Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Kuzey Buz Denizi Ticaret Yolu ve Grönland – Deniz İstikbal

Deniz İSTİKBAL – 22 Ocak 2026

 

Kuzey Buz Denizi kıtaların buluştuğu ve farklı kuruluşlar tarafından okyanus olarak kabul edilen bir bölge. Sığ olması ve yılın büyük döneminde buzlarla kaplı olması nedeniyle ticari, askeri ve ekonomik olarak kullanılamayan Kuzey Buz Denizinde buzlar eriyor. Küresel ısınmanın bir getirisi şeklinde buzulların erimesiyle bölge ticari, askeri ve ekonomik olarak daha fazla kullanılabilecek. Soğuk ve elverişsiz iklimin getirisi olarak kullanılamayan Kuzey Buz Denizi uzun yıllardır ABD Deniz Kuvvetleri tarafından yakından takip ediliyor. Yayınlanan birçok raporda Kuzey Buz Denizindeki ABD çıkarlarına dikkat çekiliyor ve ordunun bölgede daha fazla yer alması gerektiği vurgulanıyor.

Kanada, Danimarka ve Norveç gibi NATO üyesi ülkelerin sınırları içerinde yer alan Kuzey Buz Denizi ABD ve Rusya ile de sınıra sahip. Fakat bölgenin büyük çoğunluğu Rusya’nın deniz sınırları içerisinde yer alıyor. Ukrayna Savaşı sonrası daha belirgin şekilde NATO-Rusya geriliminin artması ve çatışma ihtimali farklı bölgelerde dengeleri değiştiriyor. Washington’da yer alan birçok araştırma merkezinde uzun yıllardır tartışılan bir konu olan Kuzey Buz Denizindeki gelişmeler birçok Amiralin dikkatini çekmiş vaziyette. Yapılan araştırma ve tahminler bölgede petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının da olduğu ve çıkarılmadığını vurguluyor. Böylesi bir durum ABD’nin ulusal güvenlik açısından yaklaştığı Kuzey Buz Denizine olan ilgiyi farklılaştırabilir.

Japonya, Güney Kore ve Çin gibi Asya’nın büyük imalat ve ticaret ülkeleri denizler üzerinden mallarını tüketim merkezlerine ulaştırıyorlar. Güney Çin Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden yapılan sevkiyatlar Avrupa’ya ulaşıyor. Eğer Kuzey Buz Denizindeki ticari yol buz erimeleri nedeniyle açılır ise yukarıda sayılan ülkeler rahatlıkla bu yol üzerinden Avrupa ve Amerika’ya sevkiyat yapabilirler. Böylesi bir durum Rusya’nın küresel ticaret rotaları ve güvenliği açısından konumunu kuvvetlendirebilir. Üç ülkenin global ticarette kullandığı yol ve güzergahlar büyük oranda ABD donanmasının kontrolünde yer alıyor.

Okyanusların ortak kullanım hakkının olmasının yanı sıra ABD donanması küresel ölçekli bir jandarma gibi hareket ediyor ve rakip olabilecek aktörleri cezalandırabiliyor. ABD’nin mevcut konumu Napolyon savaşları sonrası İngiltere’nin üstlendiği role benzetilebilir. İngiliz donanması uluslararası sularda kullanım hakkını Avrupa ülkelerine kabul ettirerek global bir deniz gücü haline gelmişti. Bu güçlenme beraberinde dünyanın en büyük sömürge imparatorluğunu doğurmuştu. Ancak iki dünya savaşı imparatorluğu temellerinden sarsmış ve sömürge devletleri bağımsızlıkları kazanmıştı. İkinci Dünya Savaşı sonrası ise İngiltere’nin yerini süper güç olarak ABD ve ordusu aldı.

Sovyetler Birliği ve ABD Donanması

1945-1991 döneminde global ölçekli ticaret ve su yollarında Sovyetler Birliği ve ABD birlikte hareket edebiliyor, çatışmadan uzak duruyordu. Fakat 1991’de Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla süreç ABD lehine gelişim gösterdi. Sovyetler Birliği donanması hızla küresel ölçekli gücünü kaybetti ve yerini ABD’ye bıraktı. 2020’lerin başına kadar ABD’nin deniz kuvvetlerinde global üstünlüğü sürdü ve ciddi bir rakiple karşılaşmadı. Çin donanmasının salgın sonrası daha fazla görünür hale gelmesi ve Güney Çin Denizindeki hak iddiaları yeni bir rakibin doğuşuna işaret ediyor. Çin Deniz Kuvvetleri her yıl düzenli şekilde yeni savaş gemilerini envanterine dahil ediyor ve Okyanuslarda hareket kabiliyeti kazanmak için çabalıyor.

ABD’nin Pasifik bölgesine kaydırdığı askeri güçleri de mevcut rekabetin bir göstergesi şeklinde değerlendirilebilir. Yaşanan bu gelişmelere Kuzey Buz Denizi ticaret yolunun eklemlenmesi Rusya-Çin arasındaki işbirliğini farklı bir boyuta taşıyabilir. Çin donanması Kuzey Buz Denizine Rusya ile inerse çok kolay şekilde ABD’nin sınırları içerisinde askeri tehditte bulunabilir. Tabi ki bu süreç farklı bir şekilde de gerçekleşebilir. Fakat ABD düşünce kuruluşlarında dile getirilen ulusal güvenliğe tehdidin yok edilmesi gerekliliği Grönland’ın satın alınması meselesiyle bağlantılı.

Grönland Meselesi ve Ulusal Güvenlik

Grönland, Danimarka Krallığına bağlı özerk bir ada. Nüfusun 60 bin kadar olduğu bölge Avrupa Birliğinin bir uzantısı olarak kabul ediliyor. ABD ulusal güvenlik ve değerli madenler nedeniyle adanın satın alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Grönland adası Kanada ve İzlanda arasında yer alması, Kuzey Buz Denizinde yer kaplaması nedeniyle ABD için ciddi bir mesele. Avrupa ülkeleri ABD ile yaşadıkları fikir ayrılıklarının ciddiyetini henüz anlayabilmiş değiller. ABD’nin ulusal güvenlik açısından tehdit gördüğü bir konuda ne kadar ileri gidebileceği tarihsel örneklerle anlaşılabilecek iken Grönland adası ABD’nin koruması altına bırakılabilir.

Çünkü Rusya ve Çin gibi iki büyük güce Norveç veya Danimarka gibi iki ülke karşı koyamaz. ABD’nin adaya yaklaşımı askerî açıdan doğru olmakla birlikte Avrupalı aktörlerin konunun ciddiyetini kavrayamaması büyük bir kriz olarak taraflar arasında sürtüşmeleri beraberinde getirebilir. Ayrıca Kuzey Buz Denizindeki enerji kaynaklarının çıkarılması ve ekonomiye kazandırılması için ABD Grönland meselesini yıllardır tartışıyor. Bu nedenle Grönland konusu yeni çıkmış bir olay gibi değerlendirilmemeli ve Avrupalı kör solcuların ideolojik analizlerine bırakılmamalı.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER