Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Öcalan’a Koordinatörlük Statüsü: Perşembenin Gelişi Çarşambadan Belliydi!

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 8 Mayıs 2026

 

“Terörsüz Türkiye” ağır aksak ilerleyince, süreci başlatan MHP Genel Başkanı Bahçeli 5 Mayıs 2026’daki Grup Konuşmasında “Kurucu Önder” dediği PKK terör örgütü elebaşısı Öcalan’ın “Terörsüz Türkiye sürecine hizmet edecek şekilde” statüsünün belirlenmesi gerektiğinden bahisle, adının da “Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” olmasını önerdi.

Bunun üzerine sürecin karşısındaki İYİ Parti ve Zafer Partisi beklendiği gibi Bahçeli’yi ihanetle suçlarken, Ak Parti cenahından ise ne kati bir destek, ne de sert bir çıkış geldi.

MHP’liler dahi Öcalan’ın “koordinatör” olabileceğini hayal edemeyince konu ele alındı.

Öcalan’ın 2013-2015 Çözüm Süreci Döneminde Üstlendiği Rol de Farklı Değildi

Öcalan, PKK terör örgütünü tasfiye veya vaktiyle Bahçeli’nin “Terörle Müzakere” diye iktidarı suçladığı dönemlerde de PKK adına en yetkili kurumsal kimliğin tek sahibiydi.

Hatırlanacağı üzere 2013 yılı başlarken Ak Parti iktidarına “Yeni bir beyaz sayfa” açmayı teklif etmiş, kabul edilince de kaleme aldığı ve ‘PKK’ya da silahlı mücadeleyi sona erdirme’ çağrısı da yapan mektubu 21 Mart 2013’te Nevruz Günü Diyarbakır’da okunmuştu. Hatta terör örgütü silahlarını bırakarak ülkeyi terk edecekti. Sürecin zarar görmemesi için güvenlik güçleri terör örgütü elemanlarını görse dahi vali ve/veya kaymakam gibi mülki amirlerin emri olmaksızın müdahalede bulunamayacaklardı.

O dönemdeki süreç Hükümetle terör yanlısı taraf arasında zikzaklı bir grafik çizdi. Zira Suriye ve Irak’ta el-Kaide türevleri ile terör örgütünün bu ülkelerdeki uzantıları arasında da silahlı çatışmalar artarak devam ediyordu. Ancak gene de kısa bir süre önce İmralı ziyaretini yapan HDP milletvekilleri heyeti (Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken) ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ak Parti Grup Başkan Vekili Mahir Ünal, İçişleri Bakanı Efkan Ala ile Kamu Düzeni Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu Dolmabahçe’de bir araya gelerek 10 maddelik “Dolmabahçe Mutabakatı”nı açıkladılar.

Bu toplantıda HDP heyeti tarafından Öcalan’ın “Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken, demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK’yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu davet, silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır!” şeklindeki mesajı da açıklandı.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan da “Başbakanımızın başkanlığında çözüm süreci kurulunda gelinen aşamayı tüm boyutlarıyla kapsamlı bir şekilde ele aldık” diyerek, demokratik siyaseti yerleştirmek için “Ak Parti iktidarı olarak, 12 yıldır akan kan dursun, analar ağlamasın diyerek sessiz devrim niteliğinde adımlar attık. her türlü sorunun çözüm yeri olarak siyaset kurumunu gördük. Demokrasimiz sorunları konuşabilecek, tartışabilecek, çözüm yoluna koyabilecek imkan ve kabiliyete ulaşmıştır. (…) Bundan sonra da özgüven içinde tartışmaktan, konuşmaktan geri durmamamız gerekiyor. Aslında gök kubbe altında konuşulmadık bir şey kalmadı. demokrasilerde halkın desteğini alan görüşler, düşünceler ve politikalar değer kazanır. biz de milletimizin hayır duası ve desteğiyle süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız!” şeklindeki ifadesiyle, o günlerin gündemindeki “yeni Anayasa”nın köklü ve kronik sorunların çözümünde fırsat olacağını ekledi.

Akdoğan ayrıca “Temel hak ve özgürlükleri daha da geliştirmek, hakça ve kardeşçe bir ortam hazırlamak ancak bütünlüğe katkı sağlar. vatandaşlarımızın aidiyet duygusunu daha da geliştirir. temel sorunlarını geride bırakan Türkiye, küresel ve bölgesel bir güç haline gelecektir. Çözüm sürecinin zor, meşakkatli, akşamdan sabaha bitmeyecek bir süreç olduğunu biliyoruz. ancak samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sonuca ulaşacağımıza da inanıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi biz birlikte Türkiye’yiz ve her şey Türkiye için!” şeklinde sözlerini sürdürmüştü.

Ancak kamuoyunda büyük bir tepki alan “Dolmabahçe Mutabakatı” üzerine dönemin Başbakanı Erdoğan,Ben oradaki toplantıyı doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin başbakan yardımcısıyla şu anda parlamento içinde olan bir grubun yan yana fotoğraf vermesini doğru bulmuyorum. Ne Dolmabahçe mutabakatı? Nereden çıkmış böyle bir şey? Böyle bir mutabakat falan söz konusu değil!” diyerek, kendi başkanlığındaki “Çözüm Süreci Kurulu”nun koordinatörü ve Başbakan Yardımcısı Akdoğan’ı yalancı çıkarmıştı.

