Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Epstein Dosyası: Dünya Sarsılırken Türkiye’deki Sessizlik Ne Anlama Geliyor? – Ersoy Dede

Ersoy DEDE – 15 Şubat 2026

 

 

Bir dava düşünün…

Bir milyarder, onlarca güçlü isimle fotoğraf karelerinde.

Bir ada…

Bir uçuş listesi…

Ve arkasında kapanmayan bir soru: Kimler biliyordu? Kimler sustu?

Epstein dosyası yalnızca bir “cinsel istismar” soruşturması değildir. Bu dosya, küresel güç ağlarının karanlık anatomisidir. Bu dosya, Batı demokrasilerinin vitriniyle arka odası arasındaki mesafeyi gösteren bir turnusol kâğıdıdır.

 

Ve evet… Belgeler çıktığında dünya medyası ayağa kalktı.

Ama Türkiye’de bu dosya neden hak ettiği ağırlıkta ele alınmadı?

 

Bu soruyu cesurca sormak gerekiyor.

 

Epstein Belgeleri Neyi Değiştirdi?

Epstein, 2008’de Florida’da tartışmalı bir anlaşmayla kurtuldu.

2019’da yeniden tutuklandı.

Ve Manhattan’daki hücresinde “intihar etti”.

Bu süreçte en kritik dönemeçlerden biri, 2024’te kamuoyuna açılan mahkeme belgeleriydi. Belgelerde siyasetçilerden iş insanlarına, akademisyenlerden kraliyet mensuplarına kadar birçok ismin geçtiği görüldü. Belgelerin kendisi doğrudan suç isnadı içermese de, güç ağlarının iç içeliğini ortaya koydu.

 

Ghislaine Maxwell’in 2021’de mahkûm edilmesi dosyanın hukuki ayağını kapatmadı; tam tersine daha fazla soru doğurdu.

Peki Amerikan siyaseti neden karıştı?

Çünkü Epstein’ın bağlantı ağı iki partiyi de kesiyordu.

 

  • Bill Clinton uçuş listelerinde yer aldı.
  • Trump ile geçmişte sosyal ilişkileri olduğu biliniyordu.
  • İngiltere’de Prens Andrew ciddi bir skandala sürüklendi ve kamu görevlerinden çekildi.

Bu tablo, Amerikan medyasını ikiye böldü.

Bir kısım medya dosyanın üzerine gitti.

Bir kısım medya ise isimler üzerinden siyasi hesap yaptı.

 

Epstein belgeleri, ABD’de yalnızca bir ahlak krizini değil; kurumsal güven krizini tetikledi.

 

Küresel Medya Neden Bu Kadar Sarsıldı?

Çünkü bu dosya yalnızca suç dosyası değildi.

 

  • Wall Street elitleri
  • Ivy League akademisyenleri
  • Hollywood çevresi
  • Politikacılar
  • Kraliyet bağlantıları

 

Hepsi aynı fotoğraf karesinde görünüyordu.

 

Bu, 1970’lerdeki watergate sonrası yaşanan “devlete güven krizi”nin modern versiyonu gibiydi. O dönemde gazetecilik sistemi sarsmıştı. Bu kez sistemin kendisi sorgulandı.

Epstein’ın 2019’daki ölümü sonrası yayılan “örtbas mı?” sorusu, Amerikan toplumunda derin bir güvensizlik yarattı. Özellikle muhafazakâr çevrelerde “derin devlet” tartışmaları yeniden alevlendi.

Peki Türkiye’de Neden Sessizlik Hakim Oldu?

Şimdi asıl meseleye gelelim.

Türkiye’de bazı medya organları bu dosyayı haber yaptı.

Ancak geniş kapsamlı, bağlantı ağlarını analiz eden, küresel güç yapısını sorgulayan derin dosyalar ortaya çıkmadı.

Neden?

Küresel Güç Ağlarına Dokunma Tedirginliği

Epstein dosyası, doğrudan Amerikan elitleriyle, finans çevreleriyle ve küresel medya patronaj yapısıyla temas ediyor. Türkiye’de birçok medya kuruluşunun uluslararası finans ve reklam ağlarına bağımlılığı düşünüldüğünde, bu tür bir dosyanın agresif biçimde işlenmesi bazı çevrelerde “risk” olarak görülebilir.

“Komplo” Damgası Korkusu

Epstein dosyası yıllarca komplo teorileriyle iç içe tartışıldı.

Bu da bazı yayın organlarının konuyu temkinli ele almasına yol açtı. Ancak gerçek belgeler ortaya çıktığında dahi bu mesafe korunmaya devam etti.

Bu noktada soru şudur:

Belgelerin içinden çıkabilecek isimlerden mi çekinildi?

Yoksa Batı merkezli güç yapısına dair eleştirel bir pozisyon almaktan mı?

 

Türkiye’de Gündem Ağırlığı

Türkiye, yoğun bir iç siyasi gündeme sahip.

Ekonomi, yerel seçimler, yargı dosyaları…

Küresel bir skandal, yerel siyasi gündemin gölgesinde kalabiliyor.

Ancak bu mazeret yeterli mi?

 

Epstein Dosyası Bir Ahlak Meselesi mi, Güç Meselesi mi?

Epstein olayı yalnızca “ahlaki çöküş” değildir.

Bu dosya, şu soruyu gündeme getirir:

Güç sahipleri hesap verir mi?

Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Senato elitlerinin yozlaşması nasıl sistemin çöküşünü hızlandırdıysa, modern demokrasilerde de elit ağların dokunulmazlığı benzer bir kırılma üretir.

Epstein dosyası bu kırılmayı sembolize ediyor.

Medyanın Sınavı

Watergate’te gazeteciler kazandı.

Epstein’da medya bölündü.

Bir kısmı sistemle hesaplaştı.

Bir kısmı isimleri filtreledi.

Bir kısmı ise konuyu hızla gündemden düşürdü.

Türkiye’de ise daha çok “dış haber” formatında, mesafeli ve kısa bir çerçeveyle işlendi.

Oysa bu dosya, küresel elit ağlarının işleyişine dair güçlü bir örnekti.

Türkiye gibi jeopolitik kırılma hatlarında duran bir ülke için bu ağları analiz etmek stratejik bir zorunluluktur.

Korku mu, İlgisizlik mi?

Şimdi dürüst olalım.

 

  • Uluslararası reklam ağlarına bağımlılık mı?
  • Diplomatik hassasiyet mi?
  • İdeolojik konfor alanı mı?
  • Yoksa gerçekten ilgisizlik mi?

 

Bu soruların yanıtı tek boyutlu değil. Ancak şurası net:

Epstein dosyası küresel elitlerin dokunulmazlığına dair bir sembol hâline gelmiştir.

Ve medya bu sembolle yüzleşmek zorundadır.

 

DEMEM O Kİ;

Epstein öldü.

Maxwell mahkûm edildi.

Belgeler açıklandı.

Ama sorular kapanmadı.

Bu dosya, 21. yüzyılın güç-ahlak-elit üçgenini anlamak için bir laboratuvardır.

Türkiye medyası için de bir testtir:

Küresel güç yapıları söz konusu olduğunda ne kadar cesuruz?

 

Unutmayalım…

Gazetecilik yalnızca bilgi aktarmak değildir.

Gazetecilik, güçle mesafe koyabilmektir.

Epstein dosyası bu mesafeyi ölçen bir turnusoldür.

Ve belki de asıl soru şudur:

Belgelerin içinden çıkacak isimlerden kimler gerçekten korkuyor?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER