Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türkiye’nin yeni gücü YILDIRIMHAN dünyayı nasıl ayağa kaldırdı ve Mısırlı sunucu o tarihi sözleri neden söyledi

Milli Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk kıtalararası hipersonik balistik

Milli Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk kıtalararası hipersonik balistik füzesi YILDIRIMHAN, dünya başkentlerinde yankılanmaya devam ediyor. Mısırlı sunucu Alaa El Salih’in canlı yayındaki tarihi övgüleri ve İsrail basınının “Mavi Vatan İmparatorluğu” çıkışı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki devriminin jeopolitik sonuçlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı son nokta olan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, uluslararası kamuoyunda geniş bir yankı uyandırdı. Milli Savunma Bakanlığı AR-GE birimi tarafından geliştirilen ve Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan bu teknoloji harikası, özellikle Orta Doğu medyasında büyük bir heyecanla karşılandı. Mısır merkezli yayın kuruluşu Alqanat 9’da yayınlanan bir programda, Türkiye’nin bu yeni askeri kapasitesi duygusal ve çarpıcı ifadelerle ele alındı.

Mısırlı sunucudan dünyaya YILDIRIMHAN mesajı

Mısır televizyonunda yayınlanan programın sunucusu Alaa El Salih, YILDIRIMHAN füzesinin sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda manevi bir sembol olduğunu vurguladı. El Salih, canlı yayında yaptığı konuşmada, “Saygıdeğer izleyiciler, YILDIRIMHAN sizleri selamlıyor. YILDIRIMHAN’ın; İslam’ın, Müslümanların ve yeryüzündeki mazlumların onur kaynağı olmasını Allah’tan diliyor ve sizlere şunu soruyoruz, Türkiye (bugünden önce küresel güç dengelerinde nasıl bir konumdaydı ve) YILDIRIMHAN füzesinin duyurulmasının ardından nasıl bir konuma geldi?” ifadelerini kullanarak Türkiye’nin değişen statüsüne dikkat çekti.

Sunucu, füzenin teknik kapasitesinin küresel siyaseti nasıl dönüştüreceğine dair önemli sorular sordu. El Salih, YILDIRIMHAN füzesinin karakteristiklerini işaret ederek, “Türkiye’nin 6 bin kilometre menzile sahip ve 25 Mach hızı aşan hıza sahip kıtalararası bir füzeye sahip olması ne anlama geliyor? Bu sadece teknolojik bir gelişme mi? Ya da güç dengelerini yeniden şekillendiren jeostratejik bir dönüşüm mü? Türkiye bugün yapılan bu açıklamanın ardından bölgede, hatta dünyada rolünü nasıl yeniden tanımlayacak?” dedi. Bu sözler, Türkiye’nin bölgedeki stratejik müttefikleriyle olan ilişkilerinin de yeni bir boyuta evrileceğinin işareti olarak yorumlandı.

Bölgesel ittifaklar ve stratejik dönüşüm

Gazeteci El Salih, Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki bu sıçramasının özellikle dost ve kardeş ülkelerle olan koordinasyonu derinleştireceğini savundu. Geçmişte denge politikası izleyen Türkiye’nin artık savunma teknolojilerinin en ön saflarında yer aldığını belirten El Salih, “Daha önce dengeyi korumaya çalışan Türkiye, şimdi savunma teknolojilerinin ön sıralarına yükselmiş durumda. Bu çerçevede dost ülkelerle ilişkiler, özellikle Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler bu dönüşüm ışığında nasıl gelişti? İki ülke arasındaki koordinasyon bugün daha derin hale gelip bölgesel istikrar için yeni bir eksen oluşturarak çağımızın ittifaklarını yeniden şekillendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail basınında Mavi Vatan İmparatorluğu endişesi

Türkiye’nin bu yükselişi İsrail tarafında ise derin bir endişeyle takip ediliyor. İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, “Bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye’nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine.” dikkati çekildi. Analizde, Türkiye’nin bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu öne sürülürken, Ankara’nın “Mavi Vatan” doktrini üzerinden Akdeniz ve Karadeniz arasındaki kilit noktaları kontrol altına aldığı ifade edildi.

İsrail televizyonundaki analizde Türkiye’nin artık sadece harita çizmekle yetinmediği, bu haritaları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçirdiği savunuldu. Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki etkinliğinin Akdeniz’den Avrupa’ya bir “deniz köprüsü” oluşturduğuna vurgu yapılırken, “Somali’de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu.” belirtildi. İsrailli uzmanlar, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını sağlama yolundaki kararlı adımlarının bölgedeki tüm hesapları bozduğunu iddia etti.

NATO müttefiki olarak Türkiye’nin yeri doldurulamaz konumu

İsrail merkezli yayın organı, Türkiye’nin askeri gücünün Batı dünyası için de kritik bir öneme sahip olduğunu kabul etti. Analizde, “Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir.” ifadeleri kullanılarak Türkiye’nin üç kıta arasındaki köprü görevi ve Boğazlar üzerindeki kontrolü hatırlatıldı. Ancak aynı analizde, Türkiye’nin yükselişini durdurmak adına İsrail’in Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Somaliland üzerinden kurmaya çalıştığı ittifaklara da değinildi.

Analizin sonunda, Türkiye’nin bir NATO üyesi olmasının İsrail’in hareket alanını kısıtladığı itiraf edilerek, “Türkiye’nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir.” denildi. Ankara’nın Tahran’dan farklı olarak Batı ittifakı içinde yer almasının, Gazze ve Suriye gibi bölgelerde İsrail ordusunun operasyonel kabiliyetini doğrudan etkilediği kaydedildi.