Ancak burada esas olan Erdoğan ya da iktidarın yan çizmesi değil, Öcalan’ın Diyarbakır’daki konuşma mektubuna ilaveten Dolmabahçe’de de ifadelerinin okunmuş olmasıydı. Yani “Çatışmaları Çözümlenmesi” bilimine göre Öcalan, PKK ve destekçilerinin temsilcisiydi. Yani PKK adına “Evet” ya da “Hayır!” deme keyfiyeti Öcalan’a aitti. İktidarda ise Erdoğan’a…

‘Terörsüz Türkiye’de Öcalan’a “Arabuluculuk” Veya Koordinatörlük Eşiği Atlatılması

Hatırlanacağı üzere Terörsüz Türkiye sürecini başlatan Bahçeli 22 Ekim 2024’teki Grup Konuşmasında Öcalan’a “Örgütü lağvet, TBMM’de DEM Parti grubunda konuş!” şeklinde çağrı yapmış, hatta 5 Kasım 2024’te de aynı kürsüden “Haydi DEM grubuna gelsin, bunları teker teker söylesin, ak koyun kara koyun ortaya çıksın, umut hakkından da istifade etsin. Sözümün arkasındayım ve teklifimde ısrarlıyım!” diyerek çağrısını tekrarlamıştı.

Bundan sonra Öcalan, hele de DEM Parti heyetleri İmralı’da görüşme yaparak döndükten sonra yavaş yavaş Bahçeli’nin 5 Mayıs 2026’da önerdiği çözüm süreci koordinatörlüğüne evrilmeye başlamıştı. Kasım 2025 ortalarında e-gazetemiz WOT’ta yayınlanan “CHP’nin Terörsüz Türkiye’de Yarattığı Derin Çatlak” başlıklı analizimizde; İmralı’ya heyet gönderilmesi durdurulunca Bahçeli’nin bu konuyu gündeme getirmesi üzerine Ak Parti çevrelerinde “Davul Erdoğan’ın boynunda, tokmak Bahçeli’nin elinde!” ve “Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde hiçbir yetkisi olmayan sorumlu!” şeklinde eleştiriler olduğundan bahsedilmişti.

Aynı analizde PKK ve DEM Parti’yi ikna edebilecek tek otoritenin Öcalan olduğundan bahisle,  devlet ile teröristler ve destekçileri arasında Bahçeli’nin %30-40, Öcalan’ın %60-70 arasında  aracı/arabulucu rolünün mevcut olduğunu, Hükümet tarafını zorlarken Bahçeli’nin bu rolünün yüzdesinin çok daha yükseldiğinden bahsetmiştik.

Benzer şekilde süreç başladıktan sonra “Teröristlerle hiç bir pazarlık yapılmayacağı” yönündeki açıklamaların içinin boş olduğunu, terörist tarafı “Biz pes ettik, el aman!” demediği için karşı tarafın isteklerinin önemli bir kısmına da onay verileceğinin altını çizmiştik.

27 Kasım 2025’te WOT’ta yayınlanan “Terörsüz Türkiye Heyetinin İmralı Ziyaretiyle Öcalan’a Eşik Atlatıldı” başlıklı analizde de Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye Komisyonu” heyetinin İmralı ziyaretini gerçekleştirmesini “Hiç kimse gelmezse üç kişiyi alır tek başıma İmralı’ya giderim!” şeklindeki emrivaki sözleriyle sağladığından bahisle, anılan ziyaret sonrasında 25 Kasım tarihli grup konuşmasında “Terörsüz Türkiye hedefinin en ciddi muhataplarından biri İmralı’dır!” sözüyle de “Öcalan’a Türk siyasetinde yeni bir eşik daha atlattığı”nın altını çizmiştik.

Bilindiği üzere bu uğurda darağacını bile göze aldığını söyleyince İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu Meclis Grup Konuşmasında Bahçeli’yi “ihanet”le suçlayarak kement de atmıştı…

Aynı analizde; Bahçeli’nin “Ok yaydan çıktı!” ifadesinden hareketle “Artık Türk siyasetinde beğensek de beğenmesek de, ‘bebek katili’ desek de yeni bir aktör var: Öcalan! Sürecin yönetimi yerine göre değişerek %30-70 arasında Öcalan tarafından yapılıyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti hala beklemede! şeklinde bir değerlendirme yapılmıştı.

Sonuç:

Bahçeli’nin, “Öcalan’ın sürecin koordinatörü” olması yönündeki önerisi “görünen köy kılavuz istemez!” denecek kadar 22 Ekim 2024’teki çağrısında ortaya çıkmıştı. Daha sonra “Kurucu Önder” de diyerek sınıf atlattığı Öcalan, Kasım 2025’te de gene Bahçeli’nin süreçte en ciddi muhataplarından birinin İmralı olduğunu söylemesiyle bu kez yeni bir eşik atlatılmıştı. Bu gelişmelerden sonra “koordinatörlük” sıfatının verilmesi sürpriz sayılamayacak kadar açık iken, neden şaşkınlık yaşanıyor ki?

Sürecin karşısında olanlar söyleyeceklerini söylüyorlar. Süreci desteklediğini mırıldananlar da en azından Öcalan’ın koordinatörlüğünü Kabul etmiyorlarsa farklı bir çözüm önerisi getirmelidirler!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER