ABD’nin önde gelen yayın organlarından The Wall Street Journal’da, ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin başladığına dair iddialarının ve diplomatik görüşmelerin olası sonuçlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın arabulucuğunda bir diplomasi sürecinin başladığına dair gelişmelerin ayrıntılarına yer verilen analizde, özellikle tarafların biribiribi yalanlayan açıklamalarına ve bu açıklamaların masayı nasıl etkilebileceğine dair değerlendirmeler yapıldı.
Analizde ayrıca; Pakistan’da gerçekleşmesi beklenen görüşmelerden önce sahada 25 günde değişen dengelerin sürece olası etkisi değerlendirildi.
İşte The Wall Street Journal’da yayınlanan analiz:
Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Dışişleri Bakanları, İran’daki savaşa diplomatik bir çıkış yolu bulmak amacıyla geçtiğimiz günlerde Riyad’da bir araya geldi.

Ancak görüşmelere katılan Arap yetkililere göre ortada büyük bir sorun vardı. O da; müzakere edilecek bir İran muhatabı bulmak.
Zira aynı hafta başında İsrail, Batı ile temas kurabilecek uygun bir aktör olarak görülen İran Ulusal Güvenlik Şefi Ali Laricani’yi öldürmüştü.
Daha sonra ise Mısırlı istihbarat yetkilileri, İran rejimini koruyan ve ülkenin en güçlü güvenlik ve siyasi yapısı olan Devrim Muhafızları ile bir temas kanalı açmayı başardı ve ateşkese zemin hazırlamak amacıyla çatışmaların beş gün süreyle durdurulmasını önerdi.
Bu görüşmeler, binlerce kilometre uzakta, yani Florida’da yaşanacak ani bir politika değişiminin de zeminini hazırladı.

Hafta sonunu Mar-a-Lago’da geçiren Başkan Trump, İran’a 48 saat içinde Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için ültimatom vermişti ve aksi halde ABD ordusunun ülkenin enerji santrallerini “yok edeceğini” söyledi.
İki gün sonra, Riyad’daki temaslara ilişkin bilgiler Beyaz Saray’a ulaştıkça Trump yön değiştirdi, Tahran ile diplomasiye yöneldi ve planlanan saldırıları askıya aldı.
Diplomatik arayış mı?
Pazartesi sabahı ortaya çıkan bu değişim, Orta Doğulu arabulucular üzerinden yürütülen kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin ardından gerçekleşti. ABD’li yetkililer, bu temasların bir anlaşma ihtimaline dair umut verdiğini belirtti.

Aynı zamanda bu değişim, savaşın siyasi ve ekonomik maliyetleriyle karşı karşıya kalan Trump ve bazı danışmanlarının çatışmayı sona erdirme isteğinin arttığını da yansıtıyor olabilir.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt yaptığı açıklamada;
“Bunlar hassas diplomatik görüşmelerdir ve ABD basın üzerinden müzakere yürütmez. Resmi açıklama yapılmadan spekülasyonlara kesinlik atfedilmemelidir.”
ifadelerini kullandı.
Trump’ın İran’daki enerji santrallerine yönelik saldırıları beş gün erteleyeceğini açıklaması, borsalarda yükselişi tetikledi. Dow Jones ve S&P 500, Şubat başından bu yana en büyük günlük kazançlarını elde etti. Brent petrol ise yüzde 11 düşerek varil başına 100 doların altına geriledi.
Ancak Arap arabulucular, ABD ile İran’ın kısa sürede anlaşmaya varabileceği konusunda özel görüşmelerde şüphelerini dile getirdi. Tarafların pozisyonlarının hala oldukça uzak olduğu belirtildi. Trump’ın görüşmelerin verimli geçtiği yönündeki açıklamaları ise İranlı yetkililer tarafından reddedildi.

Savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın şartı olarak İran, ABD ve İsrail’den gelecekte saldırı düzenlememe taahhüdü talep ediyor. Tahran ayrıca savaşın yol açtığı zararlar için tazminat istiyor.
ABD ise savaş öncesindeki taleplerinde ısrarcı: İran’ın nükleer programının sökülmesi, balistik füze faaliyetlerinin durdurulması ve vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi.
Olası görüşme ve güç dengesi
Son günlerde yoğunlaşan diplomasi trafiği, ABD ve İran yetkilileri arasında bu hafta Pakistan veya Türkiye’de yüz yüze bir görüşme ihtimalini gündeme getirdi. Ancak yetkililer, bu toplantının henüz kesinleşmediğini belirtiyor.

Trump, bir anlaşma arayışına açık görünüyor. Buna karşın Tahran ise şu aşamada mesafeli duruyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile herhangi bir müzakere yürütülmediğini savundu.
Geçtiğimiz haftaki arka kanal görüşmelerinde Arap liderlerin ana odağı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıydı. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu su yolunun tarafsız bir komite tarafından yönetilmesi önerildi. İran ise Süveyş Kanalı örneğinde olduğu gibi geçiş yapan gemilerden ücret alınmasını istedi.
Körfez ülkeleri bu öneriye karşı çıktı. Suudi Arabistan, İran’ın Boğaz üzerinde üstünlük kurmasına izin vermeyeceğini belirtti. Bu tür bir düzenlemenin İran’ın enerji ihracatı üzerindeki etkisini kalıcı hale getireceğinden endişe ediliyor.
Bu süreçte de Katar, Umman, Fransa ve Birleşik Krallık da arka kanal diplomasisini sürdürdü. Öneriler arasında Pakistan’ın ABD ve İran liderlerine ev sahipliği yapması da yer aldı ve ABD bu fikre sıcak baktı.

ABD tarafında özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın görüşmelere katılması beklenirken, anlaşma ihtimalinin güçlenmesi durumunda Başkan Yardımcısı JD Vance’in de sürece dahil olabileceği belirtiliyor. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin katılımı gündemde, ancak önceki başarısız müzakerelerin tekrarlanmasına isteksizlik var.
ABD’nin Tahran’da saygı duyulan üst düzey bir İranlı yetkiliyle temas halinde olduğu, ancak güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmadığı da ifade ediliyor.
Carnegie Institute uzmanlarından Nicole Grajewski’ye göre, İran Meclis Başkanı Kalibaf, ülke içindeki sertlik yanlılarını ve siyasi liderliği bir anlaşmaya ikna edebilecek tek isim olabilir.
64 yaşındaki Kalibaf, Devrim Muhafızları kökenli sertlik yanlısı bir isim olmasına rağmen, böyle bir durumda pragmatik bir çizgi izleyebilir.
