Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 20 Nisan 2026
Tüm dünyayı sarmış durumda olan savaşlar ve istikrarsızlıklar döneminden geçildiği günümüzde kuzeyde yaşanan Ukrayna Rusya savaşı güneyde halen devam eden ve bölgesellikten çıkan küresel sorun haline gelen soykırımcı İsrail saldırganlığı başta enerji tedarik sorunu ve enerji yollarının güvenliği gibi küresel ekonomi ve sosyal yaşamı derinden ilgilendiren krizleri beraberinde getirmiş durumda.
İki Kutup Arasında Sıkışan Ülkeler
Bu krizler ülkelerin enerji tedariklerini ve bu alandaki politikalarını revize etmeye zorlamış görünüyor. Dünya’nın petrol ve doğal gaz tedarikçilerinin iki önemli aktörü olan Rusya ve İran’a karşı süren savaşlar ve etkileri bir yana karşı kutupta bulunan ülkelerin ABD tarafından dikte edilerek doğal kaynak ve tedarikçi tercihlerinin değiştirilmeye zorlanması iki kutup arasında sıkışan büyük bir kitleyi ortaya çıkartmış oldu.
Hegomonun Diktesinden Türk Devletlerine Doğan Fırsatlar
ABD baskısı gören lakin NATO’da müttefik konumunda olan ülkelerin bunların içerisinde Türkiye de dahil olmak üzere doğal gaz ve petrol tedariki açısından güvenilir tedarikçi arayışına itmiş bulunmakta. Bu sıkışmışlık içerisinde doğalgaz ve petrol kaynakları açısından yüksek kaynaklara sahip olan Türk devletleri ön plana çıkmaktadır.
Orta Asya’da uzun yıllar boyunca Rusya ve Çin sömürüsü/hegemonyası altında kalarak asimilasyon ve zulme maruz kalan Türk devletleri açısından dünyanın içerisinde bulunduğu belirsizlikler dönemi fırsatlar sunmaktadır. Doğal gaz ve petrol boru hatlarının, transit yolların ve demir yolu ağlarının artırılarak Türk dünyasını küresel enerji ve transfer merkezlerinden biri haline getirilmesi fırsatı doğmuş durumda.
Geleceğin Enerji Merkezi Türkiye ve Türk Devletleri
Enerji bağımlılığı hat safhada bulunan Avrupa ve Çin başta olmak üzere Türk devletleri ve Türkiye’ye enerji transfer hatlarının kurulması ve geliştirilmesi adına yatırımlar yapmalıdır. Güvenilir tedarik zincirinin önemini bir kere daha anlayan ülkeler nezdinde ne zaman son bulacağı belli olmayan ve domino etkisi ile küresel hale evirilmeye başlayan savaşların tüm dünyayı sarma riski enerji merkezi ve transfer merkezi konumunda bulunan Türkiye ve geleceğin en önemli enerji merkezi olma potansiyeli taşıyan Türk devletleri için değerlendirilmesi gereken bir fırsat penceresine dönüştürülme potansiyeli taşımaktadır.
Fırsatlar ve Riskler: Çin ve Rusya Baskısı
Bu fırsatlar içerisinde riskleri de beraberinde getirmektedir yukarıda belirtmiş olduğum üzere uzun yıllardır asimilasyon sömürü ve zulümlerle boğuşan Türk devletlerinin her alandaki gelişiminin önünde bulunan iki tehlike Rusya ve Çin’dir.
Enerji ihtiyacında bölgesel ve küresel sıralamada birinci ülke olan Çin işgal ettiği ve soykırımına devam ettiği Doğu Türkistan üzerinden ihtiyacının bir miktarını karşılamaktadır. Bölgedeki diğer Türk devletleri ile yapılmış olan anlaşmalar ile ithalatını sürdürmektedir.
Türk devletlerinin enerji transfer hatlarının genişletmesi ve kaynakların Türkiye üzerinden Avrupa’ya transferi Avrupalı yatırımcıların ve yetkililerin bölgedeki Türk devletleri ile ilişkileri geliştirmesi Çin ve Rusya adına riskli karşılanmaktadır.
Avrupa ve Türkiye başta olmak üzere enerjilerinin (doğal gaz ve petrol) yüksek miktarını Rusya üzerinden karşılayan ülkeler Rusya’ya her yıl milyarlarca dolar kazanç sağlamaktadır. Bu büyük gelirin azalma riski Rusya’nın Türk devletleri üzerinde diplomatik, istihbari, ekonomik ve askeri baskılarını artırmasına yol açacaktır.
Gelecek Türkiye ve Türk Dünyasında
Küresel belirsizlikler diplomasiyi, enerjiyi, istihbaratı, askeri kapasiteleri en verimli kullanabilme ve bu süreçler içerisinde stratejik kazanımlar elde etme açısından büyük fırsatlar ve riskler barındırmaktadır. Türkiye ve Türk devletleri son yıllarda geliştirdikleri ilişkileri hızla daha da artırmalı enerji, savunma sanayi, istihbarat, eğitim, ekonomik kalkınma ve istikrar alanlarında atılan adımlar geliştirilerek güçlü bir yapıya bürünmelidir. Olası Çin ve Rus baskılarına ortak direnç ile gelecek adına emin adımlarla ilerlenmelidir. Gelişen ve geleceğe yön verecek olan Türk dünyası Çin, Rusya ve Avrupa tarafından ilişkilerin olumlu yönde geliştirilmesi bu ülkelerin gelecek sistem içerisinde savaştan uzak kazan kazan politikası ile ilerlenmesi küresel krizlerin devam ettirilmesinin önüne geçerek kaynakların ülkeler ve halklar nezdinde verimli kullanılmasını doğuracaktır. Gelecek Türkiye ve Türk dünyasıyla şekillenecektir.
