Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlenen iftar programında milyonlarca çalışanı ilgilendiren tarihi bir düzenlemenin sinyalini verdi. Doğum izinlerinden babalık haklarına kadar pek çok konuda devrim niteliğinde adımlar atılacağını belirten Erdoğan, kadına yönelik şiddet konusunda ise tavizsiz bir duruş sergileyerek şiddet faillerine yönelik çok sert uyarılarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla düzenlenen iftar programında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına tüm kadınların özel gününü kutlayarak başlayan Erdoğan, kadınların toplumdaki vazgeçilmez yerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyorum. Okula gönderdikleri kız çocuklarının bugün mezarına giren yüreği yanık İranlı annelere bir kere daha taziyelerimizi iletiyorum. İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı, Gazzeli kadınların, tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum, hem de kucak dolusu sevgilerimizi gönderiyorum” dedi.
Doğum izinleri 24 haftaya mı çıkıyor
Milyonlarca çalışan anne ve babanın beklediği müjdeli haberi iftar programında paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile yapısını güçlendirecek yeni yasal düzenlemenin detaylarını anlattı. Özellikle doğum sonrası izin sürelerinin uzatılmasına yönelik çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu belirten Erdoğan, kamuda ve özel sektörde yeni bir dönemin başlayacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Bu düzenleme ile çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirebilmesi ve aile bağlarının korunması hedefleniyor.
Kadına şiddet insanlıktan nasibini almamaktır
Konuşmasında toplumsal bir yara olan şiddet meselesine geniş yer ayıran Erdoğan, kadın ve çocuk haklarının korunması noktasında devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini söyledi. “İranlı anneleri selamlıyorum” diyen Erdoğan, şiddet uygulayanların insanlık dışı bir eylem içinde olduğunu vurgulayarak “Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa zulmediyorsa insanlıktan nasibi almamış demektir” dedi.
Dünya genelindeki çatışmaların en büyük mağdurunun kadınlar ve çocuklar olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini şu sözlerle dile getirdi: “Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Gazze’de İsrail’in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların çoğunluğu kadın ve çocuklar. Bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Türkiye’ye bütün bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. İran’daki gibi nerede yangın varsa oraya su taşıyoruz, nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz.”
Sözleşme değil kanun yaşatır
Türkiye’nin kadına yönelik ayrımcılığa karşı duruşunun köklü bir medeniyet anlayışına dayandığını belirten Erdoğan, mevzuatın her zaman güncellenebileceğini ancak asıl olanın uygulama kararlılığı olduğunu söyledi. Cinsiyet ayrımcılığının reddedildiğini ifade eden Erdoğan, “Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden bir medeniyetin temsilcileriyiz. Irk, mezhep, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi cinsiyet ayrımcılığı da bizim kitabımızda yer almaz. Başkasının özgürlük alanını sınırladıkça insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına saygı duymak sadece erdemli olmanın değil insan olmanın gereğidir. Küresel üretim çarkının kadın emeğini sömürmesine karşı durmakta insanlığımızın gereğidir” dedi.
Şiddetle mücadelede kararlılık mesajı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sözleşme değil kanun yaşatır diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Aksama ve aksaklık varsa gideriyor kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz. “
