İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan özel bir bakımevinde yaşamını yitiren 22 yaşındaki Uğur Yıldırım’ın ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması gergin geçti. Savcının, kamu vicdanının zedlendiğini vurgulayarak beş sanık hakkında talep ettiği tutuklama isteminin mahkeme heyeti tarafından reddedilmesi ve kan donduran savunmalar duruşmaya damga vurdu.
Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına sekiz tutuksuz sanık katıldı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayda, bakıma muhtaç genç bir insanın hayatını kaybetmesiyle ilgili ihmaller zinciri ve kötü muamele iddiaları tek tek masaya yatırıldı. Duruşma salonunda maktulün annesi Dilek Barut ve babası Hasan Yıldırım’ın yanı sıra taraf avukatları da hazır bulundu.
Hemşirenin savunması ve ambulansın gecikme iddiası
Savunması alınan sanıklardan hemşire Sabahat Taş, olay günü yaşananları detaylarıyla anlattı. Uğur Yıldırım’a günde toplam 800 miligram ilaç verildiğini belirten Taş, maktulün fenalaştığı haberi üzerine yanına gittiğinde nefes almakta zorlandığını fark ettiğini söyledi. Taş, müdahale sürecini şu sözlerle aktardı: “- Taktığım oksijen tüpünü çıkardığımda nefes kontrolü yaptım. Kalbinin durduğunu, nefes alamadığını fark ettim. Tekrar boynundan nabzına baktığımda nabzının 3’te 1 attığını gördüm. CPR tabir edilen kalp masajına başladım. Ambulans iki üç kez daha arandı. Ambulans 35-40 dakika sonra geldi. Ambulans gelene kadar kalp masajına devam ettim. Ambulans ekibi gelince Uğur’u gelen ambulans görevlilerine teslim ettim. Gelenlerden birisi kalp masajına devam etti. Bir ampul adrenalin verdim. Açılan damar yolundan adrenalini verdiler. Uğur’a başkaca ilaç verilmedi. Uğur’u ambulansla götürdüler.”
Vardiyası bittikten sonra hastaneye gittiğini ancak yoldayken ölüm haberini aldığını söyleyen Taş, hastalara verilen ilaçlara kendisinden başka kimsenin ulaşamayacağını ifade ederek hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.
Kurum müdüründen zapt etme savunması
Duruşmada söz alan kurum müdürü sanık Aybüke Liman ise maktulün sürekli saldırgan davranışlar sergilediğini iddia etti. Diğer engelli bireyleri korumak amacıyla maktulün zapt edildiğini savunan Liman, Uğur Yıldırım’ın diğer hastalara saldırdığına dair ellerinde 20 adet tutanak olduğunu öne sürdü. Liman, ölüm olayının bu saldırgan davranışlar ve zapt etme süreciyle bir ilgisi olup olmadığını bilmediğini savundu.
Acılı anneden darp ve ihmal suçlaması
Müşteki anne Dilek Barut, oğlunun bakımevindeki durumunun yönetim değişikliğinden sonra kötüleştiğini iddia etti. Aybüke Liman müdür olduktan sonra oğlunun vücudunda morluklar görmeye başladığını belirten Barut, kurumun kendisine “üzerine dolap devrildi” şeklinde açıklama yaptığını söyledi. Barut, süreci şu ifadelerle dile getirdi: “- Dolap devrilmesiyle vücudunda bu kadar morluk olmasına inanmadım. 183 sosyal hizmetler ihbar hattına şikayette bulundum. Aybüke Liman’a, kulağında morluk görülen oğlumun neden yaralandığını sordum. Liman ise ‘Bizi şikayet etmişsin, denetim geldi. Denetimde bir şey bulunmadı. Denetimle uğraştığımız esnada, Uğur kriz geçirip kulağını duvara çarpmış. Basit bir şey olduğu için haber vermedik.’ dedi. Oğlumu kurumdan alıp Beylikdüzü Devlet Hastanesi’ne götürdüm. Doktor, yaralanma nedeninin darbeye bağlı olduğunu söyledi. İlaçlarıyla birlikte oğlumu kuruma geri bıraktım. Oğlumu kuruma teslim ettikten sonra olay günü arandım ve oğlumun öldüğü söylendi. Sanıklardan şikayetçiyim.”
Savcının tutuklama talebi neden reddedildi
Duruşma savcısı mütalaasında, özel bakıma muhtaç bireylerin ve ailelerin bu kurumlara duyduğu güvenin sarsılmaması gerektiğini vurguladı. Ölüm olayındaki ihmal ve kötü muamele iddialarının kamu vicdanını zedelediğini belirten savcı; hemşire Sabahat Taş, kurum müdürü Aybüke Liman, Çilem Koçer, Mehmet Özkan Tıraş ve Yunus Emre Eşin’in tutuklanmasını talep etti. Ancak mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin yeterli olduğuna hükmederek tutuklama taleplerini reddetti.
Mahkeme ayrıca, maktule verilen ilaçların kanda birikme yaparak ölüme sebebiyet verip vermeyeceğine dair detaylı bir rapor hazırlanması için ilgili hastaneye yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre maktulün kanında öldürücü dozun çok üzerinde ilaç tespit edildiği ve engelli gencin iple bağlanarak kötü muameleye maruz kaldığı bilgileri yer alıyor.
