Haydar AS – 28 Ocak 2026
Suriye’de YPG/SDG’nin korkunç planı ne idi…
Gün aşırı sivillere yönelik saldırılarla beş on kişiyi katledip Suriye ordusunu tahrik edip Kürtlere karşı harekete geçirerek bir katliam planlamaktaydılar.
Önceki yazımda da bahsettiğim gibi, malum çevrelerin desteğinin çekildiği bir dönemde olası bir Kürt katliamı sonrasında propaganda araçlarını devreye sokarak yeniden desteği sağlamak çok ince çalışmış oldukları bir plandı.
Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı elbette…
Onlara göre, düzenli bir orduya sahip olmayan Suriye, amansız bir saldırı ile önüne gelen herkesi katlederek ilerleme kaydedeceği düşüncesiydi.
Tam tersine, Suriye ordusunun tıpkı iğneyle kuyu kazarcasına bir hassasiyet göstererek ilerlemesi başta Mazlum Abdi olmak üzere YPG/SDG, PKK ve Kandil’in bile planlarını alt üst etmiş oldu.
O kadar kimyaları bozulmuştu ki hırslarını Şanlı Bayrağımızdan alacak kadar ileri gitmişlerdi.
DEM Parti’nin Tartışmalı Tutumu
Türkiye’de yürütülmekte olan “Terörsüz Türkiye” sürecinde yapılan görüşmelerde, toplantılarda, komisyonlarda kendileri yokmuş gibi DEM Parti’nin bu korkunç planın bir parçası olarak grup toplantısını Nusaybin’de yapma kararı alması ve eş başkanın YPG/SDG terör örgütünün Kürtlerin temsilcisi olduğunu belirten açıklaması sizi bilmem ama ben de “Terörsüz Türkiye” ye gidecek yolda DEM Parti’nin doğru bir paydaş olmadığı hissini uyandırdı.
Şimdi bu ihanet dolu açıklamanın sorumsuzca yapılan koskoca bir yalan olduğuna bakalım.
Temsilci olarak gördükleri YPG/SDG’nin, terk edip kaçtıkları her yerde, geriye kalan Kürtlerin arkalarından bayram ediyor olmasını mı,
Bir daha geri gelirler korkusuyla, Suriye Ordusunun yanlarından ayrılmamasını isteyen Kürtlerin yaşamış oldukları travmayı görmezden gelip onların korktuklarını temsilci olarak göstermesini mi,
Bugün bir araştırma yapılsa Kürtlerin en az yüzde 90’ının yeni Suriye devletine entegre olmak istediğini bile bile terör örgütünü Kürtlerin temsilcisi olarak göstermek Kürtlere yapıla bilecek en büyük eziyet değil midir?
Artık yıllardır sömürdüğünüz, eziyet çektirdiğiniz insanlar gözünü açtı.
Sizin ebet müddet sunamayacağınız daha doğrusu sunmak istemediğiniz imkanları Suriye yönetiminin samimi ve kucaklayıcı tavrıyla alacaklarını gördüler.
Türk Devleti Güvencesi ve Değişen Algı
Olası bir haksızlıkta Türk devletinin bir hami olarak arkalarında duracağını gördüler.
Sizden ne gördüler; kan, gözyaşı, zulüm, korku, yoksulluk…
Şimdi halen utanmadan sıkılmadan onlara terör örgütünü temsilci olarak gösteriyorsunuz.
Bugüne kadar ne hayrını gördüler ki, bundan sonra da görsünler.
Biz hep çözümün adresi siyasi diyalog dedikçe, onlar siyasi güçlerine rağmen Kürt halkını terör örgütlerine teslim etmeye devam ediyor.
Bir siyasi hareket olarak Suriye konusunda yapıcı ve sorumlu bir dil kullanarak Kürtlerin daha iyi ve güvenli bir ortamda yaşamaları için Türkiye’de hazır toplanmış olan masa ile ortak hareket ederek Suriye yönetimiyle diplomatik yoldan Kürtlere ekstra kazanımlar vermek şansın varken ısrarla niye terör örgütünü referans gösteriyorsunuz.
10 Mart mutabakatına uyulmuş olsaydı bugün elinizin daha güçlü olacağını nasıl görmezden geldiniz.
Tüm demokratik haklarını elde etmiş müreffeh bir yaşam sürecek olan Kürt toplumundan neden rahatsız oluyorsunuz.
Çünkü niyet farklı.
Çünkü mesele Kürtler değil, mesele ellerinde koz olarak kullandıkları Kürt kartının ellerinden kayıp gitmesi.
Artık DEM Parti olarak sizinle “terörsüz Türkiye” yolunda samimi bir ilerleme kaydedileceğine pek inanmıyorum.
Bu süreç elbette ki sekteye uğramamalı, ilk defa bu kadar yol alınmış iken gerekirse size rağmen devam etmelidir.
Hele fosilleşmiş ideolojilerin uzantıları, kendini terör örgütünün propaganda aracı olarak konumlandıran sözde aydınların bu yolda bariyer görevi üstlenmeleri dikkatlerden kaçmamaktadır.
Hem nala hem mıha vuranların sorumsuz davranışları ve sorunlu dilleri bu milletin ajandasında hep var olacaktır.




YORUMLAR