Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Eurasia Review: Çin, Trump’ın Hürmüz’deki planlarını engelleyebilir mi?

Trump-Xi görüşmesi sonrası Çin, diplomatik hamlelerin ötesine geçmeyi mi planlıyor? Çin, Trump’ın Hürmüz’deki planlarını engelleyebilir mi?

Trump-Xi görüşmesi sonrası Çin, diplomatik hamlelerin ötesine geçmeyi mi planlıyor?

ABD merkezli önemli yayın organlarından Eurasia Review’de, Hürmüz Boğazı ekseninde derinleşen İran krizi, Çin’in yükselen diplomatik ve ekonomik pozisyonlanması ile ABD–Çin stratejik geriliminin kesiştiği yeni küresel fay hattına ilişkin kapsamlı bir analiz yayınlandı.

Analizde, Hürmüz Boğazı’nın yeniden küresel jeopolitik rekabetin merkezine yerleştiği, enerji güvenliği ile büyük güç rekabetinin artık birbirinden ayrılamaz hale geldiği bir döneme girildiği vurgulandı. Çin’in ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyareti ile Hürmüz krizini doğrudan ilişkilendiren çıkışının, Washington üzerindeki diplomatik baskıyı artıran yeni bir eşik olduğu ifade edildi.

Analizde ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik politikalarının yalnızca bölgesel değil, küresel enerji akışını ve büyük güç ilişkilerini doğrudan etkileyen bir kriz üretme kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekilirken; Çin ve Rusya’nın giderek daha görünür hale gelen karşı söyleminin, uluslararası sistemde ABD merkezli güvenlik mimarisine alternatif bir okuma alanı oluşturduğu belirtildi.

Yeni küresel düzende Hürmüz Boğazı’nın sadece bir enerji geçiş hattı değil, aynı zamanda ABD–Çin stratejik rekabetinin en kritik baskı noktalarından biri haline geldiği vurgulanan analizde, tarafların gerilimi kontrol altına alamaması halinde “kinetik faza” geçiş riskinin giderek arttığına dikkat çekildi.

İşte Eurasia Review’de yayınlanan analiz:

Çin, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik geçtiğimiz günlerde dikkat çekici bir uyarıda bulunarak, Pekin’e giden yolun Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ifade etti.

Eurasia Review: Çin, Trump'ın Hürmüz'deki planlarını engelleyebilir mi?

Bu çıkış, Trump’ın 14–15 Mayıs’ta planlanan Çin ziyaretini doğrudan İran çevresindeki krizle ilişkilendiren cesur bir hamle olarak öne çıktı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Trump ile yaptığı son telefon görüşmesinde, ABD ve İsrail’in askeri saldırılarını yeniden başlatmasının yalnızca İran ve komşuları için değil, tüm uluslararası sistem için ağır sonuçlar doğuracağını vurgulamı ve İran topraklarına yönelik bir kara operasyonunun ise “kabul edilemez ve tehlikeli” olacağını belirtmişti.

Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığının başlangıcına denk gelen özel basın toplantısında konuşan Pekin’in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Fu Cong ise, ABD’nin İran’a yönelik ablukanın kaldırılması gerektiğini ve krizin temel nedeninin ABD ve müttefiklerinin “haksız saldırıları” olduğunu ifade etti.

Hürmüz merkezli baskı

Büyükelçi Fu, Hürmüz Boğazı’nın Trump’ın Pekin’e ulaştığı gün hala kriz halinde olması durumunda meselenin ikili zirvenin en üst gündem maddesi olacağını vurguladı.

Eurasia Review: Çin, Trump'ın Hürmüz'deki planlarını engelleyebilir mi?

Çin–ABD ilişkilerinin yalnızca bu krizle sınırlı olmadığını belirtmekle birlikte, dünyanın en kritik enerji geçiş noktasındaki tıkanmanın artık ertelenemez bir öncelik haline geldiğini ifade etti.

Çin’in dünya petrol ithalatının yaklaşık yüzde 40’ının Hürmüz üzerinden geçtiği dikkate alındığında, Pekin açısından deniz trafiğinin yeniden açılması hem ulusal hem de küresel ekonomik istikrar açısından acil bir zorunluluk olarak görülmektedir.

Fu, sorumluluğun iki tarafa da ait olduğunu belirterek eş zamanlı bir gerilimsizleşme çağrısı yaptı: İran kısıtlamaları gevşetmeli, ABD ise yaptırım baskısını geri çekmelidir.

