Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

İran savaşının bölgesel etkileri ne olacak? Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan yeni bir güç bloğu mu oluşturuyor?

İran savaşının bölgesel etkileri ne olacak? Türkiye, Pakistan, Mısır ve

Kanada merkezli önemki küresel yayın organlarından Pakistan merkezli diplomatik girişimlerin ABD ile İran arasında geçici ateşkese zemin hazırladığı ve Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ile Pakistan’ın savaş sonrası Orta Doğu düzenini şekillendirebilecek yeni bir diplomatik blok olarak öne çıktığına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.

Bölgedeki mevcut savaşın yalnızca İran-İsrail çatışması üretmediği, aynı zamanda her iki aktörün de eş zamanlı biçimde bölgesel yalnızlaşmasını hızlandırdığı belirtilen analizde; bu stratejik boşluğun Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan tarafından doldurulmaya çalışıldığına dikkat çekildi.

Analizde ayrıca; söz konusu dört ülkenin sahip olduğu askeri, ekonomik ve jeopolitik kapasitenin, uzun yıllardır parçalı yapıda seyreden bölgesel dengenin ardından, dünyada yeni bir güç merkezi oluşturabileceği ve bunun Orta Doğu’nun savaş sonrası güvenlik mimarisini kökten dönüştürebileceği değerlendirildi.

İşte Asia Times’da yayınlanan analiz:

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 8 Nisan’ın ilk saatlerinde ABD ile İran arasında iki haftalık bir ateşkes üzerinde uzlaşı sağlandığını açıkladı. Her iki taraftan heyetlerin Pakistan’ın başkenti İslamabad’da düzenlenecek yeni görüşmelere katılması bekleniyor.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Bu gelişme, Pakistan’ın kısa süre önce Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye ile birlikte Körfez’de çatışmaların sona erdirilmesi çağrısı yaptığı toplantıya ev sahipliği yapmasının ardından geldi. Dört ülke bu toplantıyla birlikte Tahran ile Washington arasındaki ana müzakere kanalı haline gelirken, ortaya çıkan tablo savaş sonrası dönemde İsrail ve İran’ın bölgesel ağırlığını sınırlamayı hedefleyen yeni bir düzenin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Aslında savaş başlamadan önce de hem İsrail hem İran bölgesel ölçekte belirgin biçimde yalnızlaşmış durumdaydı. İsrail ile Suudi Arabistan arasında bir normalleşme ihtimali artık neredeyse kalmadı. Oysa 2020 tarihli Abraham Anlaşmaları’nın temel hedefi, İsrail ile Arap dünyası arasında diplomatik normalleşme zemini oluşturmaktı.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn bu anlaşmalar kapsamında İsrail ile ilişkilerini normalleştirmiş olsa da Riyad uzun süredir Filistin devleti kurulmadan İsrail ile normalleşmeye gitmeyeceğini savunuyor. İsrail parlamentosunun 2024’te Filistin devletini reddeden kararı, bu ihtimali fiilen ortadan kaldırdı. Hatta bazı raporlara göre Suudi Arabistan, Yunanistan’a uzanacak fiber optik kablo projesinde transit ülke olarak İsrail yerine Suriye’yi değerlendirmeye başladı.

Türkiye de Gazze savaşı nedeniyle 2024’te İsrail ile ilişkilerini durdurdu. Katar ile İsrail arasındaki ilişkiler ise Eylül 2025’te Doha’da Hamas liderlerine yönelik İsrail saldırısının ardından ciddi biçimde bozuldu.

İran ve İsrail’in yalnızlaşması yeni eksen doğuruyor

İran’ın bölgedeki ana müttefikleri büyük ölçüde Rusya, daha sınırlı biçimde Çin ve Yemen’deki Husiler olarak öne çıkıyor. Ancak ABD ve İsrail ile çatışmaların başlamasından sonra Çin, İran’dan mesafe koymaya başladı. Husiler ise İran lehine savaşa dahil olmuş olsa da son yıllarda İsrail saldırıları nedeniyle ciddi yıpranma yaşadı.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Katar ile İran arasındaki güçlü ilişki de, 18 Mart’ta İran füzelerinin Katar’ın ana doğalgaz tesisi Ras Laffan’ı vurmasının ardından fiilen koptu. Benzer şekilde Çin arabuluculuğuyla 2023’te başlatılan Suudi Arabistan-İran yumuşaması da İran’ın Suudi enerji altyapısına yönelik saldırıları sonrası sona erdi.

