İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO 2026’nın en çok konuşulan ismi olan Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan, sahip olduğu 6 bin kilometrelik menzili ve hipersonik hızıyla savunma sanayiinde yeni bir çağın kapılarını aralıyor. Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge Müdürü Nilüfer Kuzulu’nun NTV canlı yayınında açıkladığı teknik detaylar ve İsrail basınında yankı uyandıran “kıyamet canavarı” nitelendirmesi, yerli füzenin küresel dengeleri nasıl değiştireceğini gözler önüne seriyor.
Türk savunma sanayii, tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini SAHA EXPO 2026 fuarında yaşıyor. Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde geliştirilen ve Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi olma özelliğini taşıyan Yıldırımhan, stratejik caydırıcılık anlamında ülkeyi en üst lige taşıyor. Tam 6 bin kilometrelik menzile sahip olan bu devasa roket, teknik donanımı ve ulaştığı hız kapasitesiyle sadece bölgede değil, tüm dünyada yakından takip ediliyor.
Yıldırımhan füzesinin teknik kapasitesi ve hızı sınırları zorluyor
Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge Müdürü Nilüfer Kuzulu liderliğindeki ekip tarafından geliştirilen Yıldırımhan, sahip olduğu motor teknolojisiyle dikkat çekiyor. Füzenin atmosfer içindeki hareket kabiliyeti ve ulaştığı sürat, mevcut savunma sistemlerini etkisiz kılacak düzeyde. Verilen bilgilere göre sistem, Mach 9 ile Mach 25 arasında değişen inanılmaz hızlara çıkabiliyor. Dört adet roket motoruyla tahrik edilen Yıldırımhan, yakıt olarak ise sıvı nitrogen tetroksit kullanıyor. Bu teknik altyapı, füzenin hedefine ulaşırken durdurulamaz bir güç haline gelmesini sağlıyor.
Nilüfer Kuzulu on yıllık emeğin meyvelerini NTV ekranlarında anlattı
SAHA EXPO’da NTV yayınına katılarak projenin perde arkasını paylaşan Nilüfer Kuzulu, Yıldırımhan’ın on yıllık bir emeğin sonucu olduğunu belirtti. Bakanlığın yaklaşık on yıldır hipersonik teknolojiler üzerinde titizlikle çalıştığını vurgulayan Kuzulu, projenin geldiği noktayı şu sözlerle ifade etti: “Roket motorlarımızla ilgili çalışmalarımızı geçen sene tamamlamıştık. Şimdi gövdesi ve yakıtıyla birlikte tamamladıktan sonra ürünümüzü lanse etmeye geldik.” Kuzulu ayrıca, Yıldırımhan’ın Türkiye’nin vizyonunun en önemli göstergesi olduğunun altını çizdi.
Yerli yakıt teknolojisi ile tam bağımsız savunma sanayii
Füzenin sadece motoru ve gövdesi değil, kullanılan yakıtı da Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı açısından büyük önem taşıyor. Geçmişte dışa bağımlı olunan bu kritik bileşenin artık yerli imkanlarla üretildiğini söyleyen Nilüfer Kuzulu, “Seri üretimini tamamladığımız bir yakıtımız ve tesisi var. Roket yakıtımız var, harp başlığımız var.” dedi. Bu gelişme, Türkiye’nin balistik füze teknolojisinde sürdürülebilir bir üretim kapasitesine ulaştığını kanıtlıyor. Ayrıca MSB’nin sadece roket değil, eş zamanlı olarak jet ve helikopter motorları üzerinde de yoğunlaştığı belirtildi.
Gölgehan Jammer ve yeni nesil jet motoru görücüye çıktı
Fuarın tek yıldızı Yıldırımhan değildi. Milli Savunma Bakanlığı, teknolojik gövde gösterisini yeni bir jet motoru ve gelişmiş bir jammer sistemiyle destekledi. Sergilenen jet motorunun muadillerinden ayrılan yönlerine değinen Kuzulu, “Ebat olarak diğer motorlara benziyor olsa da teknik olarak içerisinde kullanılan kompresörler çok daha farklı.” ifadesini kullandı. Bunun yanı sıra, yüksek frekans aralığına sahip Gölgehan isimli jammer da büyük ilgi gördü. Gölgehan’ın en dikkat çekici özelliği, frekans atlatma yeteneği sayesinde belirli bir bölgeyi sinyallere tamamen kapatırken, istenilen noktaları bu kapatmanın dışında bırakabilmesi olarak açıklandı.
Dünya basını şaşkın İsrail medyası kıyamet canavarı dedi
Yıldırımhan’ın tanıtılmasıyla birlikte uluslararası medya kuruluşları haberlerini “acil” koduyla geçti. Özellikle İsrail basını, Türkiye’nin bu yeni hamlesine geniş yer ayırdı. Maariv gazetesi, “Dünyayı şaşırtan balistik füze canavarı tanıtıldı” başlığıyla verdiği haberde, füzenin stratejik gücüne vurgu yaptı. Bir diğer İsrail yayın organı Kikar ise haberi “Türkiye’den gelen cehennem” başlığıyla okuyucularına duyurdu. İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri medyasında da geniş yankı bulan Yıldırımhan, Türkiye’nin savunma vizyonunun küresel ölçekteki etkisini bir kez daha tescilledi.
