Kaz Dağları’nın Güvercinkaya bölgesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, daha önce literatürde yer almayan yepyeni bir böcek türü gün yüzüne çıkarıldı. İsmini Çanakkale’nin kadim tarihinden alan bu keşif, bölgenin biyolojik çeşitliliğine dair çarpıcı gerçekleri bir kez daha gözler önüne sererken doğa tutkunlarını ve bilim insanlarını heyecanlandırdı.
Türkiye’nin oksijen deposu ve biyolojik çeşitlilik merkezi olan Kaz Dağları, her geçen gün sakladığı doğal hazineleri birer birer insanlığa sunmaya devam ediyor. Son olarak Güvercinkaya mevkisinde gerçekleştirilen saha araştırmaları, entomoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Uzmanların titizlikle yürüttüğü çalışmalar neticesinde, bölgenin eşsiz ekosistemine ait daha önce hiç tanımlanmamış bir böcek türü tespit edildi.
İsmini Çanakkale Boğazı’nın Kadim Geçmişinden Aldı
Yeni keşfedilen bu böcek türüne verilen isim, bölgenin tarihi dokusuyla harmanlanarak belirlendi. Çanakkale Boğazı’nın antik dönemdeki adı olan Dardanelles’ten esinlenen bilim insanları, bu yeni türe “Aphis dardanelliensis” adını verdi. Bu isimlendirme, hem bölgenin coğrafi önemine vurgu yapıyor hem de uluslararası bilimsel literatürde Çanakkale’nin tarihi izlerini kalıcı hale getiriyor.
Valeriana alliariifolia Bitkisi Üzerinde Tespit Edildi
Araştırmanın teknik detayları, yeni türün yaşam alışkanlıklarına dair önemli ipuçlarını da barındırıyor. Bilimsel adı “Aphis dardanelliensis” olarak tescillenen bu türün, bölgede yayılış gösteren “Valeriana alliariifolia” bitkisi üzerinde beslendiği ve tüm yaşam döngüsünü bu bitkiyle kurduğu anlaşıldı. Kaz Dağları’nın zengin bitki örtüsüyle doğrudan bağlantılı olan bu keşif, bölgedeki mikro ekosistemlerin korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.
Biyolojik Çeşitlilik İçin Yeni Bir Sayfa
Kaz Dağları gibi yüksek endemizm oranına sahip bölgelerde yapılan bu tür keşifler, doğanın dengesini anlamak adına kritik önem taşıyor. “Valeriana alliariifolia” bitkisi ile kurduğu simbiyotik ilişki sayesinde hayatta kalan bu yeni böcek türü, bölgenin korunması gereken hassas ekolojik yapısına yeni bir veri olarak eklendi. Uzmanlar, Güvercinkaya bölgesindeki benzer çalışmaların devam etmesiyle birlikte daha pek çok bilinmeyen türün keşfedilebileceğini öngörüyor.