Bu tablo içinde hem İran’ın hem İsrail’in bölgesel parya olarak görülmeye başlaması, Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır’ın Orta Doğu’da istikrar sağlayıcı yeni bir merkez oluşturma çabalarını hızlandırdı.

Dörtlü blok yeni düzenin çekirdeği olabilir

Söz konusu dört ülke, bölgeyi yeniden şekillendirme arzusunu açıklayan bazı ortak çıkarlara sahip. Hepsinin ABD ile siyasi ve ekonomik bağları bulunuyor ve tamamı Donald Trump tarafından 2026’da kurulan “Barış Kurulu”nun üyeleri arasında yer alıyor. Bu kurulun amacı küresel çatışmaların çözümü ile Gazze’nin yeniden inşası için kalıcı barış tesis etmek olarak tanımlanıyor.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Her ülke oluşan yeni ittifaka farklı stratejik katkılar sunuyor. Pakistan nükleer silahlara sahip. Suudi Arabistan dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerini kontrol ediyor. Mısır Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticaretin en kritik boğazlarından birini denetliyor. Türkiye ise NATO üyesi ve yüksek hareket kabiliyetine sahip askeri kapasiteye sahip.

Dört ülkenin toplam nüfusu yaklaşık 500 milyona ulaşırken, tamamı belirli ölçüde gelişmiş savunma sanayii altyapısına sahip bulunuyor. Bu haliyle söz konusu blok, dünyanın siyasi ve askeri açıdan en etkili Müslüman çoğunluklu güç kümesini temsil ediyor.

Tarihsel gerilimlere rağmen yakınlaşma

Elbette bu dört ülke doğal müttefikler değil ve aralarındaki ilişkiler tarih boyunca çeşitli kırılmalar yaşadı. Mısır-Suudi Arabistan ilişkileri uzun yıllar “zoraki evlilik” olarak tanımlandı. Mısır bir dönem seküler Arap milliyetçiliğinin öncüsüydü; Riyad ise bunu tehdit olarak görüyordu. Ancak Abdulfettah es-Sisi’nin 2014’te iktidara gelmesi sonrası bu ayrışma büyük ölçüde aşıldı.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Türkiye’nin de bölgesel güçlerle ilişkileri zaman zaman sert krizlerden geçti. Ankara-Kahire hattı, Muhammed Mursi’nin 2013’te darbeyle devrilmesi sonrası bozuldu. Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri ise 2018’de Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından tarihi dip seviyeleri gördü.

Ancak 2022’de Türkiye-Suudi Arabistan, 2025’te ise Türkiye-Mısır normalleşme süreçleri başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şubat 2026’da Kahire ve Riyad’a yaptığı ziyaretler, bu yakınlaşmanın stratejik boyuta taşındığını gösterdi.

Jeoekonomik ve jeopolitik eksen yeniden kuruluyor

Türkiye’nin Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlamayı hedefleyen Orta Doğu Koridoru gibi projeleri gündeme taşıması, bu yeni blokun yalnızca güvenlik değil ekonomik entegrasyon hedeflediğini de ortaya koyuyor.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Pakistan’ın mevcut çatışmalarda İran saldırılarına rağmen Suudi Arabistan lehine doğrudan askeri pozisyon almaması ise bu yapının halen tam anlamıyla kurumsallaşmadığını gösteriyor. Buna rağmen 2025’te imzalanan karşılıklı savunma anlaşması, İslamabad-Riyad hattının stratejik karakter kazandığını ortaya koyuyor.

Sonuç: Bölgesel güç merkezi yeniden şekilleniyor

Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye her zaman aynı çizgide olmadı. Ancak İsrail ve İran’ın artan yalnızlaşması, bu dört ülke arasındaki pragmatik iş birliğini giderek daha anlamlı hale getiriyor.

Asia Times: İran savaşı yeni bir bölgesel güç bloğu oluşturuyor!

Ortaya çıkan tablo, Orta Doğu’nun artık yalnızca İran-İsrail eksenli bir güç rekabeti üzerinden değil; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan merkezli yeni bir denge mimarisi üzerinden şekillenmeye başladığını gösteriyor.

Bu süreç kalıcı hale gelirse, savaş sonrası dönemin en önemli stratejik sonucu İran ve İsrail’in zayıflaması değil, onların boşalttığı alanda yeni bir Sünni-merkezli bölgesel güç mimarisinin doğması olabilir.