İstanbul’da Oğuz Murat Aci’nin yaşamını yitirdiği feci kazanın ardından ehliyetsiz oğlu Timur Cihantimur’u önce Mısır’a ardından ABD’ye kaçıran Eylem Tok, tutuklu bulunduğu cezaevinden sessizliğini bozdu. Yazdığı 3 sayfalık mektupta çarpıcı iddialarda bulunan Tok, hayatını kaybeden Aci’nin ailesiyle sulh anlaşması yaparak helalleştiklerini ileri sürdü. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu mektup, “kan parası” tartışmalarını yeniden alevlendirirken, Tok’un olay gecesine dair savunmaları dikkat çekti.
İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 tarihinde yaşanan ve Oğuz Murat Aci’nin ölümüyle sonuçlanan kazanın ardından oğluyla birlikte yurt dışına kaçan Eylem Tok, ABD’deki cezaevinden bir mektup kaleme aldı. 3 sayfalık mektubunda uzun süredir sessiz kaldığını ancak hakkında yapılan önyargılı yorumlar nedeniyle konuşma ihtiyacı hissettiğini belirten Tok, kazanın ardından yaşanan süreci kendi perspektifinden anlattı.
“Helalleştiğimizi Belirtmek İsterim”
Mektubunda en dikkat çekici bölümü Aci ailesiyle olan ilişkisine ayıran Eylem Tok, yaşanan kaybın telafisi olmadığını bildiğini ifade etti. Tok, mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.”
Oğlu Timur Cihantimur’un kaza anında 16 yaşında bir çocuk olduğunu ve iki yıldır tutulduğu cezaevinde eğitimine devam ettiğini belirten Tok, o gece yaşadıklarını bir annenin koruma refleksi olarak nitelendirdi. Tok, “O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.” dedi.
Olay Gecesine Dair İddialar ve Pişmanlık
Eylem Tok, kamuoyunda çokça tartışılan “yardım çağırmama” ve “polisi engelleme” iddialarına da mektubunda yanıt verdi. Kaza yerine gitmediğini ve polisin aranmasını engellemediğini savunan Tok, mektubunda “Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.
Geriye dönüp baktığında derin bir sorgulama içinde olduğunu dile getiren Tok, ebeveynlik sorumluluğuna dair şu itiraflarda bulundu: “Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum. Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.”
Aile İçindeki Gerilim ve Kan Parası Tartışması
Eylem Tok’un “helalleştik” iddiası, akıllara kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci’nin şikayetinden vazgeçmesini getirdi. Şükriye Aci’nin bu kararı, baba Özer Aci tarafından sert bir dille eleştirilmişti. Özer Aci, “Benim oğlumun kanını sattı. Avukat kandırdı kendi kandı hiç önemi yok sattıktan sonra, kaça sattığının da önemi yok bana göre. Satmayacaktı. Aç kalacaktı, susuz kalacaktı ama satmayacaktı.” diyerek tepkisini dile getirmişti.
Şükriye Aci ise 100 milyon lira aldığı iddialarını yalanlayarak, eşinin ailesiyle yaşadığı sorunlara dikkat çekmişti. Aci, “Psikolojik savaşa daha fazla giremedim. Sadece karşı tarafla ilgili değil eşimin ailesinden de çok fazla şeye maruz kaldım. Aylardır bunun mücadelesini veriyorum. Kiracı gibi durduğum ve hiçbir söz hakkım olmadığı bir yerde kalmak istemedim. 100 milyon lira aldığım iddiası yalan. Kesinlikle böyle bir meblağ yok. Protokol imzaladığımız için bunu açıkça dile getiremiyorum ama kayınpederimin kendi istediği rakamlar 100-150 milyon liralardı önceki pazarlıklarından bahsediyorum benden gizli yürüttükleri.” şeklinde konuşmuştu.
Hukuki Süreçte Son Durum Ne?
Eylem Tok ve eski eşi Bülent Cihantimur hakkında “suçluyu kayırma” ile “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından 10’ar yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. ABD’de yakalanan Eylem Tok’un Türkiye’ye iadesine karar verilmiş olsa da avukatlarının başvurusu üzerine mahkeme iade sürecini geçici olarak durdurmuştu. Anne ve oğlunun Türkiye’ye iadesine ilişkin nihai kararın Şubat 2025’te verilmesi bekleniyor.
Hazırlanan iddianamede, Tok ve beraberindekilerin kazadan hemen sonra organize bir şekilde hareket ettikleri, Timur Cihantimur’un yurt dışına kaçırılacağını en başından beri bildikleri vurgulanıyor. Tok ise mektubunu, “Bu satırların bir savunma olarak değil, bir annenin yüreğinden dökülen duygular olarak görülmesini isterim.” sözleriyle sonlandırdı.
