Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Gülistan Doku soruşturmasında flaş gelişme Tuncay Sonel neden tutuklandı ve hangi suçlarla itham ediliyor

Bu haberin fotoğrafı yok

Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında 6 yıl sonra sır perdesi aralanıyor. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in 5 ayrı suçtan tutuklanmasıyla derinleşen soruşturmada, arama ekiplerinin bilinçli olarak yanlış yönlendirildiği ve delillerin karartıldığı iddiaları Türkiye gündemine bomba gibi düştü.

Tunceli’de üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından yürütülen süreçte en kritik kırılma noktası yaşandı. Yıllardır kayıp olan genç kızın dosyası resmen cinayet soruşturmasına dönüşürken, dönemin mülki amiri Tuncay Sonel hakkında ağır suçlamalar yöneltildi. Sonel’in, soruşturmanın ilk günlerinden itibaren ekipleri yanlış noktalara sevk ederek zaman kazandığı ve dosyanın seyrini değiştirdiği ileri sürülüyor. Onlarca asker ve yüzlerce kişinin 6 ay boyunca yürüttüğü çalışmaların sonuçsuz kalması, bugün dosyadaki usulsüzlük iddialarının temelini oluşturuyor.

Arama ekipleri neden yanlış noktaya yönlendirildi

Gülistan Doku’nun son görüldüğü ve telefon sinyalinin kesildiği nokta olarak kayıtlara geçen Dinar Köprüsü-Sarı Saltuk Viyadüğü, arama çalışmalarının merkezi haline getirilmişti. Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in talimatıyla çalışmalar bu bölgede yoğunlaştırılırken, ilk günlerde bölgede bulunan bir makas, el yazısı notlar ve üzerinde Gülistan yazılı bir peçete arama sürecini tamamen bu noktaya kilitledi. Uzunçayır Baraj Gölü’nde 12 ilden gelen AFAD personeli, Deniz Kuvvetleri ekipleri ve JAK timleri aylarca tarama yaptı. Baraj kapakları üç kez açılıp su seviyesi düşürülmesine rağmen hiçbir ize rastlanmadı. Bugün gelinen noktada, bu sürecin bir oyalama taktiği olup olmadığı ve ciddi kamu kaynağının neden boşa harcandığı sorgulanıyor.

Otopsi yapılmadan verilen teşhis kararı

Soruşturma sürecinde yaşanan en çarpıcı olaylardan biri ise 21 Mart 2020’de bir kadın cesedinin bulunmasıyla gerçekleşti. Henüz resmi bir inceleme ve otopsi yapılmadan olay yerine giden Tuncay Sonel, cesedi bizzat teşhis ederek “Bu Gülistan değil” ifadesini kullandı. Sonradan yapılan incelemelerde cansız bedenin iki haftadır kayıp olan Esma Kılıçarslan’a ait olduğu belirlendi. Sonel’in henüz tıbbi raporlar çıkmadan bu kadar kesin bir dille konuşması, soruşturma dosyasındaki şüpheleri artıran en temel unsurlardan biri olarak kabul ediliyor.

Dijital veriler ve hastane kayıtları yok mu edildi

Eski polis memuru Gökhan Ertok’un iddiaları ise davanın seyrini tamamen değiştirecek nitelikte. Ertok, Sonel ve yakın koruması Şükrü Eroğlu’nun baskısıyla Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına yasa dışı yollarla girildiğini ve içerideki verilerin silindiğini iddia etti. Bununla da kalmayan iddialar, Gülistan’ın hastanedeki tıbbi verilerinin de organize bir şekilde yok edildiği yönünde birleşiyor. Cinayet soruşturmasına evrilen dosyada, Sonel’in bir yakınını kurtarmak amacıyla kasten bir “intihar” algısı oluşturmaya çalıştığı, ancak toplanan yeni delillerin bu algıyı çürüttüğü vurgulanıyor.

Tutuklanan Tuncay Sonel, başta suç delillerini yok etmek, gizlemek veya değiştirmek olmak üzere toplam 5 farklı suçlamayla karşı karşıya. O dönem sosyal medya hesabından arama çalışmalarına dair sürekli paylaşımlar yapan Sonel’in, ekipleri kasten yanlış yönlendirip yönlendirmediği yargılama sürecinde netlik kazanacak.