Milli Savunma Bakanlığı’nın “Gelişmeleri NATO ile koordinasyon içinde takip ediyoruz” açıklamasıyla gözler bölgeye çevrilirken, İran’dan fırlatılan balistik füzenin Türk hava sahasına girmeden nasıl imha edildiği ve NATO’nun Türkiye üzerindeki görünmez koruma kalkanının tüm teknik detayları merak konusu oldu.
Türkiye, Ortadoğu’daki savaşı en yakından ve büyük bir dikkatle izleyen ülkelerin başında yer alıyor. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü gerilim bölgeyi adeta bir ateş hattına çevirirken, Türkiye’nin savunma güvenliği için NATO mekanizmaları en üst perdeden devreye girdi. Savaşın kritik bir aşamasında İran’dan ateşlenen bir balistik füzenin Türk hava sahasına yönelmesi üzerine, müttefik sistemler saniyeler içinde reaksiyon gösterdi. Doğu Akdeniz’de konuşlu bir fırkateynden atılan füze ile imha edilen tehdit, NATO’nun “Entegre Hava ve Füze Savunma Sistemi” gücünü bir kez daha kanıtladı.
NATO Entegre Hava Savunma Sistemi nedir ve hangi tehditlere karşı koruma sağlar
NATO’nun en üst düzey şemsiye sistemi olarak tanımlanan bu yapı, İttifak üyesi ülkelerin hava sahasını savaş uçakları, balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’lar gibi hibrit tehditlere karşı korumak amacıyla geliştirildi. Sistem, tek bir merkezden yönetilmek yerine birbirine tam entegre olmuş sensörler, komuta-kontrol merkezleri ve gelişmiş silah sistemlerinden oluşuyor. Türkiye’yi de kapsayan bu devasa koruma şemsiyesi, operasyonel olarak üç ana aşamadan meydana geliyor.
Tehditlerin tespitinde Kürecik radarı ve AWACS uçakları nasıl bir rol üstleniyor
Koruma kalkanının ilk aşamasını, tehdidin algılanması yani gözetleme süreci oluşturuyor. Bu noktada Türkiye’deki stratejik noktalar kritik önem taşıyor. Malatya Kürecik’te bulunan 1000 kilometre menzilli AN/TPY-2 erken uyarı radarı, sistemin adeta “gözü” görevini görüyor. Uzay tabanlı sensörler ve yüksek irtifa sistemleriyle desteklenen bu radar ağına, Konya’daki NATO üssünde konuşlu AWACS erken uyarı uçakları eşlik ediyor. Doğu Akdeniz’de ise Aegis sistemi ile donatılmış Arleigh Burke sınıfı muhripler devriye geziyor. Halihazırda bölgede bulunan üç muhripten ikisi, doğrudan Türkiye’nin hava sahasını kapsayacak şekilde konumlanmış durumda.
Muharebe yönetimi ve karar mekanizması hangi merkezlerden idare ediliyor
Sistemin ikinci aşaması olan “Muharebe Yönetimi”, radarlardan gelen devasa veri akışının saniyeler içinde işlenmesini kapsıyor. Kürecik, AWACS ve denizdeki muhriplerden gelen sinyaller, Belçika’daki Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığı (SHAPE), Almanya’daki Ramstein Hava Komutanlığı ve Türkiye’deki Eskişehir Hava Muharip Komutanlığı gibi merkezlerle eş zamanlı paylaşılıyor. Bu merkezlerde farklı ülkelerden gelen sensör verileri birleştirilerek tek bir “Tanımlanmış Hava Resmi” oluşturuluyor. Böylece tehdidin niteliği analiz edilerek hangi silah sisteminin kullanılacağına karar veriliyor.
Harekat evresinde hangi füze savunma sistemleri devreye giriyor
NATO savunma mimarisinin son aşaması, tehdidin fiziksel olarak bertaraf edildiği “Harekat” evresidir. Tehdit teyit edildikten sonra komuta merkezlerinden gelen emirle otomatik veya yarı otomatik sistemler ateşleniyor. Türkiye’ye yönelen son füze tehdidinde olduğu gibi, Doğu Akdeniz’deki muhriplerden fırlatılan “SM-3 Block 2A” tipi önleyici füzeler bu savunmanın en güçlü halkasını oluşturuyor. Ayrıca karada, Adana İncirlik yakınlarında NATO misyonu kapsamında konuşlandırılan İspanya’ya ait Patriot PAC-3 bataryaları, alçak ve orta irtifa savunması için hazır bekletiliyor.
Yerli Çelik Kubbe projesi NATO sistemine nasıl entegre edilecek
NATO’nun hava savunma yapısı, üye ülkelerin yerel projeleriyle sürekli güncellenen dinamik bir mimariye sahip. Türkiye de bu küresel ağa kendi yerli teknolojileriyle katkı sağlamaya hazırlanıyor. Geliştirilen Çelik Kubbe projesi, NATO’nun mevcut savunma ağına entegre edilerek yerel bir güç çarpanı oluşturacak. Bu mimariye ek olarak, yerli imkanlarla geliştirilen SİPER uzun menzilli hava savunma sistemi çalışmaları da tüm hızıyla devam ediyor. Türkiye, hem NATO imkanlarını kullanarak hem de yerli sistemlerini devreye alarak sınır güvenliğini çok katmanlı bir yapıyla korumayı sürdürüyor.
