SpaceX’in geçtiğimiz yıl Avrupa semalarında gerçekleştirdiği rutin bir görev, bilim dünyasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir keşfe yol açtı. Yaklaşık 100 kilometre yükseklikte tespit edilen devasa lityum bulutu, uzay yolculuklarının Dünya atmosferi üzerinde bıraktığı kalıcı hasarın ilk somut kanıtı olarak değerlendirilirken, uzmanlar bu durumun gelecekteki çevresel etkileri konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
Uzay taşımacılığının dev ismi SpaceX’in geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği bir fırlatma görevi, bilim insanlarını şaşkına çeviren bir tabloyu ortaya çıkardı. Yaklaşık bir yıl önce, bir Falcon 9 roketinin üst aşaması 23 adet Starlink uydusunu yörüngeye bıraktıktan sonra Dünya atmosferine kontrolsüz bir şekilde geri dönmüştü. Ancak bu rutin dönüş, Avrupa üzerinde yaklaşık 100 kilometre yükseklikte devasa bir lityum ve kirletici madde bulutu oluşmasına neden oldu. Bilim insanları, yaşanan bu olayın “uzay enkazının yeniden girişinden kaynaklanan üst atmosfer kirliliğine dair ilk kanıt” olduğunu ifade ediyor.
Atmosfere kontrolsüz şekilde kimyasal madde mi pompalanıyor
Uydu fırlatma faaliyetlerinin dünya genelinde hızla artması, Dünya’nın üst atmosferi üzerindeki çevresel etkilerle ilgili endişeleri de beraberinde getiriyor. Sadece SpaceX değil, pek çok şirket ve devlet kendi uydu ağlarını kurmak için adeta bir yarış içerisinde bulunuyor. Ancak bu uyduların kullanım ömürlerinin sınırlı olması, sürekli yeni fırlatmaların yapılmasını zorunlu kılıyor. Bu döngü, her geçen gün atmosfere daha fazla kimyasal maddenin istemeden pompalanması anlamına geliyor. Araştırmacılar, Almanya’da bulunan hassas bir rezonans lidar sistemi aracılığıyla İrlanda’nın batısında gerçekleşen bu kontrolsüz düşüşü ve ardından oluşan devasa lityum bulutunu anlık olarak gözlemlemeyi başardı.
Bilim dünyası için “ilk kanıt” niteliğinde keşif
Falcon 9 roketlerinin üst aşamaları, uçuş verimliliğini artırmak ve ağırlığı minimuma indirmek amacıyla havacılık standartlarında özel bir alüminyum-lityum alaşımından imal ediliyor. Roket parçaları atmosfere yeniden giriş yaptığı sırada oluşan aşırı sürtünme ve ısı, bu malzemenin parçalanarak yanmasına ve metal oksit bileşiklerinin atmosfere yayılmasına sebebiyet veriyor. Hakemli dergi Communications Earth & Environment’ta yayımlanan çalışmada, bu durumun ciddiyeti gözler önüne serildi. Araştırma ekibi, elde edilen verilerin “uzay enkazının yeniden girişinden kaynaklanan üst atmosfer kirliliğinin ilk ölçümü ve buna dair ilk kanıt” olduğunu vurguluyor.
Uzay kirliliği iklim değişikliğini tetikler mi
Bilim insanları için şu an en büyük bilinmezlik, bu tür kirleticilerin atmosferin iklim ve sıcaklık düzenleme kapasitesi üzerinde nasıl bir etki yaratacağı sorusunda yatıyor. Atmosferin üst katmanlarına yayılan bu yabancı maddelerin uzun vadeli sonuçları henüz tam olarak kestirilemiyor. Ancak artan uydu trafiği ve her geçen gün yenilenen fırlatmalar göz önüne alındığında, üst atmosfer kirliliğinin yakın gelecekte dünyanın en önemli bilimsel ve çevresel gündem maddelerinden biri haline gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanlar, bu yeni araştırma alanının derinleştirilmesi ve uzay projelerinin çevresel maliyetlerinin yeniden hesaplanması gerektiğini belirtiyor.
