Reşit Kemal AS – 08 Haziran 2026
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan birçok gelişmeye baktığımda ilginç bir tablo görüyorum. Bazı insanlar başlarına gelen her iyi şeyi kendilerine, her kötü şeyi ise Erdoğan’a bağlıyor. Başarı varsa “biz yaptık”, sorun varsa “Erdoğan yüzünden” diyorlar. Böyle bir bakış açısıyla ne siyaset okunur ne de devlet yönetimi anlaşılır.
Bugün yaşanan değişim sadece bir iktidar meselesi değil. Türkiye’nin önünde çok daha büyük bir dönüşüm var. Devlet, kendi geleceğini yeniden şekillendiriyor. Çünkü devletler kişilerden büyüktür. Liderler gelir geçer ama devletler uzun vadeli planlarla hareket eder.
Bir dönem Türkiye’de bazı kalıplar vardı. Her konuya aynı gözlükle bakan, dünyadaki değişimi okuyamayan, elli yıl önceki sloganlarla bugünün sorunlarını çözmeye çalışan anlayışlar vardı. Ancak dünya değişti. Güç dengeleri değişti. Siyaset değişti. Teknoloji değişti. Ekonomi değişti.
Bugün sadece Türkiye değil, Amerika’dan Avrupa’ya kadar herkes yeni bir düzen arayışında. Eski ezberler bozuluyor. Dün dokunulmaz görülen birçok siyasi ve ideolojik anlayış artık toplumlarda karşılık bulmakta zorlanıyor. İnsanlar slogan değil çözüm istiyor. Kavga değil sonuç görmek istiyor.
Uluslararası ilişkilerde yeni bir dönem yaşanıyor. Güçlü devletler artık ideolojik romantizmle değil, çıkarları ve gerçekler üzerinden hareket ediyor. Masaya proje koyabilen, çözüm üretebilen, riskleri öngörebilen ülkeler öne çıkıyor. Sürekli geçmişe bakanlar ise geride kalıyor.
Türkiye’de de benzer bir ayrışma yaşanıyor. Dünyayı okuyabilenlerle okuyamayanlar arasındaki fark her geçen gün büyüyor. Uluslararası gelişmeleri analiz edemeyen, bölgesel dengeleri anlayamayan, sadece iç politika kavgalarıyla günü kurtarmaya çalışan yapılar yavaş yavaş etkilerini kaybediyor.
Bu sürecin sadece CHP ile sınırlı kalacağını da düşünmüyorum. Önümüzdeki dönemde farklı siyasi yapılarda, medya çevrelerinde, bürokraside ve çeşitli oluşumlarda da benzer değişimler göreceğiz. Çünkü değişimin yönünü belirleyen şey kişisel tercihler değil, devletin ihtiyaçları ve dünyanın gerçekleridir.
Bugün birçok insan olup biteni günlük siyasi çekişmeler üzerinden okuyor. Oysa perde arkasında çok daha büyük bir yeniden yapılanma yaşanıyor. Kimileri bunu görmek istemiyor, kimileri ise gördüğü halde konuşamıyor.
Zaman geçtikçe taşlar yerine oturacak. O gün geldiğinde bugün yaşanan birçok gelişmenin aslında günlük siyasi tartışmalardan çok daha büyük bir dönüşümün parçaları olduğu daha net anlaşılacak.
Çünkü mesele sadece Erdoğan meselesi değil.
Mesele, Türkiye’nin önümüzdeki elli yılına hazırlanma meselesidir.


YORUMLAR