Reşit Kemal AS – 23 Şubat 2026
Ortadoğu’da tansiyon yükseldiğinde ilk sorulan soru hep aynıdır:
ABD İran’ı nereden vuracak?
Körfez’den mi? Irak hattından mı? Suriye üzerinden mi? Denizden mi, havadan mı?
Haritalar açılıyor, üsler sayılıyor, menziller hesaplanıyor.
Ama kimse başka bir ihtimali yüksek sesle tartışmıyor:
Ya mesele sadece vurmak değilse?
Ya asıl senaryo İran’ın zayıflatılması değil, yeniden şekillendirilmesiyse?
Askeri Operasyon mu, Stratejik Mühendislik mi?
Bir ülkeye yönelik askeri müdahale artık sadece bombardıman anlamına gelmiyor. Modern savaş, askeri, ekonomik ve psikolojik baskının eş zamanlı uygulanmasıyla yürütülüyor.
Irak’ta olan buydu.
Suriye’de yaşanan süreç de bunun başka bir versiyonuydu.
Devlet yapısı tamamen ortadan kalkmadı belki ama merkezi otorite zayıfladı, sahada fiili bölünmeler oluştu.
Peki neden aynı ihtimal İran için güçlü şekilde konuşulmuyor?
Çünkü İran dışarıdan bakıldığında sert ve kapalı bir yapı gibi görünüyor.
Ancak içeride ciddi bir etnik ve mezhepsel çeşitlilik barındırıyor:
- Fars çoğunluk
- Azeriler
- Kürtler
- Beluçlar
- Arap nüfus
Bu yapı güçlü bir merkezi sistemle dengede tutuluyor.
Fakat ağır bir askeri baskı, ekonomik çöküş ve iç karışıklık aynı anda devreye girerse?
O zaman mesele füze rotası değil, iç fay hatları olur.
Bölünme Senaryosu Neden Konuşulmuyor?
İran’ın tamamen parçalanması sadece Tahran’ı ilgilendiren bir mesele değildir.
Böyle bir senaryo;
- Hazar hattını etkiler
- Körfez enerji akışını değiştirir
- Rusya’nın güney güvenlik mimarisini sarsar
- Çin’in ticaret koridorlarını sekteye uğratır
- Türkiye’nin doğu sınırında yeni bir güvenlik denklemi oluşturur
Ortadoğu’da hiçbir kırılma lokal kalmaz.
İran’ın zayıflaması bazı ülkeler için stratejik avantaj olabilir.
Ancak İran’ın dağılması, kontrolsüz güç boşlukları ve yeni vekalet savaşları demektir.
Bu yüzden mesele sadece “nereden vurulacak” değildir.
Bu süreç sonunda İran daha mı sertleşecek, yoksa daha mı parçalı hale gelecek?
Sessiz Tehlike: Çözülme Süreci
Tarih gösteriyor ki ülkeler bombayla tamamen yıkılmaz.
Asıl kırılma, otoritenin aşınmasıyla başlar.
Ekonomik izolasyon
İç toplumsal gerilim
Bölgesel baskı
Siber operasyonlar
Psikolojik harp
Hepsi aynı anda devreye girdiğinde çözülme başlar. Ve çözülme, harita değiştiren bir süreçtir.
Füzenin Yönü Değil, Haritanın Geleceği
Bugün herkes askeri üsleri, uçak gemilerini, hava sahalarını konuşuyor.
Ama belki de konuşulması gereken şey şudur:
Eğer İran hedef alınırsa, bu bir askeri operasyon mu olacak?
Yoksa Ortadoğu’nun jeopolitik mimarisini yeniden tasarlayan uzun vadeli bir strateji mi?
Çünkü Ortadoğu’da hiçbir hamle sadece askeri değildir.
Her operasyonun arkasında bir tasarım vardır.
Not: En büyük değişim, ilk patlamadan sonra başlar.


YORUMLAR