Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İstanbul büyük depreme gerçekten hazır mı ve uzmanlar hangi kritik uyarıları yaptı?

Marmara Denizi’nde yaşanan sarsıntıların ardından “Beklenen büyük İstanbul depremi yaklaşıyor

Marmara Denizi’nde yaşanan sarsıntıların ardından “Beklenen büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu?” sorusu yeniden Türkiye’nin birinci gündem maddesi haline geldi. Deprem uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış ve Afet Yönetimi Uzmanı Ogün Şimşek, İstanbul’un mevcut hazırlık seviyesinden deprem sonrası bekleyen zincirleme risklere kadar hayati öneme sahip değerlendirmelerde bulunarak korkutan senaryolara dikkat çekti.

Marmara Denizi’nde Risk Tamamen Ortadan Kalktı mı?

Seda Öğretir’in moderatörlüğünü üstlendiği Zincirleme Reaksiyon programında, Marmara Denizi’ndeki sarsıntılar ve olası büyük deprem senaryoları masaya yatırıldı. Programda önemli açıklamalarda bulunan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış, Türkiye’nin jeolojik yapısına vurgu yaparak sarsıntıların doğal bir süreç olduğunu ifade etti. Barış, deprem gerçeğiyle ilgili olarak “Türkiye bir deprem ülkesi. Doğa kaynaklı afetler tekrar eder ve elbette ben de büyük bir deprem bekliyorum.” dedi.

23 Nisan 2025 tarihinde Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin etkilerine değinen Prof. Dr. Barış, bu sarsıntının fay hattının yalnızca küçük bir bölümünü kırdığını belirtti. Bu durumun beklenen büyük deprem riskini tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak beklenen senaryonun büyüklüğünü bir miktar aşağı çekmiş olabileceğini ifade etti. Uzmanlara göre risk devam ederken, asıl odaklanılması gereken noktanın sadece sarsıntı anı olmadığı görülüyor.

Asıl Tehlike Depremden Sonra mı Başlıyor?

İstanbul için hazırlanan senaryolarda asıl korkutucu olanın deprem sonrası yaşanabilecek zincirleme krizler olduğu vurgulandı. Prof. Dr. Şerif Barış, sarsıntı sonrası ortaya çıkabilecek ikincil afetlerin altını çizdi. Özellikle su barajlarının dayanıklılığı, organize sanayi bölgelerinde çıkabilecek büyük yangınlar ve tsunami ihtimali, depremin yıkıcı etkisini katlayabilecek unsurlar arasında gösterildi.

Uzmanlar, büyük bir depremden sonra yaşanabilecek su kesintilerinin sadece bir altyapı sorunu olmadığını, bu durumun ciddi bir salgın hastalık riskini de beraberinde getirebileceğini hatırlattı. Afet yönetiminin sadece enkaz kaldırmaktan ibaret olmadığı, su güvenliği ve yangın savunma sistemlerinin de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi.

İstanbul Felakete Ne Kadar Hazır?

Afet Yönetimi Uzmanı Ogün Şimşek, İstanbul’un deprem hazırlıkları konusunda yapılan çalışmaları değerlendirirken dikkat çeken bir tespitte bulundu. Şimşek, “Türkiye’de deprem hazırlığı açısından en hazır il İstanbul.” diyerek şehrin katettiği mesafeye vurgu yaptı. 2000 yılından bu yana hastanelerden okullara, altyapı sistemlerinden su hatlarına kadar birçok kritik noktada güçlendirme ve yenileme çalışmaları yürütüldüğü belirtildi.

Tsunami kaçış güzergahlarının oluşturulması ve stratejik kamu binalarının depreme dayanıklı hale getirilmesi gibi projelerin sürdüğünü ifade eden uzmanlar, buna rağmen hiçbir şehrin devasa bir depreme yüzde yüz hazır olamayacağını vurguladı. Afetlere karşı mücadelede devlet kurumlarının yürüttüğü projelerin yanı sıra, vatandaşların bireysel hazırlıklarının ve bilinç düzeyinin hayati önem taşıdığı, toplumsal bir seferberliğin şart olduğu programın en önemli sonuçlarından biri olarak öne çıktı.