Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Cuma Notları ve Alıntılar – Dinlenilecek Olan Sözler

Fatih ÜNLÜ – 24 Nisan 2026

 


İhlasın Önemi

Hayatın sırrı ihlastadır kıymetli arkadaşlar. Özellikle manevi konularda ihlassız yol alınamaz. Alındı zannedilir ama bir süre sonra her şey geriye sarar.

Dünyevi saiklerle türlü işler peşinde koşanlar da gayretlerine göre geçici başarılar kazanabilirler. Bu başarıları da genellikle samimiyetleri ve gayretleri oranındadır.

Manevi yönü olan işlerde ise ihlas, samimiyet hayati bir öneme sahiptir. İhlas (yaptığı işi kalpten Allah için yapma) yoksa bunun acısı bir yerde mutlaka çıkar.

İhlasla yapılan bir iş, ihlası eksik birçok işten çok daha hayırlıdır ve çok daha keskindir. İnsanlık manen ihlaslı işler vesilesiyle ayakta durur.

Allah’a Sığınınca

Hatalara çok açık bir yönüm var, dedi. Allah’a sığınınca ise hatalarım hemen azalıyor. Allah beni tümden de korur elbette ama bu dünya bir imtihan dünyası. Ben de manen ihlasım kadar nasipleniyorum. Ama bundan ötesi de var.

İhlasım nakıs da olsa Estağfirullah diyerek, bağışlanma dileyerek sebatla Allah’a sığındığımda kıyassız çok daha iyi bir hâle kavuşuyorum.

Nefis terbiyesinin önemi

Hepimiz biliyoruz: Nefis terbiyesi sayısız sebepten dolayı önemlidir. Çünkü sayısız faydası vardır, tersinin de sayısız zararı. Nefs-i emmareye tabi olan insan iyi evlatlar yetiştiremez, iyi bir eş olamaz, iyi bir amir, iyi bir çalışan olamaz, iyi bir arkadaş olamaz. Çünkü hep kendini düşünür, fedakârlık ve diğergamlık yönü çok zayıftır.

Terbiye olmamış bencil nefis bulunduğu ortamlarda her an sorun çıkarabilir. Ama nefis terbiye olduğunda hem aşırı hırs gibi yanlışlarından kurtulur hem de geçmiş hataların telafisi isteği Fudayl bin İyaz hazretleri gibi insanın içine bir kor gibi  düşer ki bu da hatalar telafi edilmeden dinmez.  Nefis teerbiyesi geçmişe, şimdiye ve geleceğe sirayet eden muhteşem bir düzelmedir.

====

Rabbimizin kullarının günahlarını ve ayıplarını örtmesi en büyük nimetlerdendir. Yanlışlarımız suretimizden aşikâr olsa birbirimizin yüzüne bakamazdık.

Ama Allah azimüşşan kullarının ne kadar ağır bir imtihanda olduklarını ve dıştan şeytan gibi usta bir düşmanın ve içten te nefis gibi zayıf bir unsurun kıskacında olduklarını bilir. Ve kullarını çok sevdiği için bir tövbeyle koca bir geçmişi affeder.

Bir de insan üzerinde Allah’ın hakkı sonsuz olmasına rağmen, Allah kullarını çabuk affettiği için bazen kişi Allah’ın nihayetsiz hakkından ziyade üzerindeki kul haklarının ağırlığını daha çok hisseder. Ama kâmil bir kalbe düşen de bu affedici ve sonsuz merhametli Rabbin Huzurunda huşu ve ihlastır.

Peygamber Efendimizden (s.a.v.) Bir Dua

“Allahümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen.
Ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel.
Ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl.
Ve eûzü bike min galebetid-deyni ve kahrir-ricâl.”

Anlamı:

“Allah’ım! Kederden ve üzüntüden Sana sığınırım.
Acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım.
Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım.
Borç altında ezilmekten ve insanların kahrından, baskı ve zulmünden Sana sığınırım.”

Düşenin Elinden Tut

Hz. Ali kerremallahu vecheh Valisine tavsiyelerinde şöyle buyuruyor:

“İnsanlara, canavarın sürüye bakması gibi bakma. Onlara karşı kalbinde sevgi, merhamet ve iyilik duyguları besle. Çünkü istisnâsız bütün insanlar ya dinde kardeşin yahut da yaratılışta eşindir.

İnsanlar hata edebilir, başlarına iş gelebilir. Düşenin elinden tut. Kendin için Allahʼın affını istiyorsan sen de insanları affet, onları hoş gör ve bağışla! Allahʼa karşı asla günah işleyerek âsi olma. Affından dolayı da asla pişmanlık duyma. Verdiğin cezadan dolayı da sevinme!”

Evet, şeytan insanda önce bakışı, düşünceyi bozmaya çalışır. Bu özellikle amirlerin başına çokça gelebilir. Çünkü yöneten, emreden pozisyonundadırlar. Bu durum, bazılarında sahte bir rablik vehmine bile yol açabilir. İnsanlara canavarın sürüye baktığı gibi bakanlar da Allahualem bu tür insanlardır. Oysa makam da bir emanettir ve yetki Emanetin mutlak Sahibi Allah’ın meşru sınırlarında kullanılmalıdır.

Hz. Ali efendimiz (r.a.) bu güzel tavsiyeleriyle Valisini bu tür tehlikeli hallere karşı baştan uyarıyor ve ona en güzel çıkış yollarını da gösteriyor.

Çareler Çoğu Zaman Yanı Başındadır.

Ey nefsim!

Şükrünü ifa edemediğin bunca nimete sahipken, tövbesini tam yapamadığın bunca günah sırtında ağır bir yükken, durmadan yeni nimetler isteme, hep olağanüstü çareler bekleme. Zaten çareler çoğu zaman yanı başındadır. Allah insana büyük bir makam ihsan etmiştir. İş önce senden başlar, çareye yönelecek gayret de başlangıçta sana verilmiştir.

İnsan derya gibidir, ihtiyaçları tükenmez. İnsanın Arz’dan Arş’a, Cennet-i Alâ’ya kadar birçok talebi olabilir. Daha ulvi amaçları da olabilir. Rabbimizden bir niyazın, bir talebin olduğu vakit de ki: “Rabbim! Dilediğin veçhile ihsan eyle.” Hangi oluş daha hayırlıdır, en iyi Allah bilir. En hayırlı şehit diye vasıflandırılan o gencin dualarını hatırlayalım.

Dinlenilecek Olan Sözler

“Ağzı olan konuşuyor” derler ya. Konuşacak ta. Asıl önemli olan kulağı olanların neyi dinleyeceklerini, hangi sese kulak vereceklerini iyi bilmeleri. Ama iş burada da bitmiyor. Çünkü belirli biçimde söz üretenlere iltimas geçen ve daha çok kendi istedikleri sesleri duymamız için ayarlanmış bir sistemde, bir ortamda yaşıyorsak, bu kez de dinlenecek sözü gidip bulma ve güzel sözler önündeki türlü engelleri kaldırma vazifesi bizi bekleyecektir.

Bu da ne kadar zorlu da olsa aynı zamanda çok keyifli ve hoş bir uğraştır da.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER