Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada kritik bir viraj daha dönüldü. İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden başlayan yargılama sürecinde, tutuklu bulunan dört sanık hakkında tahliye kararı verilirken duruşma salonunda yankılanan sanık savunmaları ve emniyet mensuplarının “gizli kayıt” itirafları davanın seyrine dair önemli ipuçları verdi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde gerçekleştirilen duruşmaya, aralarında Ayhan Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de bulunduğu çok sayıda tutuklu ve tutuksuz sanık ile taraf avukatları katıldı. Müşteki sanık Ufuk Gültekin’in SEGBİS üzerinden bağlandığı celsede, mahkeme başkanı yargılamanın sanık beyanlarıyla devam edeceğini duyurdu. Duruşmanın ilk saatlerinden itibaren sanıkların kendilerini savunduğu ifadeler ve tanık beyanları salonun atmosferini hareketlendirdi.
Dört sanık hakkında tahliye kararı verildi
Mahkeme heyeti, yapılan savunmaların ve sunulan delillerin değerlendirilmesinin ardından ara kararını açıkladı. Tutuklu sanıklar Adnan Kaplan, Muhammed Kaplan, Önder Polat ve Erhan Bakioğlu’nun tahliyesine karar verildi. Ancak mahkeme, Adnan Kaplan ve Muhammed Kaplan’ın başka dosyalardan tutukluluklarının devam etmesi nedeniyle cezaevinden çıkamayacaklarını belirtti. Örgüt lideri olduğu iddia edilen Ayhan Bora Kaplan ile Serdar Sertçelik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini 1 Haziran olarak belirledi.
Sanıklardan sert savunmalar ve suçlamalar
Duruşmada söz alan tutuklu sanık Fethi Koyuncu, hakkındaki iddiaları reddederek iki yıldır haksız yere içeride olduğunu savundu. Koyuncu savunmasında, “Ben işi gücü bırakmışım, milleti vurduruyormuşum. İfadelerin hiçbirinde yokum. Sadece gizli tanık beyanına dayanarak ceza aldım. Başkasının yaptığı suçun cezasını çekiyorum, 2 yıldır içerideyim. Erkan Doğan olayı 2016 yılında olmuş, ben 2018 yılında çalışmaya başlamışım. Hiçbir olayın içinde yokum. Altan Tozar ve Muhammet Kaplan’ı yaralama olayından beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı. Diğer bir sanık Furkan Anıl Bahar ise eğitim durumuna dikkat çekerek, “Örgüt üyesi olacak kadar salak değilim. Yüksek lisansını yapmış birisiyim.” diyerek suçlamalara tepki gösterdi.
Emniyetteki gizli kayıt tartışması gündeme damga vurdu
Duruşmanın en dikkat çekici anlarından biri, Bomba İmha Şubesi’nde görevli polis memuru M.S.’nin tanık olarak dinlenmesi sırasında yaşandı. Murat Çelik’in makamında gerçekleşen bir görüşmeyi kayıt altına aldığını itiraf eden M.S., bu eylemi kendi güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığını söyledi. M.S., “Yarın bir gün bu görüşmeyle ilgili bir sıkıntı olursa kendimi nasıl açıklarım diye düşününce kayıt altına almayı kendime uygun gördüm” dedi. Görüşmede avukat Cengiz Haliç ve Murat Çelik gibi isimlerin de bulunduğunu belirten tanık polis, kaydı sadece savcılığa verdiğini vurguladı.
Mahkeme başkanının söz konusu kaydın içeriğini okumaya başlaması üzerine savunma avukatları duruma itiraz ederek bu içeriklerin okunmamasını talep etti. Tanık M.S. ise itirazlara karşılık olarak, “Buna hakim karar versin. Ben üç kişiyi kayda aldım. Kaydı yaymadım, kimseye vermedim. Anonim hesap açıp yayınlayabilirdim, sadece savcıya verdim. Ne yapsaydım, görmezden mi gelseydim? Bir vatandaş olarak görevimi yaptım” şeklinde konuştu. Duruşmada ayrıca Serdar Sertçelik’in aile bireyleri de dinlenirken, anne A.B. oğlunun yurtdışına kaçış süreciyle ilgili detaylı bilgisi olmadığını, sadece hastaneye gideceğini söyleyerek evden ayrıldığını beyan etti.