Alternatif söylem inşası

Çin ve Rusya’nın son dönemdeki çıkışları, uluslararası sistemde ABD’yi Körfez bölgesinin temel istikrarsızlık kaynağı olarak konumlayan alternatif bir anlatının şekillendiğine işaret etmektedir.

Eurasia Review: Çin, Trump'ın Hürmüz'deki planlarını engelleyebilir mi?

Ancak bu iki aktör arasında Çin’in pozisyonu daha ileri bir noktaya taşınmış, Hürmüz krizinin çözümünü doğrudan Çin–ABD stratejik ilişkileriyle bağlantılı hale getirmiştir.

Fu’nun açıklamalarında özellikle dikkat çeken nokta, ABD’nin askeri müdahalelerinin meşruiyetine yönelik sert eleştiridir. Bununla birlikte Çin, İran ile herhangi bir askeri iş birliği içinde olmadığını açık biçimde reddetmiş, buna karşın İran halkına yönelik “illegitimate war” tanımlamasıyla empati vurgusu yapmıştır.

Pekin’in söylemin ötesine geçerek somut bir adım atması, bu yeni pozisyonun en kritik göstergesi olmuştur. Çin, ABD yaptırımlarını ihlal edecek şekilde ülke genelindeki rafinerilere İran petrolü alımını sürdürme talimatı vermiştir.

Bu adım, Trump yönetimine yönelik doğrudan ve açık bir meydan okuma olarak değerlendirilmekte ve Çin’in artık yalnızca diplomatik değil, ekonomik cephede de risk aldığı bir aşamaya geçildiğini göstermektedir.

Stratejik denge ve Körfez hesapları

Buna karşın Pekin’in hesaplarında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle olan derin ekonomik ilişkiler de belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Çin’in enerji ve yatırım bağlamında Körfez ile İran’dan çok daha dinamik bir ilişki geliştirdiği açıktır.

Eurasia Review: Çin, Trump'ın Hürmüz'deki planlarını engelleyebilir mi?

Bu nedenle Pekin, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimlerde açık taraf olmaktan kaçınmakta, dengeyi koruyan üst bir pozisyon inşa etmeye çalışmaktadır. Fu’nun açıklamalarında yargılayıcı bir ton kullanılmaması bu stratejik denge arayışının yansımasıdır.

Mevcut tablo Trump açısından üç temel seçenek üretmektedir.

Birincisi yeniden savaş seçeneğidir. Ancak bu hem iç politikada ciddi karşılığı olmayan hem de başarı ihtimali tartışmalı bir yoldur.

İkincisi müzakere sürecine dönüş olabilir. Ancak bu durumda İran’ın talepleri, Trump’ın “maksimum baskı” stratejisinden geri adım atmasını zorunlu kılmaktadır.

Üçüncü seçenek ise mevcut “kuşatma savaşı” modelinin sürdürülmesidir. Bu yöntem daha düşük maliyetli görünse de zamanla stratejik bir tuzağa dönüşmektedir; belirleyici unsur dayanıklılık haline gelmektedir. Bu noktada uluslararası baskının yön değiştirmesi kritik bir faktördür.

Hürmüz’de gerilim riski

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemi geçişlerinin durduğunu iddia eden ABD açıklamalarını yalanlamış, bölgedeki kontrol iddiasını sürdürmüştür.

Eurasia Review: Çin, Trump'ın Hürmüz'deki planlarını engelleyebilir mi?

ABD’nin “Project Freedom” adıyla bölgede güvenli geçişi sağlama iddiasıyla askeri varlık oluşturma girişimi ise Tahran tarafından statükoyu değiştirmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirilmektedir.

İran Devrim Muhafızları, ABD’nin olası askeri varlığının güçle karşılanacağını açık biçimde ilan etmiş ve Boğaz’daki güvenlik mimarisinin İran’ın belirlediği kurallar çerçevesinde şekilleneceğini vurgulamıştır.

Tüm bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı’nda risk seviyesinin hızla yükseldiğini ve tarafların “kinetik faza” doğru kaydığı bir eşik noktasına yaklaşıldığını göstermektedir.

Bu aşamada en küçük askeri veya siyasi hamlenin dahi bölgesel değil, küresel etkiler üretme potansiyeli bulunmaktadır.