Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

İran Saldırısıyla Ortaya Çıkan ABD ve İsrail Hayranlığı – Prof. Dr. Celalettin Yavuz

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 02 Mart 2026

 

ABD ve İsrail, uluslararası hukuku bir kez daha ve en ağır şekilde çiğneyerek İran’a saldırdı. Saldırıdan 200’ü çocuğun katledildiği bir okul da nasibini aldı. Keza dini lider Hamaney dahil çok sayıda İran devlet adamı da hayatını kaybetti. Sosyal medyada, “Ali kıran, baş kesen” gibi Ortadoğu’da bela olan ABD ve İsrail’e lanet okuyanlar yanında, Hamaney’in katlinden sonra oldukça “Oh olsun!” diyenlerin de olduğu görüldü.

ABD Başkanı Trump’ın bu savaşı rejimi devirerek İranlılar hayrına yaptığına inananlar var. Hatta Hitler yaşamış olsa, soykırım yarışmasında kendisine nal toplattığı için kıskanabileceği Netanyahu’ya da hak verenler var. Anlaşılır gibi değil…

Savaşın Başlangıcında İran Tarafında Açıkça Görülebilen Yanlışlıklar

Her ne kadar İsrail ve ABD tarafı sıkı bir sansür uygulayarak kayıpları konusunda ayrıntılı açıklama yapmasa da, İran’ı hallaç pamuğu gibi attıklarını görüntülerle yayınlıyorlar. Hemen hemen hava savunması ve bombardıman uçağı açısından yoksun bulunan İran, İsrail ile ABD uçakları ve füzeleri tarafından alt üst edildi. Ruhani Lider Hamaney ve Genelkurmay Başkanı dahil 46 üst düzey komutan ve devlet adamını kaybetti.

Bu arada nükleer tesisler, balistik füze rampaları, limanlar ile deniz üsleri ve denizdeki İran gemileri de vuruluyor.

İran’ın yapabildikleri ise İsrail ve ABD’nin Ortadoğu’daki askeri üslerine dron ve füzelerle saldırmak. Ancak İsrail’in ve ABD üslerinin özellikle bu savaş için de güçlendirilen hava savunma sistemlerinde gedik açmanın da pek kolay olmadığı anlaşılıyor.

İran yöneticilerinin 2025 Haziranında Tahran’da 20 general ve bilim adamının katledildiği olaydan ders çıkartmadığı açıkça görülüyor. İstihbarat ve istihbarata karşı koymada bir kez daha ve öncekilerden daha ağır şekilde sınıfta kaldı. İsrail Başbakanı Netanyahu sürekli İran’a saldırmaktan söz ederken bu nasıl aymazlık, bu nasıl acemilik ve cehalettir anlaşılır gibi değil.

Her ne kadar Trump, İran’da rejimi devirmeyi hedefine koymuşsa da, rejim karşıtlarının çoğunluğu da dahil İranlılar, ABD ile İsrail eliyle getirilecek bir sistemin hayra yorulamayacağı bilincindeler.

İran’ın Son Çaresi Bölge Ülkelerinin Baskısı ve Petrol Fiyatlarının Yükselmesiyle Dünya Kamuoyunu Ayaklandırmak mı?

İran’ın saldırı öncesinde sıkça tekrarlamış olduğu gibi, bölgede ABD askeri üssü olan hemen her ülkeye füze ateşledi. En yakındaki Kuveyt’ten Umman’a, Bahreyn’den Ürdün’e, Katar’dan Suudi Arabistan ve Irak’a kadar hemen her ABD üssüne füze göndererek, bu ülkelerdeki kamuoyunu da ayağa kaldırmayı hedefliyor gibi.

Buna karşılık topraklarındaki ABD üsleri vurulan bu İslam ülkeleri başta Suudi Arabistan olmak üzere şiddetle eleştiri yönelttiler. Hatta karşılık verebileceklerini bildirenler bile oldu.

İngiltere, Almanya, Fransa ve hatta İtalya “Güçlüyüm o halde haklıyım!” diyen saldırganların yanında yer alarak İran’ı eleştirdiler. Acaba ABD yarın Grönland’a asker çıkartırsa ne diyecekler?

ABD-İsrail haydutluğunun İran saldırısını kınayabilenlerin sayısı ise bir elin parmaklarını geçmiyor. İrlanda Başbakanı Martin, ABD-İsrail saldırılarından derin endişe duyduğunu belirtirken, İspanya Başbakanı Sanchez “ABD ve İsrail’in tek taraflı askeri harekâtını reddediyoruz!” şeklinde konuştu.

