ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından tüm gözlerin çevrildiği Ankara sessizliğini bozdu. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan son dakika açıklamasında bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için Türkiye’nin üstlenebileceği hayati rol net bir şekilde ortaya konulurken barış vurgusu ön plana çıktı.
Orta Doğu coğrafyasında tansiyonun en yüksek seviyeye ulaştığı bir dönemde, küresel piyasalar ve diplomatik çevreler Ankara’dan gelecek açıklamaya kilitlenmişti. ABD ve İsrail’in İran hedeflerine yönelik operasyonlarının yankıları sürerken, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sürece dair resmi duruşunu kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, bölgedeki askeri hareketliliğin risklerine dikkat çekilerek sağduyu çağrısı yapıldı.
Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü ve Barış Çağrısı
Dışişleri Bakanlığı, yaşanan son gelişmelerin bölge istikrarını tehdit ettiğini belirterek çözümün ancak diplomasi masasında mümkün olabileceğine işaret etti. Ankara, taraflar arasındaki gerginliğin topyekun bir savaşa dönüşmemesi adına her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu bildirdi. Bakanlık tarafından yapılan resmi duyuruda şu ifadeler dikkat çekti: “Bölgemizdeki meselelerin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, arabuluculuk konusunda gerekli desteği vermeye hazırdır”
Bu açıklama, Türkiye’nin bölgedeki “dengeleyici güç” rolünü bir kez daha teyit eder nitelikte. Özellikle son yıllarda pek çok bölgesel krizde kolaylaştırıcı ve arabulucu olarak rol alan Ankara, İran ve batılı güçler arasındaki bu yeni krizde de anahtar aktör olma iradesini ortaya koymuş oldu. Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin hem bölge ülkeleriyle hem de küresel aktörlerle temas trafiğini artıracağını öngörüyor.
Bölgesel İstikrar İçin Ankara Devrede
Saldırıların hemen ardından gelen bu hamle, bölgedeki diğer ülkeler için de bir rehber niteliği taşıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın mesajında sadece mevcut çatışmaların durdurulması değil, gelecekte benzer krizlerin yaşanmaması için kalıcı barış mekanizmalarının kurulması gerektiği de seziliyor. Türkiye’nin barışçıl yöntemleri ön plana çıkaran bu stratejik duruşu, uluslararası toplumda yankı bulmaya devam ediyor.
Gerilimin tırmandığı bu hassas süreçte, Dışişleri Bakanlığı’nın “arabuluculuk” vurgusu, Türkiye’nin bölgesel barışı koruma konusundaki kararlılığını simgeliyor. Önümüzdeki günlerde Ankara’nın bu yöndeki somut adımları ve bölge başkentleriyle yürüteceği mekik diplomasisinin, krizin seyrini değiştirip değiştirmeyeceği merakla bekleniyor.
