Osmanlı tarihinin en çok merak edilen padişahlarından biri olan Sultan II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’ndaki atölyesinde bizzat işlediği ceviz kitaplık tam 142 yıldır ilk günkü ihtişamıyla korunuyor. Görenleri hayran bırakan bu tarihi hazinenin arkasındaki büyük sır ve kütüphanenin derinliklerinde saklanan bin yıllık eserlerin hikayesi tüm detaylarıyla ortaya çıktı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun en dikkat çeken hükümdarlarından Sultan II. Abdülhamid Han’ın hat ve marangozluk sanatına olan tutkusu, tarihin tozlu sayfalarından günümüze ulaşan somut bir mirasa dönüştü. Sultan’ın Yıldız Sarayı’nda kurduğu özel atölyesinde kendi elleriyle şekillendirdiği ceviz ağacından kitaplık, bugün Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nin en kıymetli parçalarından biri olarak kabul ediliyor. Zarif işçiliği, ince süslemeleri ve tarihi derinliğiyle dikkat çeken bu eser, 142 yıldır titizlikle muhafaza ediliyor.
Marangozluk Merakı ve Yıldız Sarayı’ndaki Atölye
Sultan II. Abdülhamid Han, devlet işlerinden arta kalan zamanlarında marangozluk ve hat sanatı ile ilgilenmesiyle tanınıyordu. Yıldız Sarayı’nda bulunan özel atölyesinde imal ettiği bu kitaplık, padişahın ustalığını ve estetik anlayışını yansıtan en önemli belgelerden biri sayılıyor. Bugün Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nin sergi salonunda ziyaretçilerin beğenisine sunulan eser, üzerindeki el yapımı döküm cam korumasıyla Osmanlı’nın kitaba ve kütüphaneciliğe verdiği önemin simgesi haline gelmiş durumda. Halk arasında “Abdülhamid Han Dolabı” olarak da bilinen bu tarihi parça, kütüphaneyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.
Kütüphane Müdürü Salih Şahin, Sultan’ın bu kuruma olan katkılarını şu sözlerle ifade ediyor: “Abdülhamid Han, bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve diğer İslam dünyasından Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir. Onun çabalarıyla kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur. 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitapları da koleksiyon halinde kütüphanemizde mevcuttur”
Eğitim Reformlarının Merkezi Kütüphane-i Umumi-i Osmani
1884 yılında hizmete açılan ve o dönemdeki adıyla Kütüphane-i Umumi-i Osmani olarak bilinen Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi, modern eğitim hamlelerinin bir parçası olarak kuruldu. Sultan Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim reformları kapsamında bölgedeki Darülfünun, Mülkiye-i Şahane ve Tıbbiye-i Şahane gibi kurumların kitap ihtiyacını karşılamak amacıyla hayata geçirilen kütüphane, bugün 42 bin 500 esere ev sahipliği yapıyor. Kütüphanede sadece dini ve edebi eserler değil, aynı zamanda Osmanlı eğitim müfredatında okutulan fen ve sosyal bilimler kitapları da yer alıyor.
Salih Şahin, kütüphanenin kuruluş sürecine dair şu bilgileri paylaştı: “Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1884 tarihinde kurulmuştur. Kurulduğundaki adı Kütüphane-i Umumi-i Osmani’, yani Osmanlı Milli Kütüphanesi’ydi. Sultan II. Abdülhamid Han’ın eğitime vermiş olduğu değer ve bu bölgede özellikle Darülfünun, Mülkiye-i Şahane, Hukuk Mektebi ve Tıbbiye-i Şahane gibi üniversitelerin bulunması, yine Sultan Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim reformlarıyla idadilerin, rüşdiyelerin ve sıbyan mekteplerinin açılması burada yeni bir kütüphanenin kurulması ihtiyacını doğurmuştur. Abdülhamid Han da bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve başka birçok ülkeden Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir ve kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur”
Türkiye’nin En Eski Yazma Eseri de Burada Saklanıyor
Kütüphane sadece Sultan Abdülhamid Han’ın kitaplığıyla değil, barındırdığı nadir eserlerle de dünya çapında bir öneme sahip. Bunlar arasında en dikkat çekeni, M.S. 893 yılında Ebü’l-Ameysel el-A’râbî tarafından parşömen üzerine kaleme alınan Kitabu’l-Me’sûr fi’l-Lüga isimli eserdir. 1133 yıllık bu tarihi el yazması, Türkiye kütüphanelerinde bulunan tarihi kesin olarak bilinen en eski yazma eserlerden biri olma özelliğini taşıyor. Arapça dilbilgisinin en erken ve en değerli örneklerinden biri kabul edilen bu eser, kütüphanenin ne denli büyük bir hazineyi barındırdığını bir kez daha kanıtlıyor.
