Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo
Reşit Kemal As

İran’da Ne Oluyor? – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 02 Ocak 2026

 

İran’da olan biteni tek bir cümleyle anlatmak mümkün değil ama belki şöyle özetlenebilir:
Devlet ayakta, toplum yorgun.

Yıllardır “direnç”, “sabır” ve “dış düşman” söylemiyle ayakta tutulan bir sistem, artık en temel soruya cevap vermekte zorlanıyor: İnsanlar neden her geçen gün daha fakir ve daha umutsuz?

Bugün İran sokaklarında yaşananlar ani bir patlama değil. Bu, uzun süredir biriken bir gerilimin, yavaş yavaş sızan bir gazın sonunda tutuşması. Enflasyon, işsizlik, para biriminin değersizleşmesi… Bunlar teknik terimler gibi duruyor ama İranlılar için anlamı çok basit: gelecek duygusunun kaybı.

Ekonomi Bahane mi, Sebep mi?

Resmi söylem hep aynı: Yaptırımlar, dış baskılar, düşman ülkeler. Bunların etkisi elbette var. Ancak mesele yalnızca dışarıdan gelen darbeler değil. Asıl sorun, içeride bu darbeleri karşılayacak esnekliğin kalmamış olması.

Devletin öncelikleri ile halkın ihtiyaçları arasındaki mesafe açıldıkça, ekonomi bir bahane olmaktan çıkıp doğrudan bir sebep haline geliyor. İnsanlar artık sadece ekmek değil, adil bir düzen sorusu soruyor. Ve bu soru, otoriter sistemler için her zaman tehlikelidir.

Sessizlik Daha Tehlikelidir

İran’da risk sadece protestolar değil. Asıl risk, protesto etmeyen ama inancını kaybeden büyük bir sessiz çoğunluk. Çünkü bu sessizlik, rejim için görünmez ama derin bir çatlağa işaret eder.

Sokaktaki genç, sistemle kavga etmiyor belki ama ona da güvenmiyor. Bu, ideolojik bir kopuş değil; daha tehlikelisi, duygusal bir kopuş. Devletle kurulan bağ zayıfladığında, güvenlik aygıtları ne kadar güçlü olursa olsun, meşruiyet zemininde erozyon başlar.

Rejim İçin Asıl Tehdit Nerede?

İran için en büyük risk dış müdahale ya da ani bir rejim değişikliği değil. En büyük risk, kontrollü kriz yönetiminin artık çalışmaması. Her sorun güvenlikleştikçe, her itiraz bastırıldıkça devlet kısa vadede kazanır ama uzun vadede yalnızlaşır.

Bir noktadan sonra sistem, halkı ikna edemediği için susturmak zorunda kalır. İşte o an, devlet güçlü görünür ama aslında en kırılgan halindedir.

Bölgeyi Neden İlgilendiriyor?

İran’daki istikrarsızlık sadece İran’ı etkilemez. Zayıflayan bir merkez, dış politikada ya daha saldırgan olur ya da daha savunmasız. Her iki ihtimal de Ortadoğu için yeni gerilimler demektir.

İçeride meşruiyet sorunu yaşayan rejimler, dışarıda kriz üretmeye daha yatkındır. Bu yüzden İran’daki iç huzursuzluk, bölgesel dengeler açısından sessiz ama ciddi bir alarmdır.

Sonuç: Kırılma Anı Yaklaşıyor mu?

İran bugün bir devrim eşiğinde olmayabilir. Ama kesin olan şu: eski denklemler işlemiyor. Ne ekonomi eski yöntemlerle toparlanıyor, ne toplum eski korkularla yönetiliyor.

Asıl soru şu:
Rejim değişime kapıyı aralayacak mı, yoksa kapıyı kilitleyip içerideki basıncı artırmayı mı seçecek?

Tarih bize şunu söylüyor:
Basınç arttıkça patlama kaçınılmaz olur — ama ne zaman ve nasıl olacağını kimse önceden bilemez.

İran bugün tam da bu belirsizliğin içinde yaşıyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER