Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından paylaşılan son veriler, Türkiye’deki geçim derdinin ulaştığı korkutucu boyutu ortaya koydu. Mutfaktaki enflasyonun durdurulamaz yükselişiyle birlikte açlık sınırı asgari ücretin çok üzerine çıkarken, yoksulluk sınırı ise altı haneli rakamlara ulaşarak rekor kırdı.
Ekonomik krizin etkileri her geçen gün derinleşirken, hane halkının temel gıda ihtiyaçlarını karşılaması giderek imkansız hale geliyor. BİSAM’ın yaptığı son araştırmalara göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama tutarı olan açlık sınırı 33 bin 369 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, mevcut asgari ücretin çok üzerinde kalarak dar gelirli vatandaşın sofrasındaki yangının ne denli büyük olduğunu kanıtladı.
Açlık sınırı asgari ücreti nasıl geride bıraktı?
Mutfak harcamalarındaki bu devasa artış, özellikle gıda fiyatlarındaki önlenemeyen yükselişten kaynaklanıyor. Temel gıda maddelerine gelen zamlar, vatandaşın alım gücünü her geçen gün eritirken, asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca kişi için yaşam standartları açlık sınırının çok altında kalmış durumda. Gelir ile gider arasındaki makasın bu denli açılması, sosyal yardımlara olan ihtiyacı artırırken aile bütçelerindeki kara deliği de büyütüyor.
Yoksulluk sınırı 110 bin lira barajına mı dayandı?
Sadece gıda harcamaları değil, eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım gibi temel yaşam giderlerini de kapsayan yoksulluk sınırı verileri ise durumun ciddiyetini farklı bir boyuta taşıdı. BİSAM verilerine göre yoksulluk sınırı 110 bin TL seviyesine kadar ulaşarak tarihi bir eşiği geçti. Bu durum, Türkiye’de artık sadece dar gelirlilerin değil, orta gelir grubunun dahi yoksulluk sarmalına girdiğini ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösteriyor.
Ekonomistler, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve enflasyonun bu hızla devam etmesi halinde, yaşam maliyetlerinin daha da ağırlaşacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. Mutfaktaki 33 bin liralık şok, vatandaşın en temel ihtiyacı olan beslenme hakkını bile sorgulatır hale getirirken, yoksulluk sınırındaki bu devasa artış toplumsal refahın önündeki en büyük engel olarak duruyor.
