Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

Bitmeyen savaş, uzlaşılamayan müzakereler, derinleşen bataklık riski ve dengeler. ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

Bitmeyen savaş, uzlaşılamayan müzakereler, derinleşen bataklık riski ve dengeler. ABD

ABD’nin önde gelen yayın organlarından The National Interest’te, İran savaşının seyrinin tarihsel benzetmeler ışığında değerlendirildiği ve çatışmanın giderek Vietnam Savaşı’na benzer bir yapıya evrilebileceğine dikkat çeken kapsamlı bir analiz yayınlandı.

Savaşın başlangıçta sınırlı ve uzaktan yürütülen bir müdahale olarak kurgulandığına işaret edilen analizde, sahadaki gelişmelerin ABD’yi adım adım daha derin ve kontrolü zor bir kara savaşına sürükleyebileceği, tıpkı Vietnam’da olduğu gibi “görev genişlemesi” riskinin giderek arttığı vurgulandı.

Analizde ayrıca; Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının ve İran’ın asimetrik kapasitesinin ABD’nin hedeflerini zorlaştırdığı, zenginleştirilmiş uranyumun kontrol altına alınmasının ise büyük çaplı ve riskli bir kara operasyonu gerektireceği, bu sürecin Washington’u uzun süreli ve maliyetli bir askeri angajmana sürükleyebileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi.

İşte The National Interest’de yayınlanan analiz:

İran Savaşı sıklıkla Irak Savaşı ile karşılaştırılsa da, aslında daha çok ABD’nin Vietnam Savaşı’na hatalı girişine benzemektedir.

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ortak savaş atekes sürecinde de çıkamaza girerken, çatışmanın geleceği hâlâ belirsizliğini koruyor.

Haftalar süren yıkıcı çatışmaların ve dünyanın en kritik petrol geçiş hatlarından birinin kapanmasının ardından, arka kapı diplomasisi kırılgan bir iki haftalık ateşkesi beraberinde getirdi.

Tüm bu gelişmelere rağmen Trump yönetimi, Kongre’ye, Amerikan halkına ya da uluslararası topluma açık ve ikna edici bir savaş gerekçesi veya net askerî hedefler sunabilmiş değil. Ateşkesin kalıcılığı da belirsizliğini koruyor; özellikle Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapalı kalması, çatışmaların her an yeniden başlayabileceğine işaret ediyor.

Tarihsel yankılar ve kırılgan strateji

ABD’nin Orta Doğu’daki son çatışması boyunca bazı gözlemciler, 2003 Irak işgalini hatırlatan ürkütücü benzerliklere dikkat çekti. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Frederic Wehrey, Trump ve Netanyahu’nun kararlarında tarihsel paralellikler bulunduğunu belirtti.

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

İran’daki rejimi sarsmaya çalışırken, kendi ülkelerindeki siyasi ve ekonomik zeminin de ne kadar kırılgan olduğunu fark ettiklerini vurguladı. Mevcut durumu yönetmeye yönelik net bir planın bulunmaması ve çatışmaların yeniden başlaması halinde kara savaşının ihtimal dahilinde olması, tarihin tekerrür edebileceğine işaret ediyor.

Ancak 2003 ile kurulan paralellikler gerçek olsa da, savaşın seyri başka bir tarihsel benzetmeyi daha anlamlı kılıyor: Bu savaş Irak değil, Vietnam’a daha çok benziyor.

Sınırlı savaşın genişleyen gölgesi

İran’a karşı başlatılan savaş, başlangıçta sert ama sınırlı bir müdahale olarak tasarlandı. Amaçlar maksimalist olsa da, yöntem uzaktan yürütülen bir savaş üzerine kuruluydu. Oysa Irak işgali başından itibaren geniş çaplı bir kara harekâtını ve işgali içeriyordu. 2003’te Irak’a giren 150 bin ABD askeri, kamuoyu desteği ve Kongre onayıyla hareket etmişti.

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

Vietnam’da ise süreç farklıydı. ABD müdahalesi, küçük adımlar ve hatalarla büyüyen bir zincir şeklinde ilerledi. Başlangıçta sınırlı hedeflerle yürütülen hava ve deniz operasyonları, 1965’te Da Nang’a yapılan çıkarma ile genişledi. Amaç, yalnızca ABD üslerini korumaktı.

Ancak kısa sürede bu üslerin güvenliği için daha geniş alanların kontrol altına alınması gerektiği anlaşıldı. Bu da daha fazla asker ve daha geniş operasyonlar demekti. Böylece Washington’un ne planladığı ne de arzuladığı bir kara savaşı adım adım inşa edildi.

Derinleşen bataklık riski

Trump yönetiminin İran’da benzer bir hataya sürüklendiği görülüyor. ABD’nin 82. Hava İndirme Tümeni’nden unsurların, amfibi görev gruplarının ve toplamda yaklaşık 17 bin askerin Körfez’e konuşlandırıldığı bildiriliyor. Bu güçlerin Harg Adası’nı ele geçirmek ya da İran’ın Körfez kıyılarını kontrol altına almak gibi hedeflerle kullanılabileceği değerlendiriliyor.

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

Ancak bu tür hamlelerin Hürmüz Boğazı’nı açmaya yetmesi zor görünüyor. İran’ın saldırı kapasitesi bölgenin tamamına ulaşabiliyor. Bu kapasiteyi etkisiz hale getirmek için ABD’nin İran içlerine daha derin nüfuz etmesi gerekecek; bu da daha fazla asker ve daha uzun süreli bir kara varlığı anlamına geliyor.

Benzer şekilde, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirme hedefi de son derece karmaşık ve riskli bir operasyon gerektiriyor. Yer altına dağılmış ve farklı noktalarda korunan bu stokların ele geçirilmesi, büyük çaplı ve uzun süreli bir askerî varlığı zorunlu kılacaktır. Üstelik böyle bir başarı elde edilse bile, İran’ın nükleer bilgi birikimi ortadan kaldırılamaz; programını yeniden inşa etme kapasitesi varlığını sürdürür.

Eşik anı ve kaçınılabilir kader

Vietnam’da olduğu gibi, ABD güçleri sınırlı hedeflerle küçük sayılarda sahaya inebilir. Ancak bu güçlerin yetersiz kaldığı anlaşıldığında, Washington daha fazla asker göndermeye zorlanabilir.

The National Interest: ABD için yeni bir Vietnam anı mı geliyor?

Böylece başlangıçta sınırlı olan bir operasyon, giderek genişleyen bir savaşa dönüşür. Vietnam tam olarak bu şekilde bir kara savaşına evrildi.

Bugün İran’da da benzer bir eşik yaklaşmakta. Trump, adeta kendi “Da Nang anı”na doğru ilerliyor. Bu, geçilmesi zorunlu olmayan bir eşik. Fakat geçildiği takdirde, hem Amerikan hem de İranlı binlerce insan için geri dönüşü olmayan bir girdabın kapıları aralanabilir.