Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 14 Mart 2026
ABD-İsrail haydutluğunun İran’a saldırısının 15’nci gününe girildi. Her ne kadar ABD Başkanı Trump, ABD Kongresi’ni “Bu savaş değil, önleyici harekat!” diyerek kandırmış olsa da, bal gibi savaş ve giderayak da bölgesellikten küreselliğe doğru genişliyor. BM gözlemcilerine göre, savaşın sıçradığı Lübnan’da 13 Mart sabahı itibariyle İsrail saldırısı sebebiyle 700 kişi öldü, yaralı sayısı 1700’ün üzerinde. Ülkeyi terk edenlerin sayısı da 1 milyonu geçti…
Öte yandan iki haftayı deviren savaşta ABD’nin sarf ettiği mühimmat, bölgedeki donanma varlığı, Körfez Ülkelerinde vurulan askeri üsler, İsrail’e yapılan mühimmat yardımı gibi hususlar dikkate alındığında, 40 trilyon dolar borçlu ABD’nin bütçe açığı daha da kabaracak. “Uğruna girdiği bu savaşın maliyetini İsrail’den çıkartamayacağına göre hangi ülkelerden çıkartabilir?” diye düşününce bu konu ele alındı.
ABD ve İsrail Saldırılarının İran’a Verdiği Hasar
Lübnan’da da 2 Mart’tan itibaren hava saldırılarını arttıran İsrail’e İran saldırısını takiben ilk 10 günde 50 nakliye uçağı ile mühimmat taşınmış.
13 Mart’ta ABD Savunma Bakanı Hegseth’in verdiği bilgilere göre, ABD ve İsrail kuvvetleri iki hafta dolmadan 15 bin hedefi vurmuşlar. İran, savaşın başladığı güne oranla füzelerinin %90’ını kaybetmiş. İHA saldırılarında da %95 azalma yaşanmış. Bu bilgilerin doğruluğu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nden verilen bilgilere göre ilk iki günde ülkeye 165 balistik füze fırlatan İran, daha sonra bu sayıyı 3 adete kadar düşürmüş olmasından da anlaşılabilmektedir.
ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM’dan verilen bilgilere göre dron saldırısı da %85 oranında azalmış. İstihbarat raporlarına dayandığı ileri sürülen bilgilere göre de başlangıç günlerinde 600-700 füze ateşleyen İran, savaşa yaklaşık 2.500 balistik füze ile girmiş.
Hava savunmasından ve güçlü bir donanmadan yoksun olan İran’ın balistik füze üretim kapasitesi, üretime katkı veren şirketleri de imha edilmiş. Üretim tesisleri yanında stoklanan depolardaki füzeler de büyük ölçüde vurularak imha edilmiş. Hegseth’e göre adeta kolu kanadı kırılan İran, son çare olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatma kozunu oynuyor.
Öte yandan 7 Mart 2026 tarihi itibariyle CENTCOM’un verilerine göre ABD kuvvetleri 28 Şubat’tan itibaren İran’da 3.000’i aşan hedefe saldırı düzenlemişti. Demek ki İsrail’in saldırılarıyla ve sonraki günlerde saldırılanlarla hedef sayısı 15 bine ulaşmış.
Aralarında drone taşıyıcı bir gemiye hasar vermek de dahil, İran’a ait 43 askeri gemi vurularak harekat dışı bırakılmış.
Bir diğer veriye göre de taktik uçaklara ilaveten özellikle nükleer tesislere, balistik füze depolarına ve yer altında olduğu istihbaratı olan diğer tesisleri vurmak maksadıyla “B-2A”, “B-52H” ve “B-1B” gibi stratejik bombardıman uçakları da kullanılmış.
Savaşın ABD’ye Yüklediği Maliyet
Bazı araştırmalara göre ilk 100 saatlik operasyonun ABD’ye maliyetinin 3,7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. İran’ın savaşın ilk günleri Körfez Ülkelerine 400 civarında balistik füze ile 600’ün üzerinde SİHA ateşlemiş olabileceğinden hareketle bu füzeleri düşürmek için 800 adet Patriot ve THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) füzesavar silahı füzesi kullanıldığı tahmin edilmektedir.
10 Mart 2026 tarihli bilgilere göre ise İran, savaşın başından itibaren ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında 7 Arap ülkesine 3.095 füze ve SİHA saldırısı düzenlemiş.
Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ndeki yaklaşık 1,1 milyar dolar maliyet biçilen AN/FPS-132 erken uyarı radar sistemi ile Bahreyn’deki AN/TPS-59 radar sistemi, İran füzeleri tarafından imha edildi. AN/FPS-132 radarı için yeni bir inşa sürecinin 5 ila 8 yıl süreceği öngörülüyor. İran ayrıca THAAD sistemlerine bağlı AN/TPY-2 radarlarını da hedef aldı. Buradaki maliyetin de yüz milyonlarca doları bulacağı ileri sürülmektedir.