Norveç, İsveç ve Finlandiya da benzer ifadeler kullandılar. Hatta BM Genel Sekreteri Gutierres de korkusuz çıktı… İsviçre de en azından “ABD-İsrail ikilisinin İran saldırılardan derin endişe duyulduğunu” açıkladı. Kolombiya da Trump’ın hata yaparak barışa darbe vurduğunu açıkladı.

Rusya ve Çin de İran’a saldırıyı kınayan ülkelerdendi. Rus Dışişleri Bakanlığı eleştirisini “Egemen ve bağımsız Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devlete yönelik saldırı, uluslararası temel ilkeleri ihlal ediyor. Saldırıların yeniden başlatılan müzakere süreci devam ederken yapılması kınanmayı hak ediyor! şeklinde özetledi.

İslam ülkeleri içerisinde Malezya Başbakanı Enver İbrahim, “İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve buna eşlik eden Amerikan askeri harekatı, Orta Doğu’yu felaketin eşiğine getiriyor!” şeklinde bir eleştiride bulundu.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı da “İran’a gerekçesiz” saldırıyı kınadığını açıkladı. Irak da “bu haksız saldırı ile İran halkını, egemenliğini ve anayasal kurumlarını hedef alan her türlü eylemi” kınayarak, “Irak’ın egemenliğine, hava sahasına ve topraklarına yönelik ihlallere karşı” da uyarıda bulundu.

Ancak İran’ın Batı sınırındaki komşusu ve bir İslam ülkesi Türkiye, ABD-İsrail ikilisinin hukuk dışı saldırısını kınamadı. Anlaşılan işin içinde Dostum Trumpvar. Saldıran sadece İsrail olsa, en başta kıyamet kopartan hangi “Dünya Lideri” olurdu acaba?

Türkiye’deki İran’a Saldırıyı Alkışlayanlar

Türkiye’de de sosyal medyada özellikle de Hamaney’in katlinden sonra İran’a saldırıyı adeta “iyi oldu!” diyerek alkışlayanlar var. Buna  anlam verebilmek mümkün değil. Sanki ABD-İsrail ikilisi, gerçekten de İranlıları düşünerek saldırdı. 2003’te “Irak’a özgürlük!” diye ülkeyi işgal eden ABD’nin bıraktığı enkazın 23 yıldır kaldırılamadığı görülemiyor.

Keza 2001 sonunda Taliban’dan kurtarmak maksadıyla işgal edilen Afganistan’ın bugün yaşadığı ızdırabı da anlayamıyorlar. Libya Baharı sonucu askeri müdahaleyle ülkenin ne hale geldiğini umursamıyor gibiler…

İsrail’in Lübnan, Ürdün, Filistin ve Suriye’de yaptıklarına değinmedik bile… Tabii ABD’nin Vietnam ile son olarak Venezuela’da yaptıklarına da dokunmadık…

İran’daki rejimi benimsemiyor, önermiyoruz. Hatta özellikle Türk unsuruna ve Azerbaycan’a karşı yarattığı sorunlar, Azerbaycan-Ermenistan sorunlarında Ermenistan yanlısı tutumu, PKK terör örgütüne Türkiye aleyhinde verdiği destek, rejim ihracı gayesiyle yarattığı bölgesel krizler vb sebebiyle bizler de çok eleştirdik. Nükleer silaha sahip olmasını da istemiyoruz. Ama Deli Dumrul’u mumla aratan Trump ile Hitler’in yaşayan müridi Netanyahu’nun uluslararası hukuku hiçe sayarak İran’a saldırısı kabul edilemez! Bu harekete onay verenlerin ifadeleri, yıllar önce ölen “Fesli pespaye”nin “Keşke Yunan galip gelseydi!” sözünden farklı mıdır?

İçimizde ne kadar da çok Amerikan ve hatta İsrail hayranı varmış, şaşırmamak mümkün değil!

Savaşla Birlikte Bölgeselden Küresele Değişen Çıkar Dengeleri

İslam ülkelerine füze atılması ve gelen tepkiler üzerine ABD’nin, bir taşla birkaç kuş vurmayı planlamış olabileceği akla geldi. Çin’in 2023 yılı başlarında İran’la Körfez Ülkelerini barıştırmasının ardında Eylül 2023’te Hindistan-Ortadoğu-İsrail-Avrupa arasında “Ekonomik Koridoru”nu tesis etmeye çalışan ABD, Gazze Şeridi’ndeki gelişmelerle geri adım atmak mecburiyetinde kalmıştı.

