İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın son dönemdeki açıklamalarına karşı sert bir duruş sergileyerek kurumun teknik sınırlarını aştığını belirtti. Tahran’dan gelen bu çıkış, uluslararası kamuoyunda ajansın tarafsızlığına dair yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İran ile Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) arasındaki gerilim, Tahran’dan gelen son açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ajansın son dönemdeki tutumunu ve yaptığı açıklamaları hedef alarak kurumun asıl sorumluluklarını hatırlattı. Bekayi, uluslararası bir denetleme mekanizması olan ajansın, teknik görevlerinin dışına çıkarak siyasi bir aktör gibi davranmasına tepki gösterdi.
Uluslararası Atom Enerji Ajansı siyasi bir dil mi kullanıyor
Sözcü Bekayi, düzenlediği basın toplantısında ajansın yetki alanına dair net sınırlar çizdi. Kurumun tarafsızlığını koruması gerektiğini ifade eden Bekayi, teknik incelemeler yerine siyasi yorumlar yapılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bekayi, ajansın odaklanması gereken noktanın sadece nükleer faaliyetlerin denetimi ve doğrulanması süreci olduğunu vurguladı.
Açıklamalarının devamında kurumun mevcut tutumunu eleştiren Bekayi, doğrudan şu ifadeleri kullandı: “UAEA’nın görevi, Hürmüz Boğazı, İran’ın füzeleri ya da Tahran’ın nasıl davranması gerektiği konusunda siyasi mesajlar vermek değil, doğrulama yapmaktır”
Tahran yönetimi ajansın tarafsızlığını neden sorguluyor
İran tarafı, UAEA’nın bölgesel meselelere ve savunma politikalarına dair yaptığı yorumların, ajansın kuruluş ilkeleriyle çeliştiğini savunuyor. Bekayi’nin açıklamaları, özellikle Hürmüz Boğazı ve füze programı gibi stratejik konuların nükleer denetimlerle ilişkilendirilmesine karşı bir itiraz niteliği taşıyor. Tahran, ajansın Batılı güçlerin siyasi baskılarına boyun eğmemesi gerektiğini savunurken, teknik iş birliğinin ancak profesyonel bir zeminde yürütülebileceğinin altını çiziyor.
Bu sert çıkışın ardından gözler Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın vereceği yanıta ve nükleer müzakerelerin geleceğine çevrildi. İran’ın bu net tavrı, uluslararası arenada kurumun meşruiyetinin ve bağımsızlığının daha fazla sorgulanmasına neden olacak gibi görünüyor.
