Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Ticaret ve enerji akışı, bölgesel güvenlik mimarisi, yeniden şekillenebilecek müttefiklikler. Hürmüz üzerinden, küresel dengeler nasıl yeniden şekilleniyor?

Ticaret ve enerji akışı, bölgesel güvenlik mimarisi, yeniden şekillenebilecek müttefiklikler.

Katar merkezli önemli yayın organlarından Al Jazeera’de, ABD ve İran savaşının artık merkez noktası haline gelen Hürmüz boğazındaki gelişmelerin küresel etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD-İsrail eksenli İran savaşının, mevcut bölgesel düzeni çökerterek Hürmüz merkezli yeni bir güvenlik mimarisini kaçınılmaz hale getirdiği tespiti yapılan analizde, İran’ın sahip olduğu asimetrik güç unsurlarıyla yeni düzeni tek taraflı biçimde dayatma ihtimalinin ise dengeleri kökten etkileyebileceği belirtildi.

Analizde ayrıca; ticaret ve enerji dengelerinden, müttefiklik ilişkilerine ve güvenlik mimarilerine kadar, Hürmüz üzerinden küresel dengenin nasıl yeniden şekillenebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.

İşte Al Jazeera’da yayınlanan analiz:

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, bölgedeki jeopolitik statükoyu temelden sarsmış durumda.

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Washington bir kez daha Orta Doğu’da derin bir çıkmaza sürüklenirken, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin giderek daha fazla bir siyasi çıkış arayışında olduğu görülüyor.

Bu noktada Hürmüz’e kıyısı olan ülkeler, nadir bir kolektif fırsatla karşı karşıya. ABD başkanına bir “çıkış stratejisi” sunabilecek yegâne aktörler yine bu bölge ülkeleri. Hürmüz Boğazı için yerel aktörler tarafından yönetilen yeni bir güvenlik mimarisi oluşturulması, sadece bölgesel jeopolitiği değil, küresel ekonomik dengeleri de yeniden şekillendirebilir.

Aksi senaryo ise uzayan bir savaş ve nihayetinde Tahran’ın tek taraflı olarak dayatacağı yeni bir bölgesel düzen anlamına geliyor.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ise iki kötü seçenek arasında sıkışmış durumda. Savaşın ortasında Trump’a karşı pozisyon almak ciddi maliyetler ve öngörülemez tepkiler doğurabilir. Öte yandan İran tarafından en azından pasif birer taraf olarak görülmeleri, onları Tahran’ın giderek daha iddialı hale gelen askerî doktrini kapsamında meşru hedeflere dönüştürüyor.

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Bu tablo aynı zamanda ABD’nin güvenlik şemsiyesinin sınırlarını da ortaya koyuyor. Özellikle İsrail ile neredeyse koşulsuz bir ittifakın, Amerikan çıkarlarının önüne geçtiği bir denklemde mevcut düzenin sürdürülebilir olmadığı açık biçimde görülüyor.

Çatışmanın derinleşmesi halinde tüm bölge ülkeleri için şartlar daha da ağırlaşacak ve mevcut düzenin yerini kaçınılmaz olarak yeni bir yapı alacak. Artık İran’ın hedef alındığı ve Körfez ülkelerinin hayatına normal şekilde devam ettiği bir senaryo gerçekçi değil.

İran’ın düşük maliyetli, ülke içinde üretilebilen ve farklı noktalardan fırlatılabilen insansız sistemlerle deniz trafiğini kesintiye uğratabilme kapasitesi, Tahran’a ciddi bir kaldıraç sağlıyor. İranlı yetkililer de bu gücün Hürmüz’de yeni bir düzen kurmak için kullanılacağını açıkça ifade ediyor.

Yeni düzen arayışı

1979 İslam Devrimi’nden bu yana İran ile Körfez ülkeleri arasındaki ilişkiler dalgalı bir seyir izledi. Uzun yıllar düşmanlık ekseninde şekillenen bu ilişkiler, son yıllarda görece olumlu bir dönüşüm sürecine girmişti. Ancak İran’ın Körfez ülkelerindeki askerî ve ekonomik altyapılara yönelik saldırıları ve bazı başkentlerde İranlı diplomatların sınır dışı edilmesi, bu sürecin ciddi bir gerilemeye uğradığını gösteriyor.

