Mersin’de karaciğerindeki kitle nedeniyle biyopsi yaptırmak için hastaneye giden 36 yaşındaki Umut Ballı, operasyonun ardından fenalaşarak hayatını kaybetti. Genç adamın ailesi, hastanede büyük bir ihmal zinciri yaşandığını iddia ederek hukuk mücadelesi başlattı. İç kanama şüphesine rağmen taburcu edildiği öne sürülen Ballı’nın son saatlerinde yaşananlar, “Sağlıkta ihmal mi var?” sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Mersin’de yaşayan 36 yaşındaki Umut Ballı, rahatsızlığı sebebiyle gittiği hastanede karaciğerindeki bir kitle için biyopsi yapılması kararıyla karşılaştı. 18 Mart tarihinde Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen biyopsi işleminin ardından Ballı, operasyondan sadece 2 saat sonra evine gönderildi. Ancak genç adam için asıl kabus eve gittikten sonra başladı.
Taburcu Edildikten Sonra Kabus Başladı
Eve dönen Umut Ballı, kısa bir süre sonra fenalık geçirerek kusmaya başladı. Durumun ciddileşmesi üzerine yeniden hastanenin acil servisine götürülen Ballı’ya burada 4 ünite kırmızı ve 2 ünite beyaz kan takviyesi yapıldı. Yapılan yoğun kan nakline rağmen, genç adamın kan değerlerinde beklenen yükseliş bir türlü gerçekleşmedi. 21 Mart sabahına kadar hastanede tutulan Ballı, aynı gün sabah saatlerinde yeniden taburcu edildi ancak durumu saatler içinde daha da ağırlaştı. Mersin Şehir Hastanesi’ne kaldırılan 2 çocuk babası genç adam, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
İç Kanama Uyarısına Rağmen Müdahale Edilmedi mi
Oğlunun ölümünde büyük bir ihmal olduğunu savunan baba Yusuf Ballı, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden şikayetçi olduklarını duyurdu. Hastane sürecinde doktor olan akrabalarının yetkilileri uyardığını belirten baba Ballı, iç kanama şüphesinin göz ardı edildiğini öne sürdü. Acılı baba yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: “Sabah saat 07.00’de tekrar taburcu ettiler. Saat 10.00’da hayatını kaybetti. Benim oğlum Üniversite Hastanesi’nin ihmali nedeniyle öldü, başka bir şeyden değil. Şikayetçi oldum”
Sedyede Geçen Üç Günün Ardından Gelen Ölüm
Umut Ballı’nın eşi Handan Ballı ise eşinin hastaneye sapasağlam girdiğini ancak ihmaller zinciriyle hayatını kaybettiğini iddia etti. Eşinin acil serviste 3 gün boyunca bir sedye üzerinde bekletildiğini dile getiren Handan Ballı, doktorların durumu sadece serum ve kan takviyesiyle toparlamaya çalıştığını savundu. Servise alınma taleplerinin her defasında reddedildiğini belirten acılı eş, “Servise çıkarılmasını talep ettim ancak ‘doktorun talebi yok’ denilerek kabul edilmedi. Bir ihmal sonucunda eşimi kaybettim.” ifadelerini kullandı.
Acılı Annenin Hijyen Ve Bakımsızlık İsyanı
Hastanede gördüğü manzara karşısında büyük üzüntü yaşadığını belirten anne Naciye Ballı, oğlunun mikrop içindeki bir ortamda tedavi edilmeye çalışıldığını iddia etti. Başka ailelerin canının yanmaması için sonuna kadar davacı olacağını vurgulayan anne Ballı, şöyle konuştu: “Ben onu orada sedyede öyle gördüğüm için çok üzüldüm. ‘Bu nasıl yatak? Niye bir yatak vermediler? Niye temiz bir oda vermediler?’ dedim. Her taraf mikrop içindeydi. Sonuna kadar davacıyım. Ben acı çektim, başkaları çekmesin. Benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın.”
Hayatını kaybeden 2 çocuk babası Umut Ballı’nın cenazesi, yakınlarının ve sevenlerinin gözyaşları arasında Toroslar ilçesine bağlı Güneykent Mezarlığı’nda toprağa verildi. Ailenin başlattığı hukuki sürecin ardından hastane yönetiminden yapılacak açıklama ve otopsi sonuçları merakla bekleniyor.
