Samsun’da hakkında 65 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve cezaevine girmemek için sürekli çocuk doğurduğu iddia edilen Saniye G. hakkında yürütülen son hırsızlık davasında karar açıklandı. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin sürmesine hükmederken yeni bir hapis cezası daha verdi.
Samsun’da adli makamları uzun süredir meşgul eden ve hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan Saniye G.’nin yargılanma süreci devam ediyor. Kamuoyunda ceza infazını erteletmek için sürekli hamile kaldığı iddialarıyla gündeme gelen sanık, son olarak yargılandığı hırsızlık davasında hakim karşısına çıktı. Hakkında onlarca yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan kadının yeni davasında çıkan sonuç merak konusu oldu.
Mahkemeden Kaçış Yolu Kapanan Saniye G. İçin Yeni Karar Çıktı
Samsun’da görülen davanın karar duruşmasında, sanığın işlediği iddia edilen hırsızlık suçu tüm detaylarıyla incelendi. Mahkeme heyeti, toplanan deliller ve tanık beyanları doğrultusunda Saniye G.’nin suçlu olduğuna karar verdi. Daha önce aldığı 65 yıllık kesinleşmiş cezası nedeniyle cezaevinde bulunan sanığa, bu son davasından da ek bir ceza geldi.
Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, Saniye G.’yi hırsızlık suçundan 3 yıl 9 ay 18 gün hapis cezasına çarptırdı. Verilen bu yeni ceza, sanığın halihazırdaki kabarık suç dosyasına eklendi. Mahkeme heyeti ayrıca, sanığın kaçma şüphesi ve ceza miktarını göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi.
Sürekli Doğum İddiaları ve Hukuki Süreç Nasıl İlerliyor
Saniye G. vakası, özellikle infaz yasasındaki düzenlemeleri kullandığı iddiaları nedeniyle uzun süredir tartışılıyordu. İddialara göre sanık, kesinleşmiş cezalarının infazını durdurmak için sürekli hamile kalarak yasaların anne ve çocuk lehine sunduğu erteleme haklarından faydalanıyordu. Ancak son mahkeme kararı ve devam eden tutukluluk hali, bu sürecin sanık için artık farklı bir boyuta evrildiğini gösteriyor.
Hakkında toplamda 65 yılı aşan hapis cezası bulunan sanığın, diğer dosyalarıyla ilgili hukuki süreçler de titizlikle takip edilmeye devam ediyor. Samsun’daki bu son karar, adaletin işleyişi ve infaz süreçlerinin takibi açısından önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
