yenilikçi iş modeliyle ekonomi dünyasında tüm dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bir yoğurt imparatorluğu kurarak küresel bir başarı hikayesine imza atan Hamdi Ulukaya, girişimcilik dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Forbes tarafından paylaşılan 2026 yılı verilerine göre, Ulukaya’nın servetindeki istikrarlı artış ve Chobani’nin pazar payındaki büyüme, ünlü iş insanının listedeki konumunu daha da sağlamlaştırdı. Sadece bir iş insanı olarak değil, aynı zamanda uyguladığı toplumsal fayda odaklı modellerle de tanınan Ulukaya, 2026 yılında da finans çevrelerinin radarında yer alıyor.
Chobani markasının 2026 yılındaki büyüme stratejisi nasıl şekillendi
Hamdi Ulukaya’nın başarısının temelinde yatan Chobani markası, 2026 yılı itibarıyla ürün yelpazesini genişleterek gıda teknolojileri alanında ciddi yatırımlar yaptı. Bu stratejik hamleler, Ulukaya’nın Forbes listesindeki yükselişini doğrudan tetikleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Şirketin sürdürülebilirlik hedefleri ve çalışan odaklı yönetim anlayışı, markanın değerini milyar dolarlık seviyelerin üzerine taşırken, Ulukaya’nın kişisel servetinin de bu başarıyla paralel olarak artış göstermesini sağladı.
Hamdi Ulukaya Forbes listesinde kaçıncı sırada yer alıyor
2026 yılı Forbes milyarderler listesi sonuçlarına göre Hamdi Ulukaya, dünyanın en zengin isimleri arasındaki yerini koruyarak üst sıralardaki rekabetine devam ediyor. Servetinin büyük bir kısmını Chobani’deki hisselerinden ve yaptığı stratejik yatırımlardan elde eden Ulukaya, Türkiye kökenli iş insanları arasında küresel ölçekte en çok tanınan figürlerden biri olma unvanını sürdürüyor. Analistler, Ulukaya’nın önümüzdeki yıllarda teknoloji ve gıda birleşimi olan yeni girişimlerle servetini daha da katlayabileceğini öngörüyor.
Ekonomi dünyası, Ulukaya’nın sadece servet rakamlarını değil, aynı zamanda “Anti-CEO” olarak adlandırdığı yönetim felsefesinin finansal sonuçlara olan etkisini de yakından inceliyor. 2026 yılı verileri, bu insancıl iş modelinin ekonomik başarıyla nasıl harmanlanabileceğini bir kez daha kanıtlamış durumda.
