Sağlık Bakanlığı tarafından kararlılıkla yürütülen Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı meyvelerini vermeye devam ederken, Türkiye’de bir dönem korkulu rüya olan verem hastalığında vaka sayıları tarihi bir düşüşle 9 bin seviyelerine kadar çekildi.
Türkiye, halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklarla mücadelesinde stratejik adımlar atmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, geçmiş yıllarda binlerce kişiyi etkileyen tüberküloz vakalarında son 19 yılda yarı yarıya bir azalma kaydedildi. 2005 yılında 20 bin 535 olarak kayıtlara geçen hasta sayısının, 2024 yılı itibarıyla 9 bin 27’ye gerilemesi, uygulanan sağlık politikalarının başarısını gözler önüne seriyor.
Veremle mücadelede 19 yıllık büyük başarı
Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı kapsamında yürütülen çalışmalar, hastalığın hem yayılmasını engelliyor hem de mevcut hastaların sağlığına kavuşmasını sağlıyor. 2000’li yılların başında 20 bin bandının üzerinde seyreden vaka sayıları, titizlikle takip edilen tedavi süreçleri sayesinde her yıl düzenli bir düşüş eğilimi gösterdi. Bugün ulaşılan 9 binli rakamlar, Türkiye’nin tüberkülozu bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarma hedefine ne kadar yaklaştığını kanıtlıyor.
Ücretsiz tedavi ve sosyal destekler süreci nasıl etkiledi
Hastalığın kontrol altına alınmasındaki en kritik etkenlerden biri, tanı ve tedavi hizmetlerinin tamamen ücretsiz olarak sunulması oldu. Sağlık Bakanlığı, tüberküloz şüphesi olan vatandaşların tanı süreçlerinden, uzun süreli ilaç tedavilerine kadar tüm mali yükü üstlenerek tedaviye erişimin önündeki engelleri kaldırdı. Sadece tıbbi müdahale ile sınırlı kalınmayıp, hastaların bu zorlu süreçte ekonomik olarak yıpranmaması adına devreye alınan sosyal destek uygulamaları da tedavi başarısını doğrudan yükseltti.
Hastalığın takibinde yeni dönem
Tüberküloz mücadelesinde hastaların ilaçlarını düzenli kullanması büyük önem taşıyor. Bakanlık bünyesinde yürütülen Doğrudan Gözetimli Tedavi stratejisi, hastaların ilaçlarını sağlık personeli veya sorumlu bir kişi gözetiminde içmesini sağlayarak dirençli vakaların oluşmasını engelliyor. Modern tanı yöntemlerinin yaygınlaşması ve filyasyon çalışmalarının titizlikle sürdürülmesi, Türkiye’nin veremsiz bir gelecek hedefine emin adımlarla ilerlemesini sağlıyor.
