ABD’nin önde gelen yayın organlarından New York Post’da, İran savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, ABD’nin başlattığı “Project Freedom” operasyonu ve Washington’ın bölgedeki deniz hakimiyetine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve ticaret akışını baskı altına almaya çalıştığına dikkat çekilen analizde, Trump yönetiminin operasyonu durdurmasının Tahran’a stratejik avantaj sağlayabileceği ve ABD’nin seyrüsefer özgürlüğü konusundaki küresel rolünü tartışmalı hale getirebileceği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol, doğalgaz ve gübre ticareti açısından kritik önemine, İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki hamlelerine ve ABD’nin İran üzerindeki ekonomik ve askeri baskıyı nasıl sürdürebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte New York Post’da yayınlanan analiz:
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), ticari gemilere Hürmüz Boğazı geçişlerinde refakat etmek amacıyla başlattığı “Project Freedom” operasyonundan iki gün sonra Başkan Donald Trump operasyonu durdurdu.

Trump, bu kararın gerekçesi olarak İran yönetimiyle olası bir anlaşma konusunda “büyük ilerleme” sağlandığını gösterdi.
Ancak söz konusu ilerlemenin beklenildiği kadar kolay olmadığı kısa sürede ortaya çıktı.
Operasyonun durdurulması taktiksel açıdan kısa vadeli bir rahatlama sağlamış olabilir. Fakat stratejik açıdan bu kararın Tahran’a yanlış mesaj verdiği değerlendiriliyor.
Eğer Trump yönetimi, İran rejiminin çatışmaların başlangıcından bu yana fiilen engellediği uluslararası ticaret akışını yeniden tesis etmek konusunda gerçekten ciddi ise, İran Hürmüz Boğazı’ndan geçen tüm gemiler için koşulsuz geçiş hakkını kabul edene kadar operasyonu yeniden başlatmalı ve sürdürmelidir.
Hürmüz’ün küresel ekonomi için önemi
Dünya deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının yine yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir.

Burası, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında uluslararası su yolu statüsüne sahip kritik bir geçiş noktasıdır.
Uluslararası hukuka göre tüm askeri, ticari ve özel gemiler, uluslararası deniz ulaşımında kullanılan boğazlardan engellenmeden geçiş hakkına sahiptir.
İran’ın boğazı “dost olmayan ülkelere” kapattığını ilan etmesi, gemi başına 2 milyon dolara kadar geçiş ücreti talep etmesi ve izinsiz geçmeye çalışan gemileri yakmakla tehdit etmesi sadece küresel ticareti sekteye uğratmadı.
Bu durum aynı zamanda dünya deniz düzenini belirleyen hukuki mimariye doğrudan saldırı anlamına geldi.
Eğer uluslararası hukuka yönelik bu hamle cevapsız bırakılırsa, bunun oluşturacağı emsal son derece yıkıcı olabilir.
Çünkü coğrafi boğazları ekonomik gelir veya baskı aracına dönüştürmek isteyen tüm devletler bu süreci dikkatle izleyecektir.
ABD’nin deniz hakimiyeti tartışması
ABD son 80 yıldır küresel ölçekte seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına alan temel güçlerden biri olarak hareket etti.
İran baskısı karşısında bu garantinin terk edilmesi ise diplomatik bir anlaşma değil, stratejik geri çekilme olarak değerlendirilecektir.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrol sağladığı” yönündeki söylemi, müzakerelerin durumundan bağımsız şekilde cevapsız bırakılmamalıdır.
Project Freedom operasyonu, İran’ın bu iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koydu.
ABD Donanması’na ait destroyerler boğazdan geçiş yaptı ve diğer Amerikan unsurlarıyla birlikte İran’ın füze, İHA ve sürat teknesi saldırılarına rağmen ticari gemilerin güvenli geçişini sağladı.
Ancak operasyonun askıya alınması, inisiyatifin yeniden Tahran’a geçmesine neden oldu ve İran’a müzakereler devam ederken bile boğazı kapatabileceği mesajını verme fırsatı sundu.
Bu nedenle Project Freedom’un yeniden başlatılması bir tırmandırma adımı olarak değil, ABD’nin vazgeçemeyeceği stratejik bir zorunluluk olarak görülmelidir.
Enerji krizi ve ekonomik baskı
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji piyasalarında tarihi ölçekte bir arz şokunu tetikledi.

Petrol ve doğalgaz fiyatları hızla yükselirken, uluslararası gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30’unun da bu boğazdan geçmesi nedeniyle özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarım tedarik zincirleri ciddi biçimde zarar gördü.
Project Freedom operasyonu ise bu soruna doğrudan çözüm üretmeyi hedefliyor.
Operasyon sayesinde İran dışındaki limanlara gidip gelen ticari gemilerin ABD güvenlik garantisi altında serbest şekilde hareket etmesi amaçlanıyor.
Bu stratejinin, İran limanlarına yönelik Amerikan deniz ablukasıyla eş zamanlı yürütülmesi halinde Washington’ın Tahran üzerindeki ekonomik ve stratejik baskıyı maksimum seviyede sürdürmesine imkan sağlayacağı belirtiliyor.