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Buna rağmen mevcut kriz, güvenliğin bölünemez bir ortak değer olduğunu da ortaya koyuyor. Bir ülkenin güvensizliği artık tüm bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Komşuların aleyhine inşa edilen bir güvenlik mimarisi artık sürdürülebilir değil. İran eski düzeni fiilen çözmeye başlamış durumda; ancak ortaya çıkacak yeni düzenin mutlaka yalnızca İran tarafından şekillendirilmesi gerekmiyor.

Bu noktada Avrupa’nın tarihsel deneyimi önemli bir referans sunuyor. Napolyon savaşlarının ardından Avrupa’yı istikrara kavuşturan Viyana Kongresi’nden, II. Dünya Savaşı sonrası gelişen ekonomik, siyasi ve güvenlik entegrasyonuna kadar uzanan süreçler, birebir kopyalanacak modeller değil, ilham alınabilecek örnekler olarak değerlendirilmeli.

Hürmüz Boğazı ise dikkat çekici bir hukuki boşluk barındırıyor. Dünyanın en kritik deniz geçişlerinden biri olmasına rağmen, bu boğazı düzenleyen özel bir uluslararası anlaşma bulunmuyor.

Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki egemenliğini ve bölgesel istikrarı kısmen garanti altına alan Montrö Sözleşmesi’nin aksine, Hürmüz bu tür bir çerçeveden yoksun. Bu durum, tarih boyunca büyük güçlerin müdahalelerine açık bir zemin oluşturdu ve mevcut savaş da bir ölçüde bu düzensizliğin ürünü olarak okunabilir.

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Bu nedenle “Hürmüz Kongresi” benzeri çok taraflı bir platformun oluşturulması, bölge ülkelerinin kendi güvenlik mimarilerini tasarlamalarına ve hukuki boşluğu doldurmalarına imkân tanıyabilir. Nihai hedef, boğazın statüsünü netleştiren ve hukuki belirsizliği ortadan kaldıran bir anlaşmanın ortaya çıkması olmalı. Böyle bir çerçeve, Hürmüz’ün yönetimini yerel aktörlerin kontrolünde tutarak bölge ülkelerinin küresel sistemdeki stratejik ağırlığını da artıracaktır.

Kısa vadede bu yapı, boğazın yeniden açılmasını sağlayarak Trump yönetimine bir çıkış yolu sunabilir. Uzun vadede ise Körfez ülkelerini, uluslararası hukuku ve bölgesel istikrarı İsrail lehine feda edebilen bir güvenlik sağlayıcısına karşı daha korunaklı hale getirebilir.

Sonuç

Bugün gelinen noktada Hürmüz’ün geleceği, onu çevreleyen ülkelerin elinde şekillenmek zorunda. Aksi takdirde süreç, dış güçlerin müdahalesiyle değil, doğrudan dayatmalarla ilerleyecek.

Al Jazeera: Hürmüz üzerinden küresel denge yeniden şekilleniyor!

Eğer Körfez ülkeleri Batılı müttefiklerinin taleplerini bölgesel entegrasyonun önüne koymayı tercih ederse, bu durum çatışmayı uzatacak ve tüm taraflar için maliyetleri artıracaktır. Böyle bir senaryoda İran, yeni düzeni tek taraflı olarak inşa etmekten geri durmayacaktır.

Bu ise uzlaşıya dayalı bir düzen yerine, zorunluluk ve hayatta kalma refleksiyle şekillenen dayatılmış bir yapı anlamına gelir. Bu koşullar altında ortak barış, bölgesel istikrar ve kolektif refah zemini ciddi şekilde zayıflar. Kısacası, bölge için tarihi bir fırsat heba edilmiş olur.

Artık karar aşamasına gelinmiş durumda: Körfez ülkeleri ya yeni dönemin kurucu aktörleri olacak ya da başkalarının yazdığı senaryonun pasif izleyicileri olarak kalacak.