Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Ukrayna Havlu Atmaya Hazırlanıyor – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 26 Ocak 2026

 

Savaşlar yalnızca cephede kazanılmaz ya da kaybedilmez. Asıl kırılma anı, toplumların ve liderlerin zihninde yaşanır. Rusya–Ukrayna savaşında gelinen nokta tam olarak bu psikolojik eşiğe işaret ediyor. Son gelişmeler ve liderlerin açıklamaları, Ukrayna’nın askeri bir yenilgiden çok, stratejik ve psikolojik bir doygunluk noktasına yaklaştığını gösteriyor.

“Ukrayna havlu atıyor mu?” sorusu bu nedenle giderek daha sık soruluyor. Ancak burada kastedilen şey mutlak bir teslimiyet değil; savaşın hedeflerinin, kazanımlarının ve maliyetlerinin yeniden tanımlanmasıdır. Çünkü her savaşın bir noktadan sonra sürdürülmesi değil, sonlandırılması rasyonel hale gelir.

Savaşın ilk evresinde Ukrayna, beklenmedik bir direnç sergileyerek uluslararası kamuoyunda güçlü bir meşruiyet kazandı. Rusya’nın hızlı bir zafer beklentisi boşa çıktı. Kiev düşmedi, devlet ayakta kaldı ve Ukrayna ordusu ciddi bir savunma kapasitesi ortaya koydu. Bu, Ukrayna’nın en büyük stratejik kazanımıydı: Devletin varlığını koruması ve “kolay lokma” olmadığını kanıtlaması.

Uzayan Savaşın Bedeli: Yıpranma ve Tükenmişlik

Ancak zaman ilerledikçe savaşın dinamikleri değişti. Cephede kazanımlar sınırlı kaldı, insan gücü ve mühimmat kayıpları arttı, ekonomik yük derinleşti. En kritik unsur ise psikolojik üstünlüğün aşınması oldu. Uzayan savaşlar, en disiplinli toplumlarda bile yorgunluk yaratır. Ukrayna bugün tam da bu yorgunlukla yüzleşiyor.

Liderlik söylemlerindeki değişim bu durumu açıkça yansıtıyor. Daha önce “kesin zafer” vurgusu öne çıkarken, bugün “uzun savaş”, “gerçekçi hedefler” ve “sürdürülebilir direnç” gibi ifadeler öne çıkıyor. Bu söylem değişikliği, bir geri çekilme değil; kamuoyunu olası bir siyasi çözüm sürecine hazırlama çabası olarak okunmalı.

Öte yandan Rusya cephesinde farklı bir psikoloji hakim. Moskova, zamanın kendi lehine işlediği algısını sistemli biçimde güçlendiriyor. Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin sınırsız olmadığı, siyasi iradenin ve kamuoylarının yıprandığı bir ortamda, Rusya sabırlı bir bekleyiş stratejisi izliyor. Bu strateji, askeri olmaktan çok psikolojik bir baskı unsuru olarak işliyor.

Batı Cephesindeki Çatlaklar

Batı dünyasında da çatlaklar belirginleşiyor. Ukrayna’ya destek sürse de, bu desteğin maliyeti artık daha yüksek sesle sorgulanıyor. Enflasyon, enerji krizleri ve iç siyasi dengeler, Ukrayna dosyasını ikinci plana iten faktörler haline geliyor. Bu tablo, Kiev’in manevra alanını daraltıyor.

Tam da bu noktada “kazanımlar” kavramı yeniden tanımlanıyor. Ukrayna açısından kazanım artık toprakların tamamının geri alınması değil; devletin egemenliğini koruyarak, daha büyük kayıpların önüne geçmek olabilir. Savaşın başında ulaşılamaz görünen bir senaryo olan müzakere, bugün giderek daha gerçekçi bir seçenek haline geliyor.

“Havlu atmak” ifadesi bu nedenle yanıltıcı olabilir. Ukrayna pes etmiyor; fakat oyunun kurallarını yeniden düşünmek zorunda kalıyor. Bu, zayıflık değil, savaşın sert gerçekleriyle yüzleşmektir. Tarih, mutlak zafer söylemiyle uzatılan savaşların, çoğu zaman daha ağır kayıplarla sonuçlandığını defalarca göstermiştir.

Ukrayna, askeri bir yenilgiden ziyade psikolojik bir eşikte duruyor. Bu eşik, ya savaşın daha sınırlı hedeflerle sürdürülmesini ya da siyasi bir çıkış yolunun aranmasını beraberinde getirecek.

“Ukrayna kazanacak mı?” değil; “Ukrayna hangi bedelle ve hangi kazanımlarla bu savaşı sonlandıracak?”

Cevap, cepheden çok masada şekillenecek.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER