Fatih ÜNLÜ – 21 Mayıs 2026
Adını Anmayı Unuttuğum Anlarımı Bağışla Rabbim
Bismillah.
Evvelime Bismillah, Ahirime Bismillah.
Dünyama Bismillah, Ahiretime Bismillah.
Birçok kez gördüm aziz kardeşlerim, “Besmele – Bismillah” olmasa, etrafımızdaki şu eşsiz nimetlerin güzelliği ve lezzeti de eksik kalıyor. Tüm bu nimetleri bize ihsan eden Allah Azimüşşan’ın Yüce Adını yâd ettiğimizde ise mahlûkat ile Yaratıcıları Hak Teâla arasındaki o kâmil ve eşsiz bağa da vefa göstermiş oluyoruz. Bir manada “Biz bizi de, sizi de Allah’ın yarattığını ve yapmaya niyetlendiğimiz işi ancak O’nun Yardımıyla yapabileceğimizi biliyoruz.” diyoruz.
O yüzden -başta kendi nefsime- bu kadar kolay ve elzem olan bir hayrı ihmal etmeyelim derim.
Bilvesile, bu konuya bakarken notlar arasında rast geldiğim şu güzel duayı da paylaşayım:
Günlerim Senin Yüce Adınla felah buluyorken, işlerimde Adını anmayı unuttuğum anlarımı bağışla Rabbim!
Kaybolmuşları Buldur
Allah’ım! Sen ki Erhamürrahimin’sin ve Ekremülekremin’sin. Kullarına lütfeyle: Bozulanları düzelt, yıkılanları imar eyle, kaybolmuşları buldur, yenilere hayırlar, eskiyenlere ihyalar nasip eyle, günlerimizi kadim ve yeni hayırlarla şereflendir ya Rabbi! Rahmetinle, ey Merhamet Edenlerin En Merhametlisi!
Kısa Tespitler
Gözlem ve hayal gücünle belki yüzlerce pınarı ortaya çıkarabilirsin ama yeri geldiğinde bin hayalin bir bardak suyun yerini tutmayabileceğini de bilmen kaydıyla. Çünkü…
Çünkü hayalin enginliğini insanın en büyük yeteneklerinden biriyken, gerçekten tümden koparsa insanı nereye götüreceği bilinmez. Hangi yeteneğin nerede gereklidir, bunu belirleyecek kapasite de sana bidayette verilmiştir.
=
Dünya ne kadar değişse de, esas belirleyici olan helal haram çizgileridir. Çünkü hayatı güzelleştiren ve yanlışlarından arındıran bu çizgilerdir.
=
Kötü insanların usanmaz kötülükleri karşısında Allah’ın yarattığı güzellikler ile ıslah ve direnme gücü olmasa ne yapardık.
=
Ey gafil nefsim, sen kendin belki bir ömür boyu günahlardan kurtulamamışken, günahkârları ayıplamaya değil, günahlarla mücadeleye yönel.
=
İnsanlığın en büyük sorunlarının temelinde nefislerin terbiye edilmesindeki eksiklikler vardır. Dünyada terbiyeye en çok ihtiyaç duyan unsur muhtemelen nefistir. Diyelim, kıymetli bir cevher içeren taş ham kalsa, faydası olmaz ama zararı da sınırlı kalır, bu da en fazla kârdan zarar olur. Ama nefisler ham kalırsa terbiye edildiğinde büyük bir güç ve hayır kaynağı olabilecekken büyük bir sorun kaynağına dönüşebilir. Çünkü ham nefis güzel ölçülere değil, heva, hırs ve bencilliğe tabi olur.
Terbiye edilmemiş ham nefis ailede sorun çıkarabilir, işyerinde sorun çıkarabilir, havadan sorun çıkarabilir, sudan sorun çıkarabilir. Karakterinde çok üstün bir yön yoksa terbiye edilmemiş ham nefis geçimsizdir, çıkarcıdır, bencildir, hak etmediği şeyleri ister ve bunda da ısrar eder. Kendi çıkarı için başkalarının binlerce acısına aldırış etmez, “geçimli ve iyi” olduğu zamanlarda da asıl önceliği kendisidir. Nefis terbiye edilmezse, zamanla karakterdeki muhtemel iyi halleri de geri plana atabilir, genellikle atar da.
Velhasıl ham nefis bulunduğu ortamlarda çoğunlukla hakka riayet etmediği, ölçüsüz ve bencil davrandığı için başlı başına bir sorun kaynağıdır. Devamlı sorunun da bir kısmı bir şekilde hallolsa da bir kısmının da yeni sorunlara sebep olması kaçınılmazdır. Bir de ham nefsin heva ve hırsı diğer insanların nefislerini de harekete geçirebilir. Kendisine bilmeden çarpan bir kişiye “Önemli değil” diye tebessüm etmek yerine, “Önüne baksana ===” gibi ağır bir tepki veren birisi diğerinin de nefsini, enaniyetini kışkırtabilir. Dolayısıyla ham nefis sosyal ortamların sağlığı açısında da bir sorun kaynağıdır.
Zikir Bahsinde
Ya Allah, ya Settar, ya Hafız.
Bu güzel zikri hem kendimiz için hem de bütün dünya ve insanlık için çok gerekli görüyoruz abi. Şöyle ki:
Ya Allah
Bu güzel zikir bize başta kendi nefsimiz mümkün olduğunca çok insanın Tek, Her şeye Kadir ve Sonsuz Merhametli Allah’a tam iman etmesini ve Allah’ın Yüce zikriyle Cihanın dolmasını hatırlatıyor.
Allah’ın yüce zikri ve güzel hükümleri Dünya ve Ahireti aydınlatıyor.
Ya Settar
İyiliklerin geriye atılıp kötülüklerin yaygınlaştırılmaya çalışıldığı ve insanların gizli hallerinin bazı dünya hükümranlarınca irdelendiği, araştırıldığı tecessüsü yoğun bir dünyada yaşıyoruz. Her zaman değilse de çoğu zaman durum böyle. İşte bu karışık ortamda, gizli hallerin, açık saçıklığın ve cümle yanlış işlerin örtülü kalması için Rabbimize ya Settar İsm-i Şerifiyle de sığınmalıyız diye düşünüyoruz. Elbette, fiili dua demek olan bu yöndeki çabalarımızı ve Kuran-ı Kerim’in yüce hükmü olan “Vela tecessesu – Gizli halleri araştırmayınız.” sırrının yaşanacağı güzel toplumlar inşa etme gayretimizi de çok ileri seviyelere taşımamız gerektiğinin de altını çizerek. Söz ve eylem birliği en çok bize lazım.
Allah’ın sonsuz güzel setrinin, örtülmesi gerekenleri örtmesinin birçok misali vardır. İnsanın kıyafetle şereflenmesi ve bizzat kendi bedeni de buna eşsiz bir örnektir. Misal bedenlerimizde türlü türlü sıvı, kan, vitamin, gıda vs. birçok madde mevcut. Ve tek bir anda bile bedenlerimizde bin bir türlü işlem aynı anda meydana geliyor. Gereken vitamin, mineral ve diğer maddeler hücrelere sevk ediliyor, fazlalıklar hücrelerden dışarı alınıyor. Ama bunların hepsi güzel bir suretle, beden kalıbıyla örtülmüş. Vücudumuzdakiler ve oradaki namütenahi işlemler ne bizi ne de etrafımızdakileri rahatsız ediyor. Yoksa yanımızda en sessizinden bir araba bile çalışsa bunu hissederiz ve bir süre sonra da ihtimal ki buna katlanamayız.
Bu sadece bir örnek. Temelde devasa bir nükleer yapı olan Güneşin ısısının bize ulaşıp zararlı ışınlarının atmosferle filtrelenmesi gibi etrafımızdaki birçok hikmetli iş te Allahualem Rabbimizin setriyle ve Es-Settar İsmi şerifiyle de ilgili görünüyor.
Ya Hafız
İnsanlığın başta küfür ve şirk türlü sapkınlık ve büyük günahlardan korunması için de “Ya Hafız” İsm-i Şerifi aklımıza çokça geliyor. Kullarını devamlı koruyan, belki son anda vazgeçtiği bir adımla kulunu bir felaketten kurtaran, yaptığı iyilikleri muhafaza edip düşeceği zaman kulunun yardımına gönderen Allah’a bu vesileyle de sığınmak ve sonucu O’ndan istemek.
Allah’ım! Acze düştüğümüz anlarda da Muinimiz Sen’sin. Kullarını koru, hıfzeyle ya Rab!
Fıtratları Koru Ya Rabbi!
Rabbim! Kullarını, hepimizi açık saçıklığın, kötülüklerin alenileşmesinin şerlerinden muhafaza buyur. Dengeleri bozmaya çalışan, fıtratlara saldıran şerlilerin çabalarını boşa çıkar. Sen kullarının Ümid’isin. Yardımını bir an üzerimizden ayırma Ya Rabbi!
Sonsöz
Kardeşlerim, sizin bu eşsiz katkılarınıza mukabil ben de farklı bir çerçevede mütevazı bir katkı olarak:
Bunca yılın tecrübesinden sonra, hayata meydan okumayı değil de onu meşru ve güzel sınırlarda yaşamayı önemsediğimi söyleyebilirim. Gerektiğinde en şiddetli çarpışmalara da girebilirim elbette ama sadece bu kaçınılmazsa. Yoksa şeytana bile meydan okumam, kendi işimi yapmaya çalışırım. Zaten şeytan geleceği zaman gelir, sen o müstakbel mücadelelere karşı hayır biriktir.
Durmadan yeni kavgaları çağırırsam, çok zor bir ağır sıklet maçından zaferle çıkıp şampiyon olmuşken, gafil bir anımda benden çok daha zayıf birisinden onulmaz bir darbe yiyen birisine dönüşebilirim. İnsan her an tetikte olamaz ki!
Yine farklı bir konu ama önemine binaen son olarak aziz kardeşlerime şunu da arz edeyim:
Yunus Emre’nin “Aşktan nasip sunulunca” ibaresinin geçtiği şiirini biliyorsunuzdur. Bu muhteşem şiirde Üstad hesap gününden müthiş sahneler tasvir eder. Şiirin sonu da şöyledir:
Çağrışalar ata ana
Kardaş kardaştan usana
Yalvaralar ol Sübhân’a
Niyaz kılası er gerek
Dügelinden bu aşk yakın
Yunus hata kılma sakın
Aşktan nasip sunulunca
Cevap veresi hâl gerek.
O günün kardeşi kardeşten usandıran dehşetini sürura dönüştürmenin bir yolu da Üstad Yunus’un dediği gibi Sübhan ve Vahid olan Allah’a yalvarabilecek niyaz kılası bir er, bir insan olarak kalabilmek ve Aşktan nasip sunulunca da cevap veresi bir hâle sahip olmak gerek.
Allah nasip eylesin.


YORUMLAR