ABD’nin önde gelen yayın organlarından The Hill’de, artık birinci ayını geride kalan ABD’nin İran saldırılarının olası bir kara saldırısına dönmesi durumunda, neler yaşanabileceğine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
ABD’nin Ortadoğu’daki saldırı geçmişinin, özellikle de Irak ve Afganistan başarısızlıklarının gölgesinin İran savaşının üzerinde durduğuna dikkat çekilen analizde, ABD’nin İran’a olası bir kara müdahalesinin felaketle sonuçlanabileceği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca, bir kara harekatı senaryosunun olası sonuçlarına dair değerlendirmelere ve öngörülere yer verildi.
İşte The Hill’de yayınlanan analiz:
Bağdat ve Kabil’in hayaletleri, Amerikalı askerlerin İran’a gönderilmesi yönündeki ciddi tartışmaları susturma konusunda yeterli olmadı.

Washington ve Tel Aviv’de hala “sadece kara birlikleri Tahran’ın nükleer emellerini ve bölgesel manevralarını durdurabilir” diyen sesler duyuluyor ve ABD, bu yolda bir hazırlık yapıyor gibi görünüyor.
ABD’nin İran’a müdahalesi, stratejik bir felaket, ahlaki bir başarısızlık ve kendi ayağına sıkılan bir kurşun olabilir. Ve bu yara, ABD’nin bundan sonra asla tam olarak iyileşemeyeceği bir etki bırakabilir.
Askeri ve lojistik gerçeklik
İran, 2003 Irak’ı değil. Zira; ülke dört kat daha büyük, 90 milyon nüfusa sahip, onlarca yıllık yaptırımlar ve asimetrik savaş deneyimiyle güçlenmiş profesyonel bir orduya sahip. Ayrıca Zagros Dağları’ndan geniş çöllere kadar işgalcilere karşı gerilla savaşına elverişli bir araziye sahip.

İran Devrim Muhafızları, bu senaryoya yıllardır hazırlanıyor ve yüksek ihtimalle Hürmüz boğazı mayınlarla dolu.
Diğer yandan İran, İHA sürüleri, Basra Körfezi altyapısına füze saldırıları ve Hizbullah’tan Husi milislerine kadar müttefik ağları ile çok cepheli bir savunma planı oluşturulmuş durumda.
Afganistan’da görev yapmış Gen. Stanley McChrystal, İran savaşıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede;
“Bu savaşı isteyenler, ilk kısmın tadını çıkarabilir. Çünkü sonrası, çok daha zor ve eşit olacak ve bu, ABD için alınan acı bir ders olacak”
ifadelerini kullandı.
Stratejik geri tepme ve küresel etkiler
İzin alınmamış bir uluslararası karara dayanan bir işgal, ABD’nin uluslararası meşruiyetini paramparça edebilir.

Savaşın daha da uzaması halinde; Rusya ve Çin, Tahran’ı silahlandırmak ve Amerikan saldırganlığını propaganda malzemesi yapmak için fırsatı kaçırmaz.
Petrol fiyatları varil başına 200 dolara kadar yükselebilir. Enflasyon ve resesyon ABD’nin 39 trilyon dolarlık borcu ve iç önceliklerle mücadele ederken ekonomiyi daha da sarsabilir.
Ayrıca, ABD’ye güvenmekten çekinen Arap ortakları, İran’ın misillemelerinden zarar görmüş olarak Çin, Hindistan ve Rusya’ya yakınlaşabilir.

İran’da ise bir işgal, on yıllardır başarısız olan yaptırımların ve izolasyonun başaramadığını yapar ve zaten giderek artan bir gerçek olan, rejime halk desteğini artırır.
Irak savaşı yaklaşık 3 trilyon dolar ve en az 4 bin 400 Amerikan kaybına mal oldu. Afganistan ise bu verileri aratmadı.
Yapılacak bir kara saldırısında ise İran, her iki savaşın toplamından daha fazla bir maliyete sebep olabilir.
Diplomasi ve caydırıcılık
Savaş yanlıları, İran’ın nükleer emellerinin diplomatik yollarla engellenemeyeceğini savunuyor.

Ancak İran’a karşı baskıyı işgal yerine ittifaklar ve diplomasi üzerinden yeniden kurmak, olgun bir yaklaşım olarak ABD’yi düştüğü bu durumdan kurtarabilir.
Zira tarih, İran benzeri rejimlerin ancak halkları alternatif bir seçenek gördüğünde çöktüğünü, yabancı orduların gelmesiyle “kurtarılamayacağını” gösteriyor.
ABD’nin gücü, uzak başkentleri fethetme kapasitesinde değil.
Bu nedenle İran’ı işgal etmek, ABD’nin sadece askeri gücü ve stratejik aklının iflasına yol açmaz aynı zamanda da ülkeyi küresel olarak yalnızlığa sürükleyebilir.
