Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İstanbul’da hangi ilçenin havası zehir saçıyor ve en temiz hava nerede ölçüldü

İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan son rapor megakentin hava kalitesindeki

İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan son rapor megakentin hava kalitesindeki çarpıcı değişimi gözler önüne sererken en kirli ve en temiz ilçeler listesi herkesi şaşırttı. Kağıthane ve Sultangazi arasındaki uçurum dikkat çekerken uzmanlar İstanbul genelinde hava kirliliğinin geçtiğimiz yıla oranla yüzde 36 seviyesinde azaldığını müjdeledi ancak bazı bölgelerdeki risk devam ediyor.

İTÜ raporuyla İstanbulun hava kalitesi haritası netleşti

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, megakentin soluduğu havanın röntgenini çekti. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros liderliğinde yürütülen çalışmada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından işletilen hava kalitesi ölçüm istasyonlarından alınan veriler titizlikle incelendi. Araştırma sonuçları, İstanbul genelinde partikül madde (PM10) konsantrasyonunda geçtiğimiz yıla göre anlamlı bir düşüş yaşandığını kanıtlarken, ilçeler arasındaki keskin farklar ise dikkat çekici boyutlara ulaştı.

Zirvede Kağıthane var en temiz hava ise Sultangazide ölçüldü

Yapılan ölçümlere göre İstanbul’un havası en kirli ilçesi metreküp başına 46,4 mikrogram partikül madde oranıyla Kağıthane oldu. Kağıthane’yi sırasıyla 44 mikrogramla Tuzla ve 39,8 mikrogramla Sancaktepe takip etti. Şehrin diğer ucunda ise bambaşka bir tablo ortaya çıktı. Sultangazi, metreküp başına sadece 8,4 mikrogramlık değerle İstanbul’un havası en temiz ilçesi olarak kayıtlara geçti. Doğasıyla bilinen Büyükada 11,8 mikrogram, Sarıyer ise 15 mikrogramlık değerlerle temiz hava solunan diğer noktalar arasında yer aldı. Kent genelindeki 21 istasyonda kirlilik oranları gerilerken, Yenibosna ve Arnavutköy gibi bölgelerde kirlilik oranlarında artış gözlemlenmesi uzmanları harekete geçirdi.

Hava kirliliği insan sağlığını nasıl tehdit ediyor

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Hüseyin Toros, solunan havanın kalitesinin insan sağlığı ve ekonomik gelecek üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Toros, kalitesiz havanın sadece sağlık sorunlarına yol açmakla kalmadığını, aynı zamanda iş gücü kaybı ve artan tedavi maliyetleri gibi ekonomik yükleri de beraberinde getirdiğini belirtti. Son yüzyılda fosil yakıt kullanımındaki aşırı artışın atmosferi kirlettiğini ifade eden Toros, “Yer altında milyonlarca yıldır birikmiş olan enerji kaynağını yakarak enerji elde ediyoruz ama bu esnada farkına vararak veya varmadan atmosfere bol miktarda kirletici salıyoruz.” dedi.

İstanbul trafiğindeki 6 milyon araç kirliliği tetikliyor

Şehirlerdeki hava kirliliğinin en büyük kaynağının motorlu taşıtlar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Toros, İstanbul’un devasa araç parkına işaret etti. Yaklaşık 6 milyon aracın yollarda olduğu kentte, trafik yoğunluğunun ve sürekli dur-kalk yapmanın emisyon değerlerini yukarı çektiğini belirten uzmanlar, fren balataları ve lastiklerden kopan partiküllerin de havayı kirlettiğini hatırlattı. Ancak son veriler, alınan önlemlerin ve meteorolojik koşulların etkisiyle genel bir iyileşme eğilimi olduğunu gösteriyor.

İyileşme oranları umut verici düzeyde seyrediyor

Geçmiş yılların verileriyle yapılan karşılaştırmalar, İstanbul’un hava kalitesindeki pozitif değişimi somut rakamlarla ortaya koydu. İTÜ olarak her ay düzenli değerlendirme yaptıklarını belirten Prof. Dr. Hüseyin Toros, kalite kontrol süreçlerinden geçen 24 istasyondan elde edilen verileri paylaştı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre belirgin bir rahatlama olduğunu ifade eden Toros, şu bilgileri paylaştı: “Geçen yıl ocak ayında İstanbul genelindeki toz değerlerinin ortalaması 41,5 mikrogram. Geçtiğimiz aralık ayında 35,9, bu yıl ocak ayında ise 26,5 mikrogram değerlerine ulaşıldı. Geçen yılın ocak ayına göre bu yılın ocak ayında yüzde 36 iyileşme, aralık ayına göre ise yüzde 26 iyileşme olduğunu görüyoruz.”