Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Mazlum Abdi’nin Zor Anlarını Rahatlatan DAEŞ Saldırısı – Haydar As

Haydar AS – 16 Aralık 2025

 

Öyle anlaşılıyor ki YPG-SDG hem Türkiye, hem de Suriye için sorun olmaya devam edecek gibi.

ABD’nin öncesinde Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması ile atmış olduğu adımın ardından Suriye’nin üniter yapısından yana olan açıklamaları ve artık SDG’yi desteklemeyeceği yönündeki açıklamalar sonrasında..

Mazlum Abdi hemen rotayı İsrail’e çevirerek emrinizdeyim mesajı vermekte tereddüt bile etmedi.

Mazlum Abdi, İsrail gazetesi Jerusalem Post’a verdiği demeçlerle hem Suriye’yi bölmek için çalışmalar yapan İsrail’e ortak çalışma yapmayı teklif ediyor, hem de Yahudi lobisini kullanarak Amerika’nın kararını yeniden gözden geçirmesi için baskı yaptırmaya çalışıyorken..

Ne tesadüftür ki! Ortadoğu’ya has klasik bir saldırı devreye giriveriyor birden bire!

Suriye, Amerika ortak devriyesi Halep’te DAEŞ tarafından saldırıya uğruyor.

Şaşırdık mı? Elbette hayır… Hatta zamanlama olarak beklenen bir saldırıydı dersem yeridir yani.

Bu saldırıda faili tartışmak beyhude olur, kime yaradığını görüp konuyu ona göre değerlendirmek daha doğru olur diye düşünmekteyim.

Artık bu tür mühendislik çalışmaları bölgede ezberlendiğinden yapana değil, yaptırana bakılıyor.

Amaç henüz toparlanma sürecinde olan Suriye’nin bu zayıf anında huzuru baltalayıp, parçalanmış bir terör bataklığı peydahlamak.

Terörsüz Bir Suriye Neden Şart?

Bizim de itirazımızın ve mücadelemizin tek nedeni tam anlamıyla bu değil mi zaten?

Kafasına esenin saldırı yaptığı bir coğrafyada YPG-SDG, DAEŞ gibi Amerika orjinli terör örgütlerinin cirit atamayacağı terörden arındırılmış bir Suriye istememizin nedeni bu saldırı ile daha iyi anlaşılmıştır sanırım.

Şimdi gelelim verilen sürenin bitmesine sayılı günler kalan 10 Mart mutabakatına..

Anlaşılan o ki Mazlum Abdi, altına imzasını attığı bu mutabakata uymamak için kırk takla atmaya kararlı!

Hatırlarsanız, mutabakat metnine karşılıklı olarak imza atıldığında Ayn el Arap’dan, Haseke’ye, Kamışlı’dan Deyrizor’a kadar Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde sabahlara kadar kutlamalar olmuştu.

Buradan şunu anlıyoruz ki, Halk örgütten farklı düşünüyor.

Fakat, örgütün baskısı altında yaşayan insanlar bu durumu dile getiremiyor.

Kim istemez ki zaten, yıllarca Esad rejiminin kimlik bile vermediği bir topluluk olarak yeni Suriye’nin eşit vatandaşlık haklarından yararlanmayı.

Kürt toplumu olarak, Devlet kurumlarında temsil edilme hakkı kazanacaksın..

Siyasi sürece dahil olarak siyaseten temsil hakkı bulacaksın..

Suriye’nin her hangi bir yerinde dilediğin gibi yaşam hakkı bulacaksın.

Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olacaksın…

Vatandaş olma hakları dahil, tüm anayasal hakların garanti altına alınacak..

Kısacası, etnik ve dini kimliklere bakılmadan bir çatı altında yeni Suriye’nin bir parçası olacaksın.

Mazlum Abdi’nin Asıl Derdi Ne?

Kim istemez? elbette ki Mazlum Abdi istemez!

Kürtler umurunda mı? Kesinlikle hayır.

Onun derdi Kürtler falan değil, onun derdi kendi bölgesinde var olan enerji kaynaklarını kontrol altında tutup varlığını sürdürmek ve federe bir yapıya dönüşmüş Suriye’den bir parça koparmak.

Bu idealleri içinde İsrail biçilmiş kaftan oluyor elbette.

Başta dediğim gibi başlatmış olduğumuz Terörsüz Türkiye süreci ve tek parçadan oluşan üniter bir yapıya sahip Suriye beklentimize tamamıyla ters düşen bir durumla karşı karşıyayız.

Bizim bu konudaki kararlılığımız, üniter yapıya sahip bir Suriye ve YPG-SDG’den daha ziyade bölgedeki Kürtlerin rejimle bütünleşmesi yönündedir.

Bu hem bizden biri olarak gördüğümüz Kürtlerin daha özgür bir yaşam biçimine kavuşması hem de bizim için tehdit oluşturan sınır hattını, güvenli bir sınır hattına dönüşmesini sağlamaktır.

Zaten başından beri Suriye’de yürüttüğümüz politikaların merkezinde bu düşünce hep var olmuştur.

Ben yarın olacakları düşündükçe, aslında Mazlum Abdi ve örgütünün 10 Mart mutabakatına uymadıklarına pişman olacaklarını görür gibiyim.

Entegrasyon Riski

Bu arada, hep entegre entegre diyoruz ama, YPG-SDG’nin Suriye ordusuna entegre olması bugün değilse bile ilerisi için Suriye adına başka bir sıkıntı doğurabileceğini de gözden kaçırmamak gerekir.

Gerçi bugünün sorunu değil ama ilerisi için ciddi bir problem olabileceğini ve bugünden o konuda tedbirler almakta Suriye yönetimine düşüyor artık.

Eğer bir bütün olarak ve kendi hiyerarşik yapısını koruyacak şekilde bir entegrasyon söz konusu olursa sıkıntı büyük olur diye düşünüyorum.

Bana göre bu şekil bir katılım sonucunda, YPG-SDG daha da güçlenirken aynı zamanda bonus olarak da resmî statü kazanmış olacaklardır.

Yakın zamanda Ordumuz içinde yapılan FETÖ kalkışması buna verilebilecek en güzel örnektir.

Yarın bir gün olası bir menfaat çatışmasında başkaldırı kaçınılmaz olacaktır diye düşünüyorum.

Suriye’nin farklı bölgelerine dağıtarak güç bölünmesini başarırlarsa eğer, belki o zaman olası sıkıntıyı bertaraf etmiş olurlar.

Bekleyip göreceğiz, inşallah hem bizim hem de Suriye için hayırlı bir son olur.

Değerli dostlar, her zaman dediğim gibi başlatılan bu tarihi süreci her ne olursa olsun sekteye uğratmamaya, son ana kadar gayret etmeliyiz.

Amacımız açık ve net, yanı başımızda oluşturulmaya çalışılan bir terör bataklığında ki mikropları bünyemize almadan yerinde kurutup yok ederken, aynı zamanda ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgeyi rehabilite ederek onlara huzur içinde yaşanabilir bir bölge bırakmaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER