Fatih ÜNLÜ – 26 Haziran 2026
“Aynı İnsan”
Bakıyoruz aynı insan, bir Allah’ın rızasından uzak, bir de güzel bir dönüşümle Allah’ın rızasına yakınlaşmış… Arada erişilmez farklar var. Aynı insan ama yönelişi farklı. Aynı insan ama kalbi ve işi farklı. Dıştan aynı.
O yüzden biz de bütün âlemler için Allah’ın razı olduğunu istiyoruz. Herkes bu eşsiz ihsanla şeref bulsun istiyoruz.
Allah’ın rızası tertemiz bir ortamda, bir gül bahçesinde eşsiz nimetler içinde ferah bir nefes ve eşsiz rayihalar gibidir, şüphesiz çok daha güzeldir.
Allah bütün kullarına nasip eylesin.
Sana karşı Nankörlükten
Rabbim!
Her gün yenilenen açlığımı hep Senin rızıklarınla doyuruyorken, şu sıcak saatlerde keskin susuzluğumu hediyen olan tertemiz suyla gideriyorken ve bildiğim bilmediğim sayısız nimetler içindeyken Sana karşı nankörlükten Sana sığınırım Rabbim! Beni koru. Koruyan Sen’sin, Veli olan, Vehhab Olan ve Merhametlilerin En Merhametlisi Sen’sin.
Bizi şeytanların, nefislerimizin ve bütün şerlilerin şerlerinden muhafaza buyur.
Bak ki
Allah azimüşşan Rum Suresinin 50. Ayeti Kerimesinde mealen şöyle buyurur:
“Bak ki Allah’ın rahmet eserlerine, ölümünden sonra Yeryüzünü nasıl diriltiyor?
Ölülerin yeniden diriltilmesi de hiç şüphesiz böyledir ve O (Allah) her şeye Gücü Yetendir.”
Büyüklerimizin dediği gibi, baharı görmüş bir insan, yağmurla kupkuru toprağın yemyeşil bitkilerle, çiçeklerle ve hayvanlarla dolduğunu ve her yanın şenlendiğini gören bir insan artık Ahirette yeniden dirilmeden de şüpheye düşmez. Her iklimde bunları suhuletle yapan Allah hiç şüphesiz her şeye Kâdirdir.
Sen Rahat Edesin Diye
Şu dünyaya bir bak. Şu sonsuz âleme. Çarpışmadan hızla akıp giden sayısız gök cismine, ecrama ve yakın komşularımız olan Güneş’e ve Ay’a. Bir bak. İkisi de hem eşsiz birer güzellik kaynağı hem de birer hayat vesilesi.
Mevsimlerin meydana gelmesine vesile olan Ay ve evreleri gecenin karanlığında da mahlûkata neşe ve ümit veriyor, yol gösteriyor.
Güneşin ise doğuşu ayrı güzel, batışı ayrı güzel. Soğukta da eşsiz bir nimet. Öğlen de sıcakta yakıyor dersen, o vaktin de gölgesi ve esintisi güzel.
Sen rahat edesin diye Allah böyle mükemmel bir âlem yaratmış. Üşüdüğünde güneşi ve sığınılacak yerleri, fazla sıcakladığında gölgeyi ve uygun ortamları ihsan etmiş.
Alacağın nefesten yiyeceğin türlü türlü yiyeceklere, içeceklere, düşünme ve hayal gücünden kendini ifade edebilmene, bir işi tasarlamandan onu yapabilme kabiliyetine kadar gereken her şey sana verilmiş.
Ve bunlar sana Allah’ın birer lütfu olarak ya tümden bedelsiz ya da hemen ulaşabileceğin bir şekilde ihsan edilmiş. Bu hayatı nasıl güzel yaşayacağın ve insan olarak hak ve sorumlulukların da Sana vahiyle ve örnek peygamberlerle (aleyhimüsselam) bildirilmiş. Yardımlaşma, zekât, temizlik ve güzel ahlak gibi gereken her güzel şey düşünülmüş, takdir edilmiş. Bunlar da hayatın en kritik noktaları. Yoksa Kabiller Habillerin sahip olduklarına da el koyma hırsıyla bu hayatı insanlara hep zehir ederlerdi, fırsat bulduklarında ediyorlar da.
Yine şu uzun ama sonuçta kısalan yolculukta en yakın yoldaşın olan vücut nimeti de aşırıya gitmezsen seni uzun yıllar sorunsuz götürüyor. Aşırıya gitmiş olsan da çareler de çok.
Bir de etrafında dostlar ve huzurlu ortamlarla cennet misal dünyalar var.
Biz de artık tüm bu ihsanların Sahibi Allah’a hamd ve şükür edelim. O’nun “güzel sınırlarına” azami dikkat edelim.
* Sezai Uğurlu abimizin bir şiirinden uyarlama
Hadisi Şeriflerden
– Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.
– Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün ardından da hemen bir iyilik yap ki onu yok eylesin. İnsanlara karşı da güzel ahlak ile muamele eyle.
– Yetimi himâye eden cennette şöylece benimle beraberdir.
(Resûlullâh (s.a.v.) “şöylece – hâkezâ” derken şahâdet parmağıyla orta parmağını aralıklı açarak göstermiştir.)
– Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek (Dinimizde) yoktur.
– Helâlinden kazanmak hak yolunda yapılan muharebe kadar sevaplıdır.
Gerektiğinde
Gerektiğinde dünyadan vazgeçmeyince olmaz. Dünyadan zaten bir gün mecburen vazgeçeceğiz. Bunu vaktinde Allah için yapabilirsek ne güzel.
Dünya Ahiretin tarlası – ekin yeri ve fiziki hayatımızın başlangıcı. Şüphesiz dünya da hayati derecede önemlidir ve illaki dünya Ahiretle de çelişmez.
Sorun hep dünya dünya deyip Ahireti dünyaya feda edecek şekilde davranmaktır. Bu da insanın manevi dengesini en hızlı bozan yanılgıdır.
Başta kendi nefsime:
Çeliştiği anlarda, dünyayı değil Ahireti ve Ahirette Allah’ın Huzurunda geçer akçe olacak doğru seçenekleri tercih edebilmemiz lazım.
Her şey yerli yerince… Olmazsa olmaz.
Zaten Peygamber efendimiz de (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
“Cenâb-ı Hakk Ahiret saadeti için çalışanlara dünya saadetini de ihsan buyurur.”


YORUMLAR