Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

ABD’nin “uluslararası koalisyon” kurma pratiği neden Hürmüz’de gerçekleşmedi? İşte Trump’ın Hürmüz çıkmazı ve ABD’nin uluslararası yalnızlığı.

ABD’nin “uluslararası koalisyon” kurma pratiği neden Hürmüz'de gerçekleşmedi? İşte Trump’ın

Kanada merkezli önemli yayın organlarından Asia Times’da, üçüncü haftasına giren İran savaşında, ABD’nin Hürmüz boğazı üzerinden kurmak istediği uluslararası koalisyon adımlarının ve bu sürecin bundan sonraki küresel etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD’nin daha önce birinci ve ikinci Körfez savaşlarının yanı sıra, DEAŞ ile mücadele adı altında çok sayıda uluslararası “gönüllü koalisyon” kurduğuna dikkat çekilen analizde, Hürmüz konusunda ise Trump’ın çağrılarının yanıtsız kaldığı, savaşın gidişatına göre bir koalisyon kurulmasının ise ancak “gönülsüz koalisyon” olarak tanımlanabilleceği tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; ortak tehdit algılarına rağmen, küresel arenanın neden her zamankinden daha zor bir sürece girdiğine dair değerlendirmelere yer verildi.

İşte Asia Times’da yayınlanan analiz:

Hürmüz Boğazı sularında tarihi bir ironi yaşanıyor.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

On yıllardır Amerika Birleşik Devletleri, dünya petrolünün beşte birinin ve gazın dörtte birinin aktığı bu dar geçidin güvenliğinin başlıca mimarı konumundaydı. Ancak Başkan Donald Trump, İran ile artan gerilimler ortasında ülkeleri deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlamaya çağırdığında, alınan yanıt kayda değer şekilde sessiz kaldı.

Bu sessizlik, kelimelerden çok daha fazla şey anlatıyor. Ortaya çıkan tablo, “gönüllü koalisyon” değil, zamanımızın daha çarpıcı bir yansıması olan “gönülsüz koalisyon” olarak tanımlanabilir.

Gönüllü koalisyon modelleri

ABD’nin koalisyon kurma pratiği, hala en iyi şekilde 1990-91 Birinci Körfez Savaşı’nda George H. W. Bush tarafından oluşturulan 34 ülkeli koalisyon ile hatırlanır. Bu koalisyon yalnızca büyüklüğü ile değil, meşruiyeti ile de dikkat çekiyordu.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

BM Güvenlik Konseyi 678 sayılı kararına dayalı olarak, hem Batılı güçler hem de Suudi Arabistan, Mısır ve Suriye gibi kilit Arap devletleri katılmıştı. Bu, güç ve prensibin zirvesinde bir askeri çok taraflılık örneğiydi.

İkinci Irak Savaşı’nda ise George W. Bush Jr.’ın 49 ülkeden oluşan koalisyonu sayıca büyük ama nitelik açısından zayıftı. BM yetkisi açık değildi ve büyük güçler arasında derin bölünmeler vardı. İngiltere ve Avustralya gibi ülkeler önemli askeri katkılar sunarken, çoğu ülke yalnızca sembolik katılım gösterdi. Bu, koalisyonun büyüklüğü ile meşruiyeti arasında temel bir paradoks olduğunu gösterdi.

Barack Obama döneminde koalisyon kurma, daha seçici ve konuya özgü bir hale geldi.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

Suriye ve Irak’taki DEAŞ operasyonlarında ABD, NATO müttefikleri, bölgesel ortaklar ve yerel milisleri içeren geniş ama fonksiyonel olarak ayrışmış bir koalisyonla çalıştı. 2011’de Libya müdahalesi, başlangıçta çok taraflı ve BM destekli olsa da, Batı uyumunun sınırlarını hızla ortaya koydu.

Joe Biden döneminde ise Rusya-Ukrayna savaşında 54’ten fazla ülkeyi kapsayan bir destek ağı oluşturuldu; fakat bu, geleneksel bir savaş koalisyonu değildi. Tek bir komut altında birleşik operasyonlar yoktu; bunun yerine askeri yardım, yaptırımlar, istihbarat paylaşımı ve diplomatik uyum katmanlı bir sistem oluşturuyordu.

Trump’ın Hürmüz koalisyonu ve uluslararası yalnızlık

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı güvence altına almak için çağrısı, savaşların normalleştiği ve jeopolitik gerilimin yükseldiği bir dönemde yapılıyor.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

Ancak 1991’de olduğu gibi bir BM yetkisi yok; 2003’teki gibi sembolik bir siyasi uyum da söz konusu değil. Ukrayna örneğinde olduğu gibi, açık bir saldırgan algısı da yok. Bunun yerine ülkeler, dikkatli bir mesafe alma yolunu seçiyor.

Avrupa’daki en yakın ABD müttefikleri olan İngiltere, İtalya, Almanya, Fransa gibi kilit NATO üyeleri İran’a yönelik askeri müdahaleye katılma konusunda isteksiz.

Bu tereddüt, stratejik temkinlilik ve iç politik kısıtlarla açıklanabilir. Irak Savaşı’nın hafızası ve bölgesel bir çatışmaya çekilme korkusu etkili. Asya’da ise Japonya ve Güney Kore, Körfez’den sırasıyla %90 ve %70 oranında ham petrol ithal ettiği için tırmanıştan kaçınmayı tercih ediyor; diplomasi ve yumuşak güç öncelikli.

Çin’in konumu daha da çarpıcı. Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olarak Körfez’in istikrarından doğrudan çıkarı bulunan Pekin, ABD liderliğindeki bir deniz koalisyonuna katılmaya niyetli değil; hatta İran ile ikili diyalog yürütüyor ve ABD saldırılarını eleştiriyor. Rusya ise bu krizi lehine kullanıyor, ABD’nin tek taraflı hareketlerini eleştirirken enerji ihracatından kazanıyor.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

Orta Doğu’da da durum temkinli. Körfez ülkeleri, İran saldırılarından endişe duysa da ABD-İran çatışmasının sahası olma riskini göze almak istemiyor. Umman, Katar, Mısır, Türkiye ve Hindistan gibi bazı ülkeler ise diyalog ve itidal çağrısında bulunuyor.

Sessiz uzlaşma ve Amerikan izolasyonu

Hürmüz Boğazı, yalnızca jeopolitik bir kavşak değil, küresel enerji piyasaları için bir yaşam hattı.

Buradaki aksaklıklar, petrol ve LNG fiyatlarını doğrudan yükseltirken, gübre, gıda üretimi ve enflasyon üzerinde zincirleme etkiler yaratıyor. Bu nedenle sessiz ama güçlü bir uzlaşma ortaya çıkıyor: çatışmanın daha da militarize edilmesine karşı ve erken bir ateşkes lehine.

Asia Times: İttifak kuramayan süper güç ABD!

ABD, saldırı kapasitesine sahip olsa da müttefiklerini harekete geçiremiyor; dikkat çekiyor ama uyum sağlayamıyor. Trump’ın destek bulamayan tırmanışı, Amerikan izolasyonunu derinleştirme riski taşıyor. “Gönülsüz koalisyon” ifadesi, yalnızca diplomatik bir geri adımı değil, küresel düzenin doğasında devam eden dönüşümü de yansıtıyor.

Artık güç, rıza ve uyum yaratmak için yeterli değil; meşruiyet, ortak tehdit algıları ve kurumsal çerçeveler her zamankinden daha önemli ve ulaşılması giderek zor.