Dünya savunma sanayisinin gözü Türkiye’ye çevrilirken SAHA EXPO 2026’da tanıtılan yerli ve milli sistemler adeta gövde gösterisi yaptı. TSK envanterine girmeye hazırlanan ve bugüne kadar sır gibi saklanan otonom araçlardan hipersonik füzelere kadar tüm detaylar savaş meydanındaki yeni dönemin kapılarını aralıyor.
Dünya çapında bir marka haline gelen SAHA EXPO 2026, bu yıl sadece bir fuar değil, Türk mühendisliğinin ulaştığı akılalmaz noktanın bir kanıtı olarak tarihe geçiyor. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girmeye hazırlanan gizli projelerin ilk kez görücüye çıkması, ziyaretçilerin adeta nefesini kesti. Savaş meydanındaki riskleri sıfıra indirmeyi hedefleyen TSK, SAHA 2026’da yeni nesil ağır sınıf insansız kara ve hava araçlarını tanıtırken, bu ileri teknoloji sistemler dengeleri değiştirecek bir güç çarpanı olarak konumlanıyor.
Karada Hibrit Güç ve Keskin Nişancı Füzeler
FNSS standında sergilenen ALKA KAPLAN-HİBRİT, yönlendirilmiş enerji silah sistemiyle fuarın en dikkat çeken unsurlarından biri oldu. Opsiyonel olarak insanlı ve otonom kabiliyetlerle donatılan bu araç, yeni nesil hibrit dizel elektrikli paletli tahrik sistemi sayesinde sessiz sürüş ve uzatılmış izleme imkanı sunuyor. Geliştirilmiş yakıt ekonomisiyle sahada olağanüstü bir performans vaat eden KAPLAN, TSK’nın kara gücüne yeni bir boyut kazandırıyor.
Hassas vuruş kabiliyetinde ise CİDA ve NEŞTER sistemleri ön plana çıkıyor. Uzun menzilli tanksavar füze sistemlerinin en yeni üyesi olan CİDA, hibrit arayıcı başlığı ve görüş ötesi kullanım yeteneğiyle nokta atışı yapabiliyor. MAM-L ürününün özel bir varyantı olan NEŞTER ise patlayıcı içermeyen ancak kesici bıçaklarla donatılmış özgün harp başlığıyla, sivil kaybı önleyerek doğrudan noktasal hedefleri etkisiz hale getiriyor.
Hava Savunma ve Akıllı Mühimmatlarda Yapay Zeka Devrimi
Hava savunma tarafında ASELSAN KORKUT 25, mini ve mikro İHA tehditlerine karşı yapay zeka destekli tespit yeteneğiyle öne çıkarken, CİRİT ANTİ-İHA füzesi ise hareketli hafif zırhlı hedeflere karşı maliyet etkin bir çözüm sunuyor. Baykar tarafından geliştirilen KEMANKEŞ 2 ise adını Türk okçularından alarak zorlu koşullarda otonom uçuş yapabiliyor. Jet motorlu bu mini seyir füzesi, yapay zeka destekli optik güdüm sistemi sayesinde düşman hatlarının derinliklerindeki kritik hedefleri imha edebiliyor.
Bayraktar KIZILELMA ise insansız savaş uçağı teknolojisinde çıtayı en üst noktaya taşıyor. Düşük radar kesit alanı ve üstün manevra yeteneğiyle hava-hava muharebesinde etkin bir rol oynayan KIZILELMA, akıllı filo otonomisiyle koordineli görevler icra edebiliyor. Uçak gemilerinden operasyon yapabilme kabiliyeti üzerindeki çalışmalar ise Türkiye’nin deniz aşırı güç projeksiyonu için hayati bir önem taşıyor.
Mavi Vatan’ın Yeni Muhafızları ve Sürü Teknolojisi
Deniz platformlarında TUFAN İnsansız Deniz Aracı (İDA), sürü düzeninde görev yapabilme ve yüksek patlayıcılı harp başlığı taşıma özellikleriyle dikkat çekiyor. Kıyı tesislerinin ve su üstü hedeflerinin etkisiz hale getirilmesinde kullanılacak olan TUFAN, otonom kaçınma manevralarıyla asimetrik harpte büyük bir avantaj sağlıyor. Benzer şekilde STM KUZGUN, 1000 kilometrenin üzerindeki menzili ve 6 saatlik havada kalış süresiyle Türkiye’nin stratejik vuruş kapasitesini artırıyor.
Baykar’ın fuara dahil ettiği MIZRAK, SİVRİSİNEK ve K2 gibi kamikaze dron sistemleri, yapay zekanın savaş alanındaki mutlak hakimiyetini simgeliyor. BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, bu yeni sistemlerin kabiliyetlerini şu sözlerle özetliyor: “Bunlar sürü halinde yapay zekayla donatılmış akıllı sürü otonomisiyle görev yapabilen, kendi içlerinde sinerjiyle koordine olabilen, akıllı bir şekilde küresel konumla sistemlerinden bağımsız bir şekilde hedefe gidip hedefi bulup etkisiz hale getirebilen farklı kabiliyetteki kamikaze insansız hava araçları.”
Hipersonik Hız ve Kıtalararası Erişim: YILDIRIMHAN
SAHA 2026’nın belki de en sarsıcı duyurusu, Türkiye’nin bugüne kadarki en büyük füzesi olan YILDIRIMHAN oldu. Yaklaşık 6.000 kilometre menzile sahip olan bu sistem, kıtalararası hedefleri vurabilecek bir kapasite sunuyor. Mach 9 ile 25 arasında değişen hipersonik hızlara ulaşabilen YILDIRIMHAN, mevcut tüm hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahip. 3 bin kilogramlık devasa patlayıcı yükü ve sıvı nitrojen tetroksit yakıtlı dört roket motoruyla bu füze, modern harp doktrinlerinde Türkiye’yi stratejik bir süper güç konumuna taşıyor.
Deniz altı operasyonlarında ise KILIÇ ailesi ve CELLAT KİDA sistemleri sessiz ve derinden gelen bir tehlike oluşturuyor. KILIÇ 10 ve KILIÇ 200 su altı sistemleri, düşük görünürlük ve yüksek hassasiyetli imha yetenekleriyle asimetrik deniz harbinde fark yaratırken, CELLAT KİDA 500 kilogramlık faydalı yük taşıma kapasitesiyle deniz hedeflerine karşı amansız bir avcı olarak görev yapıyor.