ABD’nin dost ateşi ile düşürülen 3 adet F-15E uçağı ‘le 13 Mart’ta Irak’ta düşen KC-135 tipi yakıt ikmal uçağı yanında özellikle askeri üslerinin büyük hasarlar gördüğü Rus kaynaklarınca “uydu görüntülerine dayanarak” verilmektedir.
Bu modern mühimmatlardan yıllık üretimi yaklaşık 600 adet olan Patriot PAC-3 füzelerini üreten Lockheed Martin, 2030’a kadar 2000’e çıkartmayı hedeflemektedir. THAAD füzelerinin üretimi de yıllık 96 adet olduğu dikkate alınırsa, ABD’nin modern mühimmat stoğunun da tehlikeli sınırlara çekilmekte olduğu söylenebilir. Tabii ki başta BAE olmak üzere Körfez Ülkelerindeki Patriotların da füze stoğu oldukça azalmış olmalıdır.
Öte yandan ABD’nin modern mühimmatının üretiminde kullanılan tungsten, kobalt, nadir toprak elementleri ile gallium ve germanium gibi maddelerin küresel ölçekte %98’i Çin’de üretilmektedir. Bunların temininde de ciddi sorunlar yaşanabilecektir.
ABD Savunma Bakanlığı’ndan Kongre’ye verilen bilgilere göre savaşın ilk 6 günündeki maliyet 11.3 milyar dolar olmuş. American Enterprise Institute tarafından yapılan hesaplamaya göre de toplam maliyet 11.2 ila 14.5 milyar dolar arasındadır. İlk iki günde sarf edilen mühimmatın maliyeti 5.6 milyar dolar olarak verilmektedir.
Bu bilgilere ilaveten bazı kaynaklar İran savaşının ABD’ye yüklediği maliyeti günlük 2 milyar dolar, bazıları da 900 milyon dolar civarında vermektedir.
Bölgede bulunan ABD donanmasına ait gemilerin günlük maliyeti 15.4 milyon dolar iken, G.W. Bush uçak gemisi ve rafakat unsurlarının da bölgeye doğru seyir halinde olduğu bilinmektedir.
Öte yandan bu savaş, ABD üslerine sahip Körfez Ülkeleri de, İran’ın füze ve kamikaze dronlarına karşı savunmak maksadıyla büyük maliyetlere katlanmak mecburiyetinde kaldılar. Bunlara verilecek örneklerden bir Bahreyn olup, İran saldırıları üzerine hava savunma yeteneğini takviye için yaklaşık 15 milyar dolar değerinde 15 adet Patriot füze sistemi satın almak için harekete geçti. Katar, Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan ve Umman da benzer telaşe içerisindeler.
ABD Başkanı Trump’ın, ABD’nin Ukrayna’ya yapmış olduğu 106 milyar dolarlık silah, mühimmat, istihbarat ve eğitim desteğinin karşılığında 450 milyar dolarlık nadir toprak elementleri sahasının işletmesini aldığı gibi, İran savaşının maliyetini de büyük bir ihtimalle Körfez Ülkelerine yükleyecektir. Bahanesi de “İran’a karşı ülkenizi savunduk. Bunun maliyetini çekmek mecburiyetindesiniz!” şeklinde olacaktır.
Sonuç
ABD tarafına bakılırsa İran’ın adeta kolu kanadı kırılmış gibidir. Balistik füze stokları ve rampaları büyük ölçüde vurulmuş, bunun sonucunda da İran’ın füze ve dron saldırılarında son günlerde büyük ölçüde azalma görülmektedir. Ancak İran’ın beklenmedik sürprizlerle yeni silahlar ateşleyebileceği de beklenmektedir.
Tam olarak belirlenmese de savaşın ABD’ye maliyeti her gün için 900 milyon ile 2 milyar dolar arasında telaffuz edilmektedir. Henüz ne zaman sona ereceği bilinmeyen savaşın sonunda ABD tarafından maliyetin sınırları çok daha yukarılara çıkartılarak, bunun önemli bir kısmını Körfez Ülkelerinin yüklenmesi istenirse şaşırmamalıdır. Bunun bir kısmı petrol/doğalgaz gelirinden olacağı gibi, bir kısmı da değerinden yüksek silah satışı ile gerçekleşebilir.
Dileriz ki Türkiye’ye de “Türk hava sahasına girerken düşürülen füzeler”i savunma silahlarının bedeli yüklenmez!


YORUMLAR