Tunceli’de 2020 yılında kaybolan ve yıllardır akıbeti belirlenemeyen Gülistan Doku dosyasını raftan indirerek “organize kötülüğü” gözler önüne seren Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, Türkiye’nin gündemine oturdu. Aralarında eski vali, emniyet mensupları ve kamu görevlilerinin de bulunduğu iddia edilen devasa bir delil karartma ağını deşifre eden Cansu, “Bu yola başımı koyarım” diyerek başlattığı kararlı operasyonla hem bir ailenin umudu oldu hem de adalet mekanizmasına olan güveni tazeledi.
Türkiye, 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamamasıyla sarsılmıştı. Uzun süre “kayıp” olarak kayıtlarda kalan ve faili meçhul olma yolunda ilerleyen dosya, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun göreve gelmesiyle bambaşka bir boyut kazandı. Cansu, dosyayı titizlikle inceleyerek olayı bir kayıp vakasından çıkarıp doğrudan bir cinayet soruşturmasına dönüştürdü. Ortaya çıkan bulgular, sıradan bir adli vakadan ziyade, içinde üst düzey kamu görevlilerinin de yer aldığı organize bir yapının varlığına işaret etti.
Dosya 6 yıl sonra nasıl canlandırıldı
Haziran 2024’te Tunceli’ye atanan ve Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz ilk iş olarak Gülistan Doku’nun ailesiyle bir araya geldi. Soruşturma için özel bir ekip kurulması talimatını veren Başsavcı, geçmişte göz ardı edilen dijital izlerin peşine düştü. Yapılan incelemelerde, hastane kayıtları ve telefon mesajları dahil birçok kritik verinin silindiği ortaya çıktı. Ekim 2025 itibarıyla dosyaya eklenen 700 saatlik kamera görüntüsü ve Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtları, bugüne kadar saklanan gerçekleri gün yüzüne çıkardı.
Kayıtlarda, o dönem genç kadını arama çalışmalarının başında bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Türkay Sonel ile arkadaşı Umut Altaş’ın olay gecesi aynı araçta oldukları tespit edildi. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, eski valinin soruşturma sürecine müdahale ederek ailenin yanında görünüp aslında delilleri kararttığı iddiaları dosyanın merkezine oturdu. Ebru Cansu’nun korkusuzca yürüttüğü bu süreç, sosyal medyada ve kamuoyunda daha önce bir yargı mensubu için görülmemiş bir destek dalgasına yol açtı.
Ebru Cansu adalete nasıl can suyu oldu
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, yıllar süren çaresizliğin ardından yaşanan bu gelişmeleri bir mucize olarak nitelendiriyor. Abla Doku, Başsavcı Cansu’ya olan minnetini şu sözlerle dile getirdi: “Ben bu adımı Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ya borçluyum. Artık umudum kalmamıştı. Bugünü görmemizi kimse sağlayamazdı. Ebru Cansu adalete can suyu oldu ve tarih yazıyor.”
Başsavcı Ebru Cansu’nun bu zorlu dosyayı üstlenirken sergilediği duruş, sadece hukuki bir görev değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk olarak kayıtlara geçti. Cansu, soruşturmanın başında ailesine verdiği sözü şu ifadelerle mühürlemişti: “Bir başsavcıdan önce ben bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan benim de kızım. Ben bu yola başımı koyarım Gülistan’a ne olduğunu bulacağım.”
Adalet Bakanı Akın Gürlek süreci nasıl değerlendirdi
Sürecin tamamen bağımsız yargı eliyle yürüdüğünü vurgulayan Adalet Bakanı Akın Gürlek de Başsavcı Ebru Cansu’nun kararlılığına dikkat çekti. Cansu’nun kendisine bizzat giderek “Delilleri topladım” dediğini aktaran Gürlek, olayın kamu vicdanındaki yarasına değinerek şunları söyledi: “Burada yoğun şüpheler var, başsacımız çok iyi çalıştı dosyaya, bize de söyledi. Gerekli işlemler yapıldı. Özellikle bir kız çocuğunun hunharca öldürülüp öldürülmediği de henüz net değil. Bu durum kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Biz zaten başsavcılığımıza da söyledik. Bu konuda savcılığa herhangi bir yetkimiz yok, talimat veremeyiz. Zaten şu an soruşturma devam ediyor, gözaltı süreci var ve gözaltı süreleri işliyor. Muhtemelen deliller toplanma aşamasında. Ancak bizim Adalet Bakanlığı olarak soruşturmaya müdahale etme ya da talimat verme yetkimiz yok.”
Ebru Cansu kimdir ve kariyerinde neler var
4 Temmuz 1976 tarihinde Çorum’un Alaca ilçesinde doğan Ebru Cansu, eğitim hayatını Ankara ve Antalya’da tamamladıktan sonra 2001 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Hukuk dünyasına 13 yıl boyunca avukatlık yaparak hizmet veren Cansu, daha sonra savcılık mesleğine geçiş yaptı. İstanbul Adliyesi’nde başladığı savcılık görevine Denizli Çameli’de devam eden Cansu, 2022 yılında Seferihisar Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı. 2024 yılından bu yana Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Cansu, sadece bir hukukçu değil, bir anne hassasiyetiyle yürüttüğü soruşturmalarla Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi.