Ancak ABD’ye misilleme isteği ile İran’ın bölge ülkelerine silahlı müdahale olarak tanımlanan füze saldırılarıyla bir bakıma Körfez Ülkelerini ABD-İsrail eksenine, dolayısıyla da İbrahim Antlaşmalarının gerçekleştirilmesine itmeye zorluyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmış olmasıyla petrol ve doğalgaz (LNG) spot piyasasında fiyatlar daha da yükselişe geçti. Brent petrolünün varili 80 dolara yaklaşırken, savaşın uzaması halinde 100 doları bulabileceği değerlendiriliyor. Bu ani yükselişi önlemek maksadıyla OPEC üyeleri günlük üretimi arttırma kararı aldılar. Ancak ok yaydan çıktı bir sefer. Enerji hammaddelerindeki yükseliş ekonomileri olumsuz etkilerken, enerjide dışa bağımlı ülkeler Hürmüz Boğazı’nı kapattığı için İran’ı sorumlu tutabileceklerdir.

Tabii ki savaşla birlikte İran’dan ve Körfez’den petrol alamayacak olan Çin’e Venezuela’dan sonra ikinci bir darbe vurulmuş olmaktadır. Bu durum bir taraftan ABD’nin “Çin’i zayıflatma” planına destek gibi görünürken, diğer taraftan Çin’e Tayvan’ı işgali için meşru bir hak da verebilecektir. Mart 2026 sonunda Çin ziyaretini gerçekleştirecek olan Trump’ın önüne bu projenin çıkartılması da sürpriz olmayacaktır.

Sonuç

2 Mart öğle saatlerinde alınan bilgilere göre savaş giderek genişliyor. Lübnan’daki Hizbullah İsrail’e füze fırlatırken, Kıbrıs’taki İngiliz üslerine de dron saldırısı gerçekleşti. Hizbullah’ın saldırısını fırsat bilen İsrail, Beyrut ve Güney Lübnan’ı hava harekatıyla gene kana boğdu.

Savaşın yükünü ABD’ye çektiren İsrail, an itibariyle en kazançlı ülke gibi görünüyor. Öte yandan Trump’ın da çeşitli spekülasyonlarla bu savaşın giderlerini kat be kat çıkartacak planları olabileceği de kuvvetle muhtemeldir. Yani enerji fiyatları, borsa ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmaları mutlaka ABD lehine kullanmak isteyecektir. Ya da Körfez Ülkelerine dönerek “İran’a karşı sizi ben savundum, pamuk eller cebe!” derse şaşırmamalıdır.

ABD-İsrail haydutluğunu “haklı” görenler, İsrail’de savunma bakanlığı dahil birçok bakanlık görevine ilaveten 2021-2022 döneminde bir yıl da başbakanlık yapmış olan Naftali Bennett’in Şubat 2026 ortalarında Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirdiğini hatırlamalıdır. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee de saldırıdan bir kaç gün önce “Vaat edilmiş topraklar” konusunda İsrail’e hak vermişti. Bunlar birlikte düşünülürse, NATO üyesi bile olsa İsrail’i bölgede engelleyebilecek Türkiye’nin hedefe konabileceği açıktır.

Türkiye’de Anamuhalefet Partisi CHP İran’a saldırıyı açıkça kınamıştır. Savaştan önce “Dostum Trump”, “Dünya Liderimiz”le konuşmuş. Bu sebeple de İran-İsrail ikilisini kınayamayan Ak Parti iktidarının yapamadığını “Cumhur İttifakı”nın diğer ortakları saldırıyı açıkça kınayarak yapmalıdır. Bu arada “Lider ülke”, “Dünya Lideri” gibi başlangıçta ruhu okşayan ifadeler, bu son gelişmeyle de içi doldurulamayan boş laflar olarak kalmıştır.

Sorumlusu olduğu yüksek enflasyonla mücadele gerekçesiyle halkın geçim sıkıntısını bir türlü gideremeyen iktidar, yükselecek enerji maliyetlerini gene halkın üzerine yükleyecek gibidir. Bahane ise muhtemelen şöyle olacaktır: “Savaş çıktı, böyle oldu!” İktidara yakın vakıflara yardım ettiği için vergi muafiyetiyle ödüllendirilen holdingler/şirketler bu yıl kayrılmayabilir.

Dünyanın giderek gerildiği dikkate alınarak “açık bütçe” yerine, denk bütçe düşünülebilirdi.

Yapılabilecek fazlaca bir şey olmasa da, geçen her çatışma gününden büyük zararlar görebilecek bir ülke olarak, BM nezdinde barış için çabalayan ülkelere destek verilmelidir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